< BU SAYFA YAPIM AŞAMASINDADIR >

YAZILAR & HABERLER

Ağız ve diş sağlığı hakkında detaylı yazılarımıza göz atabilirsiniz.


dis-eti-saglikli.jpg

Nisan 12, 2022 7

Diş Eti Hastalıkları ve Tedavileri

Giriş

Diş eti, ağız ve diş sağlığının en önemli göstergelerinden biridir. Sağlıklı diş etine sahip bireyler çoğunlukla sorunsuz dişlere de sahip olurlar çünkü kötü ağız hijyeninden ilk etkilenen ve alarm veren doku diş etidir. Diş etindeki rahatsızlıklar, ağız içinde yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunun habercisidir.
Bu yazımızda fazla detaylara girmeden, temel hatlarıyla diş etinin rahatsızlıkları ve tedavileri hakkında bilgiler vermeye çalışacağım.
Not; Diş etiyle ilgilenen diş hekimliği dalı “periodontoloji” dir ve bu konuda uzmanlaşmış hekimlere de periodontolog adı verilir.

Diş Eti Sağlığı Neden Önemlidir ?

Bütün vücudumuzda geçerli olan bir kural vardır; yumuşak doku sert dokuyu sarar. Yani, bir kemik varsa etrafında deri, kas, diş eti gibi onu saran bir yumuşak doku vardır.
Dişlerimiz çene kemiklerimizin içine gömülmüş haldedir. Çene kemiği ise diş etiyle sarılmıştır. İşte tam burada, diş eti bir sebeple hasar görürse altındaki kemik hemen eriyerek duruma tepki gösterecektir. Bu bir savunma mekanizmasıdır. Dişleri saran kemik eridiği zaman da temeli sağlam olmayan dişler yer değiştirmeye, sallanmaya ve hatta dökülmeye başlayacaktır.
Diş eti rahatsızlıklarını vücudun mikroplara karşı verdiği bir savunma mekanizması olarak düşünebiliriz.
İşte diş etinin sağlığı bu yüzden çok önemlidir.

Sağlıklı Diş Eti Özellikleri

Sağlıklı diş etinin özellikleri sşunlardır;
* Mat pembe renktedir. Bazı kişilerde ten rengine bağlı olarak kırmızımsı olabilir.
* Sıkı ve yoğun bir kıvamdadır.
* Üzeri pürüzlü, portakal kabuğu görünümündedir.
* Fırçalarken kanamaz.
* Dişi sıkıca sarar.
dis eti hastalıkları ve tedaviler
Sağlıklı diş etinin görüntüsü. Portakal kabuğu görünümünde, mat pembe renkli, kanamasız ve sıkı kıvamlıdır.

Sağlıksız Diş Eti Özellikleri

Sağlıksız bir diş etinin en önemli ve ilk göstergesi kanamadır. Bir kişi dişlerini fırçaladığında kanıyorsa mutlaka bir diş eti sorunu vardır denebilir. Diş etinin kanaması asla ihmal edilmemesi gereken bir tablodur.
Diş eti rahatsızlıklarının en temel sebebi eksik ağız hijyeni yani diş fırçalamamaktır. Onun dışında diş etiyle ilgili rahatsızlıklara davetiye çıkaran durumlar genetik, sigara, alkol, uyuşturucu, kötü beslenme, bazı ilaçlar, diyabet, bazı sistemik hastalıklar olarak sayılabilir. Ancak bunların hiç biri kötü ağız hijyeni kadar etkili değildir.
Sağlıksız diş etinin görüntüsü şu şekildedir;
* Kanama,
* Kırmızı ve parlak yapı,
* Ödemli şiş görüntü,
* Diş etinin çekilmesi ve diş etinin gevşek durması.
diş eti hastalıkları ve tedavileri
Sağlıksız diş etinin görüntüsü. Ödemli, kanamalı, parlak kırmızı renkte. Sebebi kötü ağız hijyeni.

Diş Eti Hastalıkları Nasıl Oluşur ?

Basitçe diş eti hastalığı, diş etinin kenarı ve altına yerleşen mikroorganizmaların oluşturduğu bir enfeksiyondur. Diş eti hastalıklarının bir çok faktörü vardır.
Diş eti hastalıklarını önlemede ağız hijyeni, mikroorganizmaları uzaklaştırması ve beslenmelerini engellemek açısından önemlidir.

Gingivitis

Diş eti hastalıklarının en basit olanı gibi düşünülebilen gingivitis, plak birikimine bağlı bir hastalıktır. Genellikle ağrısızdır ve yavaş ilerler.
Ağız hijyeni eksikliğine bağlı olarak, diş etinin kenarında biriken plak ve mikroorganizmalar diş etine zarar vermeye ve enflamasyona sebep olurlar.
Gingivitiste diş etinin görüntüsü, kanamalı, parlak ve ödemli bir haldedir. Dişler arasındaki papiller formunu kaybetmiş ve yuvarlaklaşmış şekildedir. Gingivitis sadece diş etinin seviyesinde bir hastalık olup kemik hasarı gözlenmez.
Gingivitis, cerrahi olmayan diş taşı temizliği ve ağız hijyeninin iyileştirilmesiyle kolayca tedavi edilebilir. 
Not; bazı özel durumlarda da diş etinde gingivitis belirtileri olabilir. Bunlar hamilelik, gelişme çağı, ilaç kullanımı, lösemi gibi durumlardır.
diş eti hastalıkları ve tedavileri
Gingivitis görüntüsü.

Periodontitis

Periodontitis, basit olarak çene kemiğini de etkileyen diş eti hastalığıdır. Durum gingivitise göre ciddileşmiş, enflamasyon çene kemiğini eritmeye başlamıştır. Diş etinde kanama, şişlikle beraber dişlerde sallanma, ağrı, iltihap akışı da görülür.
Periodontitis, teorik olarak karışık bir durumdur. Burada bilimsel detaylarına girmeye gerek yok. Önemli olan ileri derecede bir diş eti hastalığı olduğunu anlamaktır.
Periodontitis tedavisinde, işin içine cerrahi müdahale de gerekebilmektedir. Diş etinin altındaki dokuları ve diş kök yüzeylerini temizlemek için anestezi altında cerrahi müdahale yapılır.
Periodontitis tedavisinde, diğer tüm diş eti hastalıklarında olduğu gibi ağız hijyeni çok önemlidir. 
diş eti hastalıkları ve tedavileri
İleri derecede bir periodontitis vakası. Dişlerin etrafındaki diş ve kemik dokusu çekilmiş.

Sonuç

Diş etinin sağlığı ağız ve diş sağlığını sağlamada önemli bir karakterdir. Diş etinde kanama, ödem, sızlama hisseden kişiler acilen bir diş hekimine muayene olmalı ve sorun henüz büyümeden basit tedavilerle sağlıklı diş etlerine kavuşmalıdır.
Tüm yazıda tekrar tekrar ağız hijyeni teriminden bahsettim. Sağlıklı diş ve diş etlerine sahip olmak için ağız hijyenini sağlamak adına dişlerimizi etkili bir teknik ve iyi bir diş fırçasıyla fırçalamak gerekiyor. Bu konuyla ilgili “En Etkili Diş Fırçalama Tekniği” ve  “Diş Fırçası Seçimi” yazılarına göz atmanızı tavsiye eder,
Sağlıklı günler dilerim..

***

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

iltihap-apse-dis-1.jpg

Nisan 9, 2022 305

İltihaplı Apseli Diş Çekimleri ve Tedavileri

Bu yazıda iltihaplı diş ağrısına ne iyi gelir, iltihaplı diş çekilir mi, iltihaplı diş çekilirse ne olur, diş apsesine ne iyi gelir , acil durumda ne yapılmalı, hangi ilaçlar kullanılabilir gibi sorulara cevaplar bulacaksınız

***

İltihaplı diş kesinlikle çekilmez inanışı yanlıştır !

Her diş ağrısı iltihap değildir !

Antibiyotik ilk değil son çaredir !

İltihap diye bilinen şey, enfeksiyona karşı vücudun bağışıklık sisteminin vermiş olduğu bir cevaptır. Apse ise içi iltihapla dolu enfeksiyon odağıdır.
iltihap diş apse antibiyotik
İltihaplı ve apseli dişler için ilaç kullanmadan önce mutlaka bir diş hekimine gitmek gerekir.

İltihap ve Apsenin Oluşma Mekanizması

Apse ve iltihap kavramlarını diş için düşünecek olursak olay şöyle gelişir;
1- Aşırı ilerlemiş diş çürüğü veya diş eti rahatsızlığı sebebiyle mikroorganizmalar diş çevre dokularına yayılmaya başlarlar.
2- Normalde az sayıdaki mikroorganizma ile kolayca başa çıkabilen bağışıklık sistemi çok sayıdaki mikroorganizmaya karşı ani tepkiyle savaş başlatır.
3- Vücudun savunma sistemi “etrafını sar ve parçala” şeklinde çalıştığından mikroorganizma kümesinin etrafı doku sıvısıyla sarılır. Bu olay dişin şişmesi şeklinde görülür ve apse oluşur.
4- Apse içindeki iltihap vücut tarafından dışarı atılmak istenir ve apse bir noktadan patlayarak apse içindeki irin dışarı atılmış olur. Apsenin açılma noktasına fistül denir.
5- Bu aşamaya kadar olanlar akut apse olarak adlandırılır. Eğer iltihaba sebep olan etken ortadan kaldırılmaz yani diş tedavi edilmez ise bu tablo kronikleşir. Diş şişer, iner, sonra tekrar şişer, yine iner.. Bu da kronik apsedir.

İltihaplı Apseli Diş Çekilir mi ?

İltihaplı ya da apseli dişlerin çekiminde durumun akut/kronik olduğuna bakılır.
Eğer hızla gelişen, enfeksiyon bulgularına sahip bir durum varsa çekimden önce, öncelikle antibiyotik desteği olmalıdır. Aynı zamanda enfeksiyona sebep olan etken de ,örneğin diş çürüğü, mümkün olduğunca temizlenmelidir. Hiç müdahale etmeden antibiyotik vermek yanlış bir tutumdur.
Eğer iltihaplı dişin durumu kronikleşmişse yani uzun süredir çürük olan bir diş ve sürekli şişip sonra inen, bir zaman sonra tekrar şişen sonra tekrar inen iltihaplı bir diş varlığı söz konusuysa, antibiyotiğe gerek kalmadan ilgili diş hemen çekilebilir. Gerekirse çekim sonrasında antibiyotik iltihap ve apsenin tekrar gelişmesini engellemek için verilebilir.
Sonuç olarak iltihaplı & apseli dişin çekimi tamamen durumla ilgilidir. Kesin bir şey söylenemez.

İltihaplı Diş Çekilirse Ne Olur ?

İltihaplı diş çekimi eğer steril şartlarda ve çok travmaya sebep olmadan yapılırsa genellikle bir şey olmaz.
Ancak;
Akut haldeki iltihaplı diş çekilirse, veya apse, enfeksiyon v.s. varlığında diş çekimi yapılması halinde enfeksiyonun kan ile karışması ihtimali vardır. Kesin karışır denmez, ihtimal vardır. Enfeksiyonun vücuda karışması halinde grip olmuş gibi belirtiler ortaya çıkar. Bunlar ateş, titreme, halsizlik v.s. gibi şeylerdir. Bu durumda yani iltihaplı diş çekimine bağlı enfeksiyonda bir hekim kontrolünde antibiyotik tedavisine başlanır.
Aslında iltihaplı diş çekilmez efsanesi, akut iltihaplı diş çekilmez anlamındadır.
İltihap akut halde değilse, yani akut olmayan iltihaplı diş çekilirse, mesela diş arada bir şişiyor sonra iniyor sonra tekrar şişiyorsa, kronik iltihaplı bir diş olduğu için hemen çekilebilir. Gerekirse çekimden sonra antibiyotik desteği verilebilir. Genellikle antibiyotik de gerekmez ama antibiyotik vermeyen hekim kötü hekimdir inanışı olduğu için hekimler bir ilaç yazarlar.
İltihaplı apseli bir dişin çekilememesindeki asıl problem, dişin kolay uyuşmayacak olması ve dokunulamayacak kadar hassas olmasıdır. Hekim dişe dokunamaz bile.
Apseli bir dişin anestezi çok ağrılı olur. O yüzden öncelikle apseye sebep olan diş çürüğü, diş çekilecek olsa bile temizlenerek apsenin inmesi sağlanmalıdır.
Çoğu hekim apseli iltihaplı dişe müdahale etmek istemez çünkü hem uğraştırıcı bir iştir hem de insanlar arasında “iltihaplı diş çekilmez!” inanışı çok yaygındır. Bunun sebebi de yıllardır insanlara bu algıyı empoze eden diş hekimleridir. Hastalar “iltihaplı diş çekilirse ne olur ?” diye sorsalar bile bir şeyler uydururlar. Hastalanırsın hatta ölürsün diyenler bile var. Oysa bu doğru değil. Olay sadece yukarıda bahsettiğim akut/kronik ayrımını yapabilmede.
İltihaplı bir diş çekilirse, hekim bu durumu hastaya iyice anlatmalı ve onu maksimum düzeyde aydınlatmalıdır. Kullanması gereken ilaçaları, dikkat etmesi gereken şeyleri anlatmalıdır. Ne olur ne olmaz eğer bir enfeksiyon gelişirse hastanın ne yapması gerektiğini izah ederek onu rahatlatmalıdır.

Apseli Diş Neden Çekilmez ?

Apseli iltihaplı dişlerin çekimleri enfeksiyonun akut dönemlerinde pek yapılamaz. Çünkü, ilgili bölge iyi uyuşmayacaktır ve akut haldeki enfeksiyonun kan ile birlikte vücuda karışma ihtimali vardır. Bu riskleri elimine etmek amacıyla öncelikle iltihaplı dişin mümkünse drenajı yani temizliği yapılarak ağrı ve enfeksiyon hafifletilir. Sonra gerekirse antibiyotik ile desteklenerek bir kaç gün sonra diş çekimi yapılabilir.
Apseli diş neden çekilmez sorusunun cevabı tam olarak; enfeksiyonun vücuda dağılma ihtimalinin önüne geçmektir.
Apseli dişler bazen mecburen çekilebilir. Bu durumda hekim çoğu zaman hemen antibiyotik desteğine başvurur.
Apseli diş çekiminin kişiyi öldürdüğü pek görülmemiştir. Ancak şu olabilir; hastanın başka bir rahatsızlığı da vardır ve diş çekimini takiben enfeksiyon kontrol edilemeyecek hale gelirse belki ölüm gerçekleşebilir ama bu çok düşük bir ihtimaldir.
Şahsen ben hiç diş çekimi sonrası ölüm tablosuna şahit olmadım. Diş hekimleri doğru olanı yaptıkları müddetçe bu ve buna benzer sorunlar ortaya çıkmayacaktır.

Apseli Diş Varlığında Ne Yapmalı ?

Öncelikle bir diş hekimine muayene olmakta fayda vardır. Diş hekimi iltihap ya da apsenin oluşumuna sebep olan etkenin durumuna göre bir tedavi planlaması yapacaktır. İltihaplı diş çekilmeli mi, çekilirse ne olur değerlendirmesi yapılmalıdır.
Bazı sık karşılaşılan tablolarda hekim yaklaşımı genellikle şöyle olmalıdır;
* Eğer şişlik yok ve diş ağrısının sebebi bir çürükse hemen çürük tedavi edilmelidir. Antibiyotiğe gerek yoktur.
* Şişlik var ve şişliğin sebebi çürük bir dişse öncelikle çürük temizlenerek enfeksiyon odağı ortadan kaldırılır. Çoğu zaman antibiyotiğe gerek kalmaz.
* Şişlik ve beraberinde o bölgede kızarıklık, sıcaklık, nabız atar gibi ağrı varsa yine mümkünse önce çürük temizlenerek sonrasında antibiyotik verilir. Dişe dokunulmayacak kadar hassasiyet varsa çürüğü temizlemeden de antibiyotik başlanabilir.
* Bazen diş o kadar çürümüş olur ki sadece bir kök vardır ve hastanın yüzü şişiktir. İşte o zaman hekim pek bir şey yapamaz ve sadece antibiyotik verir. Burada biraz hasta suçludur çünkü malesef işi çok ihmal etmiştir.

İltihaplı & Apseli Dişin Çekimi

Dişteki iltihap varlığı akut ve kronik olarak ikiye ayrılıp değerlendirilebilir.
Akut durumlarda yapılacak ilk iş hastanın ağrısını bir şekilde geçirmektir. Tedaviye daha sonra devam edilir. Örneğin çok ağrılı ve şişmiş bir diş varsa hızlıca dişin kökü kanal tedavisi yapılıyormuş gibi ağrısız bir şekilde temizlenir ve ağrı da hızlıca geçer. Tedavi için randevu verilir.
Kronik durumlarda ise tedaviye hemen başlanabilir. Kanal tedavisi gerekiyorsa hemen o seans enfeksiyon kaynağı temizlenebilir. Çekim yapılacaksa da anestezi altında diş çekilip gerekiyorsa çekimden sonra kullanılmak üzere antibiyotik verilebilir. Çoğu zaman antibiyotik gerekmez.

İltihaplı Apseli Diş Ağrısına Ne İyi Gelir ? Nasıl Geçer ?

İltihaplı diş ağrısına ne iyi gelir sorusunun en kesin cevabı bir diş hekimi müdahalesidir. İltihaplı apseli bir diş varlığında öncelikle yapılması gereken hemen bir diş hekimine muayene olmaktır.
Aşağıdaki uygulamalar kesinlikle iltihaplı diş ağrısını geçirir anlamına gelmez. Hatta hiç işe de yaramayabilir.
Diş hekimine hemen gitmek mümkün değilse iltihaplı diş ağrısını hafifletmek için;
* Tuzlu suyla gargara; o bölgeyi temizleyerek iltihaplı diş ağrısına iyi gelebilir.  Bir çay bardağı ılık suya bir çay kaşığı tuz katılarak gargara yapılabilir. Tuzlu suyun temizleyici özelliği çürük bölgesini temizleyeceğinden ağrıyı geçirebilir.
* Bölgeye soğuk uygulamak; bölgedeki metabolik aktiviteyi yavaşlatacağından ağrıyı hafifletebilir. Bir peçete ya da beze sarılmış buz parçalarını hafifçe iltihaplı bölgede yanağın üzerine bastırmak gerekir.
*Ağrı kesici içmek iltihaplı dişin ağrısını geçirmeye yardımcı olabilir. Ağrı kesicileri kesinlikle aşırıya kaçmadan, prospektüsünde yazdığı şekilde kullanmak gerekir.
Apranax, cataflam, majezik, arveles gibi ağrı kesiciler olabilir ama çoğu zaman ağrı kesici pek fayda etmez.
Ağrının sebebi çürük bir dişse bir karanfili ezerek dişin içine koymak da çok hızlı bir çözüm olabilir.
Önemli : İltihaplı apseli dişin ağrısını geçirmek amacıyla asla dişin içine aspirin gibi ilaçlar, karbonat, hidrolik yağı v.s. şeyler koymayınız.

İltihaplı Apseli Dişte Acil Durumlar

İlgili dişin çevresini temizlemek acil olarak işe yarayabilir. Diş fırçasının ulaşamadığı yerleri çok zedelemeden diş ipi ile temizlemek, mümkünse tuzlu su ile gargara yapmak bir diş hekimine gidene kadar durumu hafifletebilir.
Şişlik olan bölgeye soğuk uygulamak da ağrıyı hafifletecektir.
Antibiyotikten ziyade ağrı kesiciler içmek daha mantıklı bir yaklaşımdır. Çünkü yukarıda anlattığım gibi antibiyotik içmek çoğu zaman gereksizdir.

İltihaplı Diş İçin Hangi Antibiyotik ve Ağrı Kesici ?

Hekiminize danışmadan asla antibiyotik almayınız !
Komşunuz hekim değildir !
Yukarıda anlattığım gibi çoğunlukla antibiyotik gereksizdir.
Gerekli olan durumlarda en çok kullanılan antibiyotikler şunlardır;
* Augmentin, Amoklavin, Klamoks, Largopen, Flagyl vs.
Ağrı kesici olarak ise;
* Apranax, Majezik, Cataflam, Minoset, Arvales v.s. en çok reçete edilen ilaçlar olarak sayılabilir.
En doğru ilaç kombinasyonunu diş hekiminin vermesi gerekir. Verilen ilaçları düzenli almak tedaviyi kolaylaştıracaktır.

İltihaplı Apseli Diş Çekimi Öldürür mü ?

Hayır. İltihaplı yada apseli bir dişin çekilmesi kişiyi öldürmez.
Araştırmalarda diş çekimine bağlı ölümler rapor edilmemiştir.
İltihabın vücuda dağılmasıyla da ölüm vakası gerçekleşmez ancak, örneğin kişinin bilmediği kalp, bağışıklık sistemi, v.s. gibi bir rahatsızlığı varsa, ve diş çekiminden sonra bölgedeki enfeksiyon bir şekilde başka yerleri ya da sistemleri etkilerse ona bağlı durumlar olabilir.

 

***

Sağlıklı günler dilerim.

Şu yazılara da göz atabilirsiniz;

* Kanal Tedavisi Hakkında Her Şey
* Diş Eti Şişmesi
* Diş Ağrısı Nasıl Geçer ?
* Diş Eti Hastalıkları ve Tedavileri
* Diş Apseleri, Yüz ve Yanak Şişmeleri

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici


Nisan 9, 2022 17

blank

Diş Eti Şişmesi

Diş eti şişmesi iki şekilde görülür;
Birincisi dişteki bir çürüğe bağlı olan diş eti şişmesi,
İkincisi diş eti rahatsızlığına bağlı olarak gelişen şişlikler.
Bunları tek tek inceleyelim.
Not: Diş eti şişmesi ile ilgili görselleri, çok hoş şeyler olmadıkları için sayfada paylaşmayacağım. İlgili yerlerde linkler olacak, linklere tıklayarak görsellere ulaşabilirsiniz.

Çürüğe Bağlı Diş Eti Şişmesi

Çürüğe bağlı diş eti şişmeleri, aslında diş eti şişmesi (gingival hiperplazi) olarak değerlendirilmezler. Ancak klinik görüntü olarak sonuçta şişmiş bir diş eti olduğu için bu başlık altında anlatmayı uygun görüyorum.
Bu tarz şişliklerin nedenleri ya enfeksiyona bağlı apseleşme ya da iki dişin arasındaki çürük boşluğuna sıkışmış besinlerdir.
Çürüğe bağlı bir şişlik varsa sadece o bölgede görülür, ağız içinde başka yerlerde şişlik yoktur.
Çürük dişin olduğu yerde, iki dişin arasına besin sıkışması ile birlikte diş eti şişmesi oluşabilir.
Göz Atın ;
İltihaplı Apseli Dişler ve Tedavileri
Yüz ve Yanak Şişlikleri

20 ‘lik Dişe Bağlı Diş Eti Şişmesi

20 ‘lik dişler sürerken, eğer çenede bu dişler için yer yoksa sorun teşkil eder hale gelirler. Perikoronit adı verilen bu tabloda diş üzerindeki veya çevresindeki diş eti şişik ve hassas bir durumdadır.
Ağız açıp kapatırken ağrı, iltihaplanma, diş etinin yaralı görünmesi gibi durumlar 20 ‘lik dişe bağlı olarak ortaya çıkan şikayetlerdir.
20 ‘lik dişler çenede diş dizisinin en sonunda bulunurlar dolayısıyla bu şikayetler de dişlerin en gerisinde ortaya çıkar.
20 ‘lik dişler bu gibi sorunlara yol açıyorsa en kısa zamanda çekilmeleri gerekir.
Göz atın;
20 ‘lik Dişler Sorunlar ve Çözümleri
blank
20 ‘lik dişe bağlı oluşan diş eti şişliği

Çürüğe Bağlı Olmayan Diş Eti Şişmesi

Gerçek diş eti şişmesi (gingival hiperplazi) tablosudur. Şişliğe neden olan bir çok neden vardır. Bunlar örnek olarak eksik ağız hijyeni, ilaç kullanımı, gebelik, iltihaplanma, vitamin eksikliği, lösemi, kanser sayılabilir.

Diş Eti Rahatsızlığı

Diş eti şişmelerinin en çok nedenlerinden olan durum diş eti rahatsızlıklarıdır. Çoğunlukla eksik ağız hijyenine bağlı olarak gelişen diş eti rahatsızlığına diş etinin verdiği tepki olarak ortaya çıkar.
Dişeti kırmızı, kanamalı, ödemli görünümdedir.
Başlangıçta düzenli fırçalamayla iyileşir ancak ilerlemişse bir dişeti tedavisi durumu hızlıca çözer.
Dişeti rahatsızlıklarının çözümü için diş taşı temizliği başlangıç aşamasıdır. İlerlemiş vakalarda küretaj adı verilen diş etinin daha derinlerini temizlemeye yarayan işlemler yapılır.
Göz atın;
Diş Eti Ameliyatları
Diş Eti Rahatsızlıkları ve Tedavileri

Ağız Solunumu

Burun yerine ağızdan soluyanlarda ve geceleri ağız açık uyuyanlarda diş eti problemlerinin görülme olasılığı çok yüksektir. Çünkü ağız açık olduğunda özellikle ön grup dişler tükürükle yıkanamaz, ağız kuru kaldığı için temizlenemediğinden, bu durum diş eti şişliklerine ve rahatsızlıklarına neden olur.
Ağız solunumunu engellemeden bu problemleri çözmek neredeyse imkansızdır.
Böylesi bir rahatsızlığı olan kişilerin K.B.B uzmanına muayene olarak, burundan solumaya engel olan ne varsa öncelikle onu tedavi ettirmesi gerekir.
ağız solunumu
Ağız solunumu yapan kişilerde çapraşık dişler ve diş eti problemleri görülür.

İlaç Kullanımı

Bazı ilaçlar diş etlerinde büyümeye ve şişliğe neden olurlar. En temel olanları kalsiyum kanal blokerleri, immünosupresanlar ve antikonvülsanlardır.
İlaca bağlı şişliklerde ağız hijyeni durumun ilerlememesi adına çok önemlidir. Eğer ağız hijyeni iyi değilse şiş olan bölge ve çevresi temizlenemeyecek ve şişlik daha da artacaktır.
Her zaman ilaç kullananlarda diş eti şişecek denemez. Bazen hiç reaksiyon gözlenmeyebilir.
İlaç kullanımına bağlı diş eti şişmesi görseli içi tıklayınız.

Gebelikte Diş Eti Şişmesi

Gebelikle birlikte artan hormonlar diş ve etlerinde plağa karşı aşırı yanıt gösterilmesine sebebiyet verirler. Eğer kişide eksik ağız hijyeni de varsa diş etinin şişme derecesi iyice yükselir.
Bu yüzden gebelerin ve gebelik düşünenlerin ağız hijyenine son derece dikkat etmeleri gerekir. Eğer çürük dişleri varsa en kısa zamanda tedavi edilmeli, problemleri ortadan kaldırılmalıdır.
Bkz : Hamilelerde Diş Tedavileri ve İlaç Kullanımı

Ergenliğe Bağlı Diş Eti Şişlikleri

Ergenlik çağındaki kişilerde değişen hormonal seviyelere bağlı olarak tükürük, ağız içi mikrobiyal denge ve diş eti yapısında değişiklikler görülür. Ergenlik dönemi, eksik ağız hijyeni ve beslenme alışkanlığı ile birleşince ağız içinde sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
Ergenlik çağındakilerin ağız bakımına son derece özen göstermeleri gereklidir.

Vitamin Eksiklikleri

Özellikle C Vitamini eksikliğinde diş etleri kanamalı, kırmızı mor renkte ve ödemli bir görüntüye bürünür.

Lösemi

Lösemi, kendine özel bir şekilde diş eti şişmesi ve kanamasıyla kendini gösterebilen bir hastalıktır. Bir çok lösemi vakası diş hekimlerinin fark etmesiyle erken tanı konularak tedavi edilmektedir. Lösemi vakalarında diş etleri aşırı şekilde şişer, kanamaya karşı çok hassastır, diş etinde yer yer kanama odakları ve yaralar mevcuttur.
Lösemi hastalarında, ağız hijyeninin maksimum derecede olması istenir. Burada kişiye, ailesine ve hekime büyük sorumluluk düşmektedir.
Lösemi hastalığında diş eti şişmesi görseli için tıklayınız.

Diş Eti Şişmesi Nasıl Geçer ?

Yukarıda yazdığın durumlar göz önüne alındığında;
Eğer diş çürüğüne bağlı bir şişlik durumu varsa en kesin çözüm tedavi olmaktan geçer. Nasıl ki şişliğin sebebi mikroorganizmalar ve besin artıklarıysa; bunları temizlemek için fırçalamak ve tuzlu suyla gargara yapmak bölgedeki besin artıklarını ve mikroorganizmaları uzaklaştıracağından bir nebze fayda sağlanabilir ama çoğunlukla bu teknikler işe yaramaz.
Diş eti şişmesinin sebebi çürüğe bağlı değil, diş eti rahatsızlığına bağlı ise en kısa zamanda bir hekime muayene olmalı ve rahatsızlığın sebebine göre bir tedavi planı çizilmelidir.
Unutulmamalıdır ki diş eti rahatsızlığı çok ciddi bir durumdur. Tedavi edilmemesi halinde diş eti ile başlayan harabiyet, çevre dokulara yani kemiğe ilerler ve zamanla dişler sallanmaya başlar.
Diş eti rahatsızlıkları için evde yapılacaklar genellike yetersizdir. Evde uygulanacak şeylerle bu hastalığın geçmesi pek mümkün değildir. Bitkisel yollar, ilaçlar, fırçalama, antibiyotikler malesef bu tip rahatsızlıklara çare olmamaktadır. Çünkü diş eti rahatsızlığına neden olan “bakteri plağı ve diştaşı” ilaçla yada fırçalamayla falan o bölgeden temizlenemez. Profesyonel bir müdahale şarttır.

Şunlara da Göz Atın;

Yüz ve Yanak Şişmesi
İltihaplı Apseli Dişler ve Tedavileri
Diş Taşı TemizliğiYorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

porselen-lamina-dis-tedavisi.jpg

Ekim 2, 2020 0
porselen lamina diş tedavisi nasıl yapılır
Porselen lamina dişlerle, diş dokusu maksimum seviyede korunarak yeni bir gülüş kazanılabilir.

Porselen Lamina Diş Tedavisi

Halk arasında lamina yada lamine diye isimlendirilen porselen lamina diş uygulamaları gün geçtikçe daha popüler hale gelmektedir. Uygulamayı yapabilen hekim ve laboratuvar sayısının artması, hastaların estetik beklentisi ve gelişen teknoloji laminalari daha kolay uygulanabilir hale getirmiştir.

Estetik Porselen Lamina Diş Nedir ?

Porselen laminalar, estetik veya tedavi amaçlı uygulanan çok ince porselen esaslı kaplamalardır. Ölçüye göre laboratuvarda üretilip dişler üzerine yapıştırılırlar.

Lamina uygulamasında dişlerin sadece ön yüzeyi mine seviyesinde çok az aşındırılır hatta bazı durumlarda hiç aşındırmaya gerek kalmaz.

Tedavi amaçlı uygulamalarda örneğin kırık bir diş yada arayüz çürüğü bulunan dişler laminalarla tedavi edilebilirler.

Peki bu kadar ince bir şey nasıl sağlam olabiliyor ?

Lamina dişler özel reçine esaslı yapıştırıcılarla yapıştırılırlar. Diş yüzeyine birebir uyumla olan laminalar bu güçlü yapıştırıcılarla birleşince diş yüzeyinden ayrılmaz hale gelecek kadar sağlamlaşmaktadır.

Porselen Lamina Kimlere Yapılır, Kimlere Yapılmaz ?

Bu son derece hassas tedavinin uygulanabilirliği için çok fazla kriter vardır. Ağız hijyeni, diş eti sağlığı, çapraşıklık, diş sıkma (bruksizm), yaş gibi faktörler tedavi uygulanabilirliğini ciddi derecede etkilemektedir.

Şimdi bu kriterleri tek tek incelemeye çalışalım.

Ağız Hijyeni

Tüm diş hekimliği uygulamalarında, özellikle estetik uygulamalarda çok iyi bir ağız hijyeni şarttır.

Ağız hijyeni iyi olmayan kişilere estetik tedaviler yapmak yanlış olur. Çoğu hekim bunu tercih etmez. Öncelikle ağız hijyenini iyi seviyeye getirecek tedaviler yapılıp daha sonra estetik uygulamalara geçilir.

Örneğin düzenli bir diş fırçalama alışkanlığı olmayan, aşırı sigara, alkol, kahve tüketimi olan kişilerde öncelikle bu konularda bir düzelme sağlanmalıdır. İyi bir fırçalama alışkanlığı kazandırılırken; kötü alışkanlıklar da mümkün olduğunca azaltılmalıdır.

Diş Dizisindeki Bozukluklar

Lamina uygulamalarıyla dişlerdeki hafif çapraşıklık ve bozukluklar düzeltilebilir ancak bu bir dereceye kadar mümkün olmaktadır.

Ortodontik tedavi gerekecek kadar çapraşıklık olan bir kişiye porselen laminalar yapmaya çalışmak yanlıştır. Hastalar genellikle tel taktırmak istemeyip bu tür uygulamaları talep ederler ancak hekim bu konuda hastayı aydınlatmalı ve sağlık açısından en doğru olanı tercih etmesine yardımcı olmalıdır.

Zaten çok çapraşıklığı olan bir kişide lamina uygulamasıyla istenen sonuç elde edilemez. Lamina prensip olarak dişi çok az aşındırmayı amaçlarken aşırı çapraşık dişlerde düzeltmek için çok aşındırma yapmak gerekir. Bu durumda dişe lamina değil kaplama yapmak gerekir.

Aşırı çapraşıklıklarda en doğru çözüm ortodontidir.

Diş Sıkma & Diş Gıcırdama

Tıbbi adıyla bruksizm, çoğu diş tedavisinde olduğu gibi estetik porselen lamina uygulamalarında da tedavi basamaklarını etkileyen bir rahatsızlıktır.

Diş sıkma alışkanlığı olan kişilerde dişin sadece bir tarafına yapılan ince laminalar diş sıkma ve gıcırdatma sırasında kırılabilir. 

Eğer hastada geceleri veya gün içinde diş sıkma, gıcırdatma problemi varsa öncelikle bunu tedavi edecek bir yaklaşım daha uygun olacaktır çünkü lamina uygulaması son derece hassas bir işlem olduğundan bruksizmli hastalarda uygulamak bazen sorun çıkarabilir.

> Bruksizm(diş sıkma) tedavisi hakkındaki detaylı yazıyı okumak için buraya tıklayınız.

Yaş

Estetik porselen laminaların uygulaması için diş gelişiminin tamamlanması gerekmektedir.

Tedavi için istenen en erken yaş 18-19 dur.

Bu yaştan daha genç bireylerde estetik lamina diş tedavileri çene gelişimi tamamlanmadığı için ileride sorun ihtimali artmaktadır çünkü gelişimi tamamlanmamış çene ve dişler gelişim aşamasında yer değiştirebilir, şekil değiştirebilir.

Porselen Lamina Dişlerin Avantajları

* Son derece estetiktir. İyi yapılmış laminaları doğal dişten ayırt etmek neredeyse imkansızdır. Bir diş hekimi dikkatle bakmadığı sürece kimse dişleriniz üzerinde yapay bir şey olduğunu anlayamaz.

* Sağlıklıdır. Laminalar mümkün olduğunca diş dokusunu koruyacak şekilde yapılırlar. Kaplamalar gibi dişi çepeçevre aşındırıp küçültmek gerekmez. Sadece dişin dış yüzeyi çok hafifçe aşındırılıp laminalar yapıştırılır. Bazen aşındırmaya bile gerek kalmaz.

Aşındırmalar minimum olduğu için; hassasiyet, diş eti sorunları, kanama gibi problemler ortaya çıkmaz.

Diş eti ve dişin çevre dokularına neredeyse hiç temas olmadığı için diş eti çekilmesi, diş eti kanaması, hassasiyet gibi problemler de ortaya çıkmaz.

* Sağlamdır. Porselen laminalar çok ince ve hassas yapıda olmalarına rağmen, dişlere yapıştırıldıktan sonra yerlerinden çıkmazlar. Hatta diş hekimleri bile laminayı kesmeden yerinden sökemezler. Bunun sebebi çok güçlü yapıştırma ajanları kullanılması ve laminanın dişle bir bütün olacak şekilde üretilmesidir.

* Tedavi seansları rahat ve acısızdır. Ara seanslarda ağrı ve sızlama şikayetleri olmaz. Aşındırma işlemleri sırasında anestezi yapmaya gerek olmayabilir ama çoğu zaman hekim ve hasta konforu için ilk seansta küçük anesteziler yapılması daha uygun olur.

Lamina ile Porselen Kaplama Arasındaki Fark

lamina diş ile porselen kaplama arasında ne fark var ?
Lamina dişler porselen kuronlara göre daha az aşındırma yapılarak hazırlanır.

Yukarıdaki görselde lamina dişler ile porselen kaplamalar arasındaki en önemli fark görülmektedir.

Lamina uygulamalarında dişlerin sadece dış yüzeyleri yaklaşık 0.5 mm aşındırılır;
porselen kaplamalarda ise diş çepeçevre 1.5 mm kadar aşındırılır.

Laminalarda sağlıklı diş dokusu neredeyse tamamen korunur,
porselen kaplamalarda dişin en güçlü tabakası olan mine tamamen aşındırılır.

Laminalar çok ince yapılar olduğu için estetik olarak mükemmel performans gösterirler;
porselen kaplamalarda estetik ise materyalden dolayı farklılık gösterir. Metal altyapılı porselenlerden, lityum silikatlara kadar farklı seçenekler vardır.

Lamina dişler için yukarıda saydığımız bir çok kriter sağlanmak zorundayken;
porselen kaplamalar neredeyse her dişe yapılabilir.

Ortodontik tedavi istemeyen kişilerde laminalarla diş dizisi düzeltilemezken;
porselen kaplamalarda bir yere kadar düzeltme sağlanabilir.

Lamina Diş Fiyatları

Lamina diş tedavisinin ücreti 2019 yılı için TDB ( Türk Dişhekimleri Birliği) ‘nin fiyat tarifesinde her diş için 1555 TL dir.

TDB 2019 fiyat tarifesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Maalesef, özel diş kliniklerinde her zaman standart fiyatlar uygulanmamaktadır.

Hekim tecrübesi, kliniğin bulunduğu muhit, yapılacak işin büyüklüğü ve zorluğu gibi faktörler fiyatları etkileyebilmektedir.

En doğru tedavi fiyatları için bir diş hekimine muayene olmak gerekir çünkü çoğu zaman lamina diş yaptırmak istiyorum diye gelen kişilerde lamina yapılana kadar başka tedaviler de gerekiyor.

Estetik Porselen Lamina Diş Nasıl Yapılır?

1- Muayene : Tedavi yeda estetik bir amaçla diş hekimine başvuran hasta detaylı olarak muayene edilir. Alkol, sigara gibi alışkanlıklar değerlendirilir. Tedaviye engel diş çürükleri, dişe ti rahatsızlıkları tedavi edilir. Hastanın beklentisi ve tedavi sonucu sahip olacağı görüntü konuşulur. Başlangıç fotoğrafları ve gerekirse teşhis rötgenleri ve ölçüleri alınır. Tedavi planlaması yapılır.

2- Dişlerin Hazırlanması: Aşındırma miktarına göre anestezi altında veya anesteziye gerek kalmadan dişler laminalar için hazırlanır. Planlamaya göre dişlerin belli bölgelerinde düzenlemeler yapılır. Diş etine müdahale edilecekse diş eti operasyonları uygulanır. Gerekiyorsa geçici dişler yapıştırılır. Tüm bu işlemler son derece rahat ve acısızdır.

3- Ölçü: Diş etine müdahale edildiyse, iyileşme tamamlandıktan sonra hassas ölçü materyalleri yada bilgisayar destekli tarayıcılarla ölçü alınır. Ölçü safhasında anesteziye gerek olmadığı gibi herhangi bir acı ve ağrı hissedilmez.

4- Laminaların Yapıştırılması: Simantasyon adı verilen bu işlemde laminalar önce kontrol edilip sonra özel yapıştırıcı ajanlarla dişlere yapıştırılır ve böylece tedavi bitmiş olur. Yapıştırmadan belli bir süre geçmesine gerek kalmadan yeme içme yapılabilir.

5- Kontrol: İlk yapıştırmadan yaklaşık 1 hafta sonra laminalar kontrol edilir. Varsa olası gözden kaçmış detaylar ve hastanın şikayet ve istekleri değerlendirilir. İlk kontrol seansının ardından düzenli olarak belirli aralıklarla tekrar kontroller yapılır.

Aşağıdaki animasyonda lamina uygulaması aşamalarını izleyebilirsiniz.

***

 

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.

Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici


Mayıs 10, 2019 4
diş beyazlatma fiyatları
Yukarıdaki fotoğraf diş beyazlatma işlemi yapılan kişiden, işlemden önce ve sonra olmak üzere aynı ışık koşullarında çekilmiştir.
Diş beyazlatma fiyatları en merak edilen ve hastalarım tarafından sorulan sorulardan biri. Telefonla arayanların büyük bir kısmı, özellikle yaz aylarında diş beyazlatma fiyatları soruyorlar.
Ben de bunu bir yazıyla anlatmak ve akıldaki soruların cevaplarını vermek istedim.
Tedavi fiyatlarında açıkçası Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) fiyatları pek uygulanmıyor ama yine de TDB ‘nin belirlediği fiyatları paylaşarak başlayalım.
TDB ‘nin belirlediği 2019 fiyat tarifesine göre diş beyazlatma ücreti KDV dahil;
Diş Beyazlatma ( Tek Diş ) Seans Başı 130 TL,
Diş Beyazlatma Tek Çene (Malzeme Hariç) 765 TL ‘dir.
TDB ‘nin fiyat tarifesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Diş Beyazlatma Fiyatı Neye Göre Belirleniyor ?

Kliniklerdeki farklı diş beyazlatma fiyatlarının temel sebepleri seans sayısı, ev tipi beyazlatma ve kullanılan jelin markasıdır.
Bir de fiyatı artırmaması gereken ama yine de artıran sebepler var tabi. Bunlar kliniğin bulunduğu muhit, hekimin popülaritesi, kliniğin dekorasyonu gibi şeylerdir.
Aynı tedavi iki klinikte farklı fiyatlarda yapılıyorsa işte yukarıdaki sebeplerdendir denebilir.
Şimdi bu etkenleri tek tek açıklamaya çalışalım.

• Seans Sayısı

Diş beyazlatma işlemi seanslar halinde uygulanan bir işlemdir. Her seans 15-20 dk sürer ve kliniğe bir gelişte 2 seans birlikte yapılabilir. Her seans klinik için ayrıca maliyet demektir ve bu yüzden seans sayısı fiyata direk etki eder.
Seans sayısı diş beyazlatma fiyatını artırır.

• Ev Tipi Beyazlatma

Ofis tipi sonrasında ev tipi beyazlatma ile devam edilecekse bu da beyazlatmanın toplam fiyatını artıran bir faktör olacaktır.
Ev tipi beyazlatmada kişiye özel hazırlanmış beyazlatma plağı ve jeller verilir. Ofis tipi beyazlatmada kullanılandan daha az konsantrasyonda olan bu jelleri kişinin kendisi, hekimin direktifleri doğrultusunda plağa uygular ve dişlerine takar.
Ev tipi beyazlatmanın amacı, kazanılan beyazlığın daha doygunlaşması ve daha kalıcı olmasıdır.

• Diş Rengi ve Kişinin İsteği

Diş rengi ne kadar koyu tonlardaysa, beyazlaması için harcanacak seans sayısı o kadar fazla olur.
Bir de kişinin isteği önemlidir. Kimisi sırıtmayacak kadar doğal bir beyazlık yeterli derken kimisi film yıldızları gibi çok beyaz dişler isterler.
Dişleri ortalama bir renge getirmek kolaydır çünkü her seansta elde edilen açılma tonu aynı değildir ve ilk başlarda hızla beyazlarken sonra daha az açılmaya başlar.
Diş renginin kaç tona kadar beyazlayacağı fiyatı etkiler.
Burada şöyle bir nüans vardır. Malesef bazı hekimler hastaya uygun olmayan işlemler yaparak “dişiniz bu kadar beyazladı” diyerek olayı çarpıtabiliyorlar. Örneğin, genellikle 4 seans yapılması gereken işlem 2 seans yapılıyor. Ev tipi desteği uygulanmıyor ve ekstra işlemler için ücret talep ediliyor. Bunlar doğru şeyler değil.

• Hekim Tecrübesi

Diş beyazlatma hekim tecrübesiyle ilgili bir konu değildir. Yeni mezun olmuş bir diş hekimi ile meslekte 40 yılı devirmiş bir profesörün yapacağı beyazlatma işlemi aynıdır. Çünkü teknik ve malzeme bellidir.
Hekim tecrübesi tedavi sonucunu etkilemez ancak hekimin marka değeri fiyatı artırır.

• Kullanılan Beyazlatma Jeli

Diş beyazlatma fiyatını direkt etkiler gibi görünse de aslında ucuz beyazlatma jelleri ile dişler istenen düzeyde beyazlamayacağı için kliniğe ters oranda bir maliyet oluşturacaktır. Beyazlatma jelinin fiyatından kaçarken, hastaya daha fazla seans yaparak zarar da edilebilir.
Ancak, jelin kalitesi ve güvenilirliği hasta ve hekim konforunu etkiler. İyi malzeme daha hızlı ve daha güvenli sonuç verir.
Piyasada dünya çapında kullanılan belli başlı markalar vardır. Hekimler bu markaları kendi tercihlerine göre seçebilirler ancak uçarı davranmak başta da dediğim gibi kar ettirir gibi görünse de zarardır.
Kullanılan malzemelerin hekime ve kliniğe maliyeti artıkça işlemin ücreti de artacaktır.

• Lazerle Diş Beyazlatma

Lazerle diş beyazlatma diye anlatılan şey aslında lazer değildir. Sadece mavi bir ışıktır. Bu ışık işlemi hızlandırır ama daha fazla hassasiyet yapar ve ileride diş rengi daha hızlı şekilde geriye döner.
Güncel tekniklerde artık bu mavi ışık kullanılmamaktadır.
Yani lazerle diş beyazlatma bir reklam stratejisidir.

• Kliniğin Bulunduğu Muhit

Diş beyazlatma fiyatları her muhitte aynı değildir. Örneğin aynı marka ve aynı teknikle yapılan beyazlatmada Nişantaşı fiyatı ile Esenler fiyatı farklıdır.

Peki bu kadar kriter içinde neye göre karar vermeliyiz ?

ev tipi diş beyazlatma
İşleme ev tipi beyazlatmanın eklenmesi taplam fiyatı artırıcı bir etkendir.
** Göz Atın : Diş Beyazlatma Nasıl Yapılır ?

Neye Göre Karar Vermeli ?

Diş beyazlatma işlemi yaptırmaya karar vermiş bir kişi hekim/klinik seçerken şunları değerlendirmelidir.
• Hasta memnuniyeti > Bunun için google yorumları, daha önce oraya gitmiş kişiler, sosyal medya gibi araçlarla fikir edinilebilir.

Kliniğimiz hakkında yapılmış Google yorumlarına göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.

• Kliniğin genel görünümü > Merdiven altı diye tabir edilen, bakımsız, kirli, düzensiz klinik yada klinik süsü verilmiş yerlerden uzak durmak gerekir. Son dönemlerde kuaför salonlarında da yapıldığını görüyoruz. Bu gibi yerlerden uzak durmak gerekir diye düşünüyorum.
• Seans sayısı > Bu önemlidir. Hekim size kaç seans beyazlatma yapacak ? 2 mi, yoksa beyazlayana kadar mı ? Seans sayısı sınırlaması olmayan klinikleri tercih etmek gerekir. Evet sizin dişleriniz 2 seansta da beyazlayabilir ama bunun bir sınırı olmamalı.
• Fiyat > Tabi ki en önemli kriterlerden biri işlemin fiyatıdır. Zaten bu yazıyı bunu araştırırken buldunuz 🙂
Şu an İstanbul ‘da, 2018 için diş beyazlatma fiyatları 500 -3000 tl arası değişmektedir. Gördüğünüz gibi arada uçurum var. Maalesef özel sektör 🙂

Diş Beyazlatmayı Nasıl Yapıyorum ?

En güncel ve güvenilir teknikle yaptığım diş beyazlatmayı aşama aşama ve elimden geldiğince anlaşılır bir şekilde anlatmaya çalıştım. Aşağıdaki bağlantıyı kullanarak ilgili yazıyı okuyabilirsiniz.
Merak ettiklerinizi, yazıda cevap bulamadıklarınızı sormaktan çekinmeyin. Yorumlardan bana ulaşabilirsiniz.

Nasıl Diş Beyazlatma Yapıyorum ?

İlgili Yazılar

* Diş Beyazlatma Hakkında Her Şey

Diş beyazlatma ile ilgili A ‘dan Z ‘ye her şeyi yazdığım, en çok merak edilenlere cevaplar verdiğim bu uzun yazıya göz atın. Nasıl yapılır, kimlere yapılır, kimlere yapılmaz gibi soruların cevaplarını öğrenmek için aşağıdaki linke tıklayarak yazıyı okuyabilirsiniz.
Diş Beyazlatma Hakkında Her Şey

* Diş Beyazlatma Yöntemleri

Diş beyazlatma için hangi yöntemler kullanılıyor ? Ofis tipi, ev tipi, limon ve karbonat, lezer, aşındırma, porselen kaplama gibi yöntemler ve bunların nasıl yapıldığı ile ilgili yazım için de aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

Diş Beyazlatma Yöntemleri

Yasalar gereği internet ortamından direk olarak fiyat veremiyoruz.
Fiyatlar ve tedaviler hakkında bilgi almak için aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilir, beni arayabilir ya da whatsapp ‘tan mesaj atabilirsiniz.

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

agiz-gargaralari.jpg

Aralık 28, 2018 3
ağız gargaraları nasıl kullanılır - hangi ağız gargarasını seçmeliyim ?
Ağız gargaraları diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde temizliği amaçlar.

Ağız Gargaraları Rehberi

Ağız Gargarası Nedir ?

Ağız gargaraları, diş fırçalama sırasında diş fırçasının temas etmediği bölgelerde de temizlik sağlamak amacıyla üretilen, özel içeriklere sahip sıvılardır.
Sadece ağız gargarası kullanmak dişleri temizlemez.
İçerik olarak çok farklı tipte ağız gargaraları olsa da temelde hepsi aynıdır. Bazılarında diş eti için yazar, kimisinde florür yazar, kiminde tam koruma yazar. Bunlar tüketici için kafa karışıklığı oluşturmaktadır.
Ağız gargarası seçiminde en önemli olan kriter ne için kullanılacağıdır.
Çoğu gargaranın içerdiği etken maddeler hemen hemen aynı olsa da, bazıları ağız kokusuna, bazıları dişleri güçlendirmeye, bazıları diş etlerini iyileştirmeye yönelik özel formüller içerirler. Seçim yaparken de buna uygun özellikte bir ürün tercih etmek gerekiyor.
Market reyonlarındaki onlarca üründen hangisini seçeceğinize karar vermekte zorlanıyorsanız diş hekiminize danışarak tavsiye alabilirsiniz.
Alkole dikkat !
Ağız gargarası içeriğinde alkol ihtiva etmesi son yıllarda tartışılan bir konudur. Çoğu gargaranın içinde alkol vardır ancak artık alkollü içerikler tavsiye edilmemektedir.
Çocuklu ailelerde, alkollü ağız gargarasının çocuk tarafından yanlışlıkla yutulması zarar verebilir.
Alkollü ağız gargaralarının aşırı kullanımında dişlerde lekelenmeler oluştuğuna yönelik görüşler mevcut. Hassas bünyelerde alkol içeriği ağızda yanma hissi oluşturabilir.
Tavsiyem, alkollü gargaraların kullanılmaması yönündedir. Neredeyse tüm markaların alkolsüz gargaraları var. Alkolsüz olanları tercih etmek gerekir.
ağız gargaraları seçimi nasıl yapılır
Ağız gargaraları seçiminde kararsızsanız hekiminize danışabilirsiniz.

Ağız Gargarası Kullanmak Şart mı ?

Bu konuda da değişik görüşler var.
Kimisi günlük kullanımın gerekli olduğunu, fırçanın ve diş ipinin değmediği dişler arsında kalan ara yüzeyler ile diş eti, damak, dil ve boğaz bölgelerinin ancak ağız gargarasıyla temizlenebileceğini savunuyor. Evet, bu doğru.
Kimisi flor eksikliği bulunan yani flora besinlerle, süt ile, su ile her neyse bir şekilde ulaşamayan ve özellikle de diş çürüğüne meyilli çocuk ve gençlerde ağız gargarası kullanımının şart olduğunu savunuyor. Flor sayesinde diş yapısı güçleniyor ve haliyle çürüklere karşı da daha güçlü oluyor. Evet, bu da doğru.
Kimisi de ağız gargaralarının gerekli olmadığını en azından şart olmadığını savunuyor. Dişlerini düzenli fırçalayan, düzenli diş ipi kullanan, beslenmesine dikkat eden ve rutin diş hekimi kontrollerine giden bireylerde ağız gargaralarının pek de gerekli olmadığını söylüyorlar. Evet, bu da doğru.
Hepsine doğru dedik. Ağız gargarası kullanalım mı kullanmayalım mı ?
Ağız kokunuz var mı ? Dişleriniz çürüğe meyilli mi ? Diş etleriniz genelde hassas ve zayıf mı ?
Bunlardan biri veya bir kaçı varsa evet ağız gargarası kullanmak iyi olabilir.
Dişlerinizi düzenli ve doğru teknikle fırçalıyor, diş ipi kullanıyor ve düzenli diş hekimi kontrollerine gidiyorsanız ve bunların yanında ağız kokusu gibi şikayetiniz yoksa ağız gargarası şart değildir.
ağız gargarası nasılkullanılır ? - hangi ağız gargarasını almalıyız ?
Ağız gargarası ancak doğru teknikle kullanılırsa faydalı olabilmektedir.

Hangi Ağız Gargarasını Almalıyız ?

Piyasadaki iki büyük ve meşhur marka olan Listerine ve Oral- B ağız gargaraları üzerinden örnek vermeye çalışayım;
Her iki markanın da beyazlatıcı, hassasiyet giderici, alkolsüz ve total bakım adı altında en çok satan 4 ürünü var. Bunlardan hangisini seçelim ?
Ağız gargaraları dişleri beyazlatmaz. Diş beyazlatma işi macunla fırçalamayla olacak iş değil. Diş hekimi tarafından ofis ortamında uygulama yapılması gerekir.
Diş beyazlatma ile ilgili detaylı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Hassasiyet giderici özellikler daha çok diş macunlarıyla çözülebilen bir sorundur ki hassasiyet şikayeti olan kişilerin öncelikle bir diş hekimine uğraması en doğru olandır.
Geriye total bakım ve alkolsüz kaldı. Yukarıda bahsetmiştik sebepleriyle birlikte alkolsüz tercih etmek gerekir demiştik.
O zaman geriye kalan; alkolsüz ağız gargarası seçmeliyiz. 
Peki hangi marka ? Hiç farketmez. Ucuz olan hangisiyse o.
Hangisi ucuzsa o ama Listerine, Oral-B ye nazaran ağız gargarası işinde daha yoğun çalışıyor gibi görünüyor. Oral-B ise neredeyse piyasanın en eskisi ve en büyüğü. Dediğim gibi fiyata bakınız 🙂

Ağız Gargarası Nasıl Kullanılır ?

Ağız gargarası şu şekilde kullanılır;
* Dişleri fırçalayıp, diş ipi ile arayüz temizliği yaptıktan sonra,
* Üreticinin belirttiği kadar ağız gargarasını (genellikle kapağı ile),
* Yutmamaya özen göstererek, mümkünse aşağıya bakacak olacak şekilde,
* 30-40 sn çalkalayınız ve 2-3 kere tükürünüz,
* Ağzınızı durulamayınız. 
* Mümkünse en az 30 dk bir şey yiyip içmemeye dikkat ediniz.

Aşağıdaki videoda nasıl kullanıldığını izleyebilirsiniz.

>> Şunlara da göz atın;

Diş Fırçası ve Diş Macunu Rehberi

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

hamile-dis-tedavi.jpg

Aralık 27, 2018 47
hamile ve emzirenlerde diş tedavileri - gebelikte diş için antibiyotik kullanımı
Hamilelik ve emzirme dönemlerinde diş tedavileri için farklı protokoller uygulanmaktadır.

Hamilelikte Diş Tedavileri

 Sağlıkla ilgili her alanda özel bir yeri olan hamileliğin diş sağlığı ve tedavileri açısından da özel bir yeri var. Bu yazımızda sadece hamilelik çerçevesinde bazı diş tedavilerinden ve ilaç kullanımından bahsedeceğiz.
 Öncelikle söylenmesi gereken, hamilelik düşünen bir bireyin önceden ağız ve diş sağlığı ile tedbirler alması yaklaşımıdır. Bir diş hekimine muayene olup, hamilelik boyunca sorun çıkartması muhtemel durumlar incelenip tedavi edilirse ağız ve diş sağlığı açısından rahat bir hamilelik geçirilir.
Hamilelik döneminde, dişlerle ilgili olan bütün işlemler kadın doğum uzmanı ile görüşülerek uygulanır. En basit müdahalelerde bile kadın doğum uzmanından onay almak gerekir. Diş hekimi yapacağı işlemleri imzalı bir kağıda yazarak kadın doğum uzmanına gönderir, karşılığında ise durumla ilgili değerlendirme yazısı alır. Buna “konsültasyon” denir.
“İlk 3 ay , son 3 ay önemli ! “
Genel olarak hamileliğin ilk ve son 3 ayında, acil olanlar hariç, dental müdahalelerden kaçınmak gerekir. Hamilelik sonrasına ertelenemeyecek tedavilerin, görece güvenli olan 3-6 ay arasında yapılması daha uygundur diye kabul edilir. Bu durumun istisnası kadın doğum uzmanının görüşüdür. Bazı hamilelerde tedaviler güvenle uygulanabilirken, bazılarına asla izin vermezler.

Hamilelerde Diş Tedavileri Nasıl Yapılır ?

Hamilelikte uygulanacak diş tedavilerinin özel olmasının iki sebebi vardır;
Birincisi kullanılacak ilaçlar,
*Anestezik Maddeler: Diş hekimlerinin kullandığı anestezik maddeler çoğunlukla adrenalin içerir. Adrenalin kullanımı bazı hamilelerde uygun olmayabilir. Ayrıca kullanılan etken anestezik madde de bebek üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Bu gibi durumlarda adrenalin içermeyen ve hamilelerde kullanılmasında bir sakınca olmayan özel anestezik maddeler kullanılır.
*Antibiyotik ve Ağrı Kesiciler: Bütün ilaçlar “gebelik kategorisi” denilen bir sınıflama ile değerler alırlar. A, B, C, D ve X olarak ayrılan bu ilaçlardan A kategorisindekiler hamileler üzerinde güvenle kullanılabilirken, X kategorisi asla kullanılmamalıdır.
Hamile annenin kullanacağı bazı antibiyotikler bebeğin dişlerinde renkleşmelere sebep olur. Bazı antibiyotikler ise güvenle kullanılabilir. Ağrı kesiciler için de aynı durum söz konusudur.
Bu yüzden jinekolog kontrolü olmadan asla ilaç alınmamalıdır.
hamilelikte ilaç kullanımına bağlı diş renkleşmesi
Bir antibiyotik olan tetrasiklin, hamilelik döneminde kullanılınca bebeğin dişlerinde renkleşmelere sebep olabilir. Tıpkı bu yetişkinin annesinin yaptığı gibi..
İkincisi ise röntgen çekilememesidir.
Röntgen diş hekimlerinin en büyük yardımcılarındandır. Dişin kök yapısı, komşu dişler, kök çevresinde enfeksiyon varlığı, çürük tespiti v.s. bir çok durumda röntgene başvurmak gerekir.
Kanal tedavisi ve bazı dişlerin çekimi işlemleri röntgen olmadan yapılamaz. Bu gibi işlerde acil müdahale uygulanıp, tedavinin devamı gebelik sonrasına bırakılabilir.
Örneğin; ağrılı ya da apseli bir diş için kanal tedavisi düşünülüyorsa, dişin çürüğü temizlenip kanal tedavisine başlanarak geçici bir dolgu yapılır. Röntgen gereken ikinci seans ise gebelik sonrasına ertelenebilir. Bu ideal olan tedavi değildir ancak hamilelerde en iyisi bu şekilde davranmaktır.

Kanal tedavisinin nasıl yapıldığını öğrenmek için buraya tıklayınız.

Hamilelerde ise, bebeğin ışına maruz kalmaması adına mümkün olduğunca röntgen çekmemek gerekir. İlle de çekmek gerekiyorsa kurşun önlük ile çekilebilir, çünkü kurşun önlük radyasyonu geçirmez ve bebeği korumuş olur.
hamile dis tedavisi kursun onluk
Hamilelerden röntgen çekerken kurşun önlük kullanılması bebeği röntgen ışınlarının zararlı etkilerinden korur.

Hamilelikte Diş Çekimi

Hamilelikte diş çekimi şu şekilde yapılmaktadır;
Diş hekimi muayenesi sonucunda çekim için karar verilen diş için öncelikle jinekolog (kadın doğum uzmanı) ile konsültasyon yapılır.
Konsültasyon, diş hekiminin jinekoloja yapılacak işlem hakkında bilgi vermesi, jinekologun da bu işlemin uygun olup olmadığını kontrol edip onay vermesidir. Konsültasyon kaşeli ve imzalı olmalıdır.
Eğer diş çekimi konusunda bir engel yoksa, ilgili dişin çekileceği bölge lokal anestezi ile uyuşturulur ve diş çekimi yapılır.
Diş çekiminden sonra hızlıca iyileşme sağlanmalıdır. Aksi halde ağrı kesici ve antibiyotik kullanımı ihtimali doğar ki bu hamilelerde istenmeyen bir durumdur. Bu yüzden hekimin çekim sonrası dikkat edilmesi gerekenler diyerek anlattıklarına harfiyen uymak gerekir.
Hamilelikte diş çekimi için yapılan uyuşturucu iğne (halk arasında morfin) bebeğe zarar vermez.
Kadın doğum uzmanı diş çekimine izin vermezse;
dişin durumuna göre ağrıyı geçirecek müdahaleler yapılabilir. İlgili bölgedeki çürüğü temizlemek, ağrı kesici ilaçlar vermek, dişleri fırçalamak gibi..
Diş çekimi doğumdan sonraya ertelenir.

Hamilelikte Diş Ağrısı

hamilelikte diş ağrısı ve çözümü
Hamilelikte diş ağrısının tek çözümü bir hekime danışmaktır.
Hamilelikte diş ağrısı yaşayan kişiler öncelikle en kısa zamanda bir diş hekimine muayene olmalıdır çünkü erken dönemde çözülmeyen geçiştirilen şikayetler sonra mutlaka daha fazla ağrıya sebep olacaktır.
Hamilelerin diş ağrısını geçirmek amacıyla doktora danışmadan ilaç kullanmaları son derece yanlış ve tehlikelidir.
Dişler üzerine kolonya, alkol, asprin gibi şeyler uygulamak doğru değildir.
Gebelikte en güvenli ilaçlar ağrı kesicilerden “parasetamol” etken maddeli, minoset,parol gibi ilaçlardır. Bunun dışında hiç  bir ilaç doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. 
Diş hekimine gidene kadar yapılacak şeyler maalesef kısıtlıdır.
Dişleri fırçalamak, tuzlu su ile gargara yapmak, soğuk kompress uygulamak gibi basit şeyler uygulanabilir.

Hamilelikte Diş Eti Rahatsızlığı

hamilelikte diş eti kanamaları şişmeleri
Hamilelikte değişen hormon seviyeleri ve yetersiz ağız hijyeni “gingivitis” rahatsızlığı olarak ortaya çıkar.
 Gebelik süresi boyunca değişen hormon seviyeleri, kusmalar ve mide bulantıları sebebiyle diş etlerinde “gingivitis”  adı verilen bir rahatsızlık görülür. Diş etleri şiş, kırmızı ve kanamalı bir haldedir. Zaten hamilelik öncesinde de ağız hijyeni iyi bir durumda değilse, hamilelik süresince daha fazla sorun çıkabilir. Bu yüzden hamilelikten önce ağız ve diş sağlığını iyi bir seviyeye getirmekte fayda vardır.
 Gebelik gingivitisinin tedavisi, varsa diş taşlarını uzaklaştırarak, hastanın dişlerini fırçalamasını sağlamaktan geçer. Eğer sabahları mide bulantısı sebebiyle fırçalama zor geliyorsa, ağız gargaraları kullanılabilir.

Hamilelikte Diş Çürüğü Artışı

 Hamilelikte dişlerin çürüdüğü, bunun sebebinin de bebeğin anneden kalsiyum çekiyor olduğu, toplumda yer etmiş yanlış bir bilgidir. Diş çürüğünün artmasının sebebi hamilelik değil kişinin şekerli beslenmesi, ağız hijyenini ihmal etmesi ve yukarıda anlattığımız diş eti şikayeti olunca kanamadan dolayı fırçalamadan çekinmesidir.
Ülkemizde hamilelik süresinde şekerli beslenme alışkanlığı vardır.
Şeker tüketiminin artması haliyle diş çürüğü riskini de artırmaktadır. Diğer yandan fırçalama eksikliği ve bir de fırçalarken mide bulantısı oluyorsa diş çürüğü ve diş eti rahatsızlığı kaçınılmaz olmaktadır.
Hamilelik sürecinde kusma da diş ve diş eti sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Kusma nöbetleri sırasında dişler aşırı asitli olan mide sıvısıyla karşılaşır ve diş minesi çözünür. Yumuşamış ve çözünmüş diş minesini korumak için mümkünse ağzı hemen çalkalamamak gerekir ki bu maalesef pek mümkün değildir.
Kusma atakları olan kişilere tavsiyemiz ağzı içindeki asitli ortamı dengeleyecek olan peynir ve yoğurt gibi bazik maddeleri tüketmeleri yönündedir.
 Gebelik öncesi diş hekimi kontrolü ve gebelik süresince de rutin kontroller iyi bir diş fırçalama alışkanlığı ile birleşince ağız ve diş sağlığı adına sorunsuz bir gebelik geçirilebilir.

Emzirenlerde Diş Tedavileri

Emziren kadınlardaki diş tedavileri hamilelere göre daha kolay olmaktadır.
Hamilelerde kullanılan ilaçlar, anestezikler, röntgenler v.s. önemliyken,
emziren kadınlarda önemli olan tek şey ilaçların süte geçip geçmeyeceği konusudur.
Bu bağlamda, emzirirken her türlü diş tedavisi yapılabilir. Diş çekimi, kanal tedavisi, dolgu, implant gibi işlemleri emzirme döneminde yaptırmakta bir sakınca yoktur.
Kişinin emzirme döneminde olduğunu diş hekimine belirtmesi gerekir çünkü kullanılacak ilaç ve anestezikler buna göre hekim tarafından seçilecektir.

Diş Tedavisinden Kaç Saat Sonra Emzirmeli ?

Genel olarak ben tedavilerimde, 2-3 saat sonra emzirilebileceğini hastalarıma söylüyorum. Diş hekimleri olarak bizim kullandığımız lokal anestezilerin çok az bir miktarı süte karışacak kadar metabolize olmaktadır. Bu haliyle bile bebeğe zarar vermeyecektir yine de garanti olsun diye 2-3- saat beklemek fazlasıyla yeterli olacaktır.
Emzirme öncesi bazı doktorlar sütün sağılması gerektiğini düşünürler. Bu kesin bir kural değildir. Sağılmasa da zarar vermez.
Emzirme döneminde yapılan diş tedavilerinde kaç saat sonra emzirilmelidir sorusuna cevaben,
genel olarak tedaviden 2-3 saat sonra emzirme öneriyoruz. Bazı hekimler ilk sütün sağılmasını önerirken, bazıları bunun gerekli olmadığını düşünürler.
Emzirme döneminde diş tedavileri yaptıran kişiler için en iyi yöntem şudur;
Diş tedavilerinden önce bebek emzirilmeli ve tedaviden 3 saat sonraya kadar emzirilmemelidir. İlk sütü sağmaya gerek yoktur zaten vücut tarafından lokal anestezik maddelerin büyük kısmı uygulandığı yerde yok edilmektedir. Kana karışan çok küçük bir miktarın da yine küçük bir kısmı ancak süte geçmektedir ki bu yok denecek kadar az bir miktardır.

Emzirirken İlaç Kullanımı

Diş ile ilgili tedavilerde kullanılan antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar emzirme döneminde tıpkı hamilelikteki gibi farklılık gösterirler.
Anne sütüne geçmeyen veya minimum düzeyde geçen ilaçlar tercih etmek gerekir. Diş hekimi zaten hastanın emzirdiğini belirtmesi durumunda uygun ilaçları reçete edecektir.
Önemli : Emzirme döneminde, diş hekiminize danışmadan ilaç almayınız.

EK

Hamilelikte ağız ve diş sağlığıyla ilgili olarak Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) ‘nin yayınladığı bilgilendirici broşüre aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.tdb.org.tr/tdb/v2/yayinlar/TADS_Brosur/hamile.pdf

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

dis-beyazlatma-yontemleri.jpg

Aralık 12, 2018 11
diş beyazlatma yorumları
Diş beyazlatma öncesi sonrası.  Fotoğraf aynı ışık koşullarında çekilmiştir.

Diş Beyazlatma Yaptıranların Yorumları

Diş beyazlatma (bleaching) yaptıranların işlemle ilgili çok çeşitli yorumları var.

Bir çok sitede de bu konuyla ilgili başlıklar var ancak hiç biri tam da konuyu anlatamıyor.

Yorumlarda en çok karşılaştıklarımız başlıklardan, rengin geri dönmesi, sızlama, ağrı, dişlerin aşınması, diş minesinin zayıflaması, evde diş beyazlatma, karbonat ve limonla bir takım işlemler, macunlar vs. vs. hepsi bu yazıda.

Öğrenciyken gittiğim nöbetlerle birlikte yaklaşık 10 yıllık mesleki tecrübemle hastalarımızın yorumlarını sizlerle paylaşacağım.

Diş Beyazlatma Öncesi ve Sonrası

Diş beyazlatma işleminin öncesi sonrasındaki farklar çoğu kişinin merak ettiği ve yorumlarda belirttiği konuların başında geliyor.

Yorumlara baktığımız zaman bazı kişiler inanılmaz bir farktan bahsederken bazıalrı hiç değişiklik olmadı gibi yorumlar yapıyor. Peki bu fark neden oluyor ?

Beyazlatma öncesinde lekeli, mat ve sarımtrak dişler sonrasında daha temiz, parlak ve beyaz bir hale gelmektedir.

İyi bir sonuç için; iyi hekim, iyi malzeme, eksiksiz ofis tipi uygulama, destekleyici ev tipi uygulama, mükemmel ağız hijyeni ve aşırı olmayan alışkanlıklar gerekiyor.

Diş beyazlatma işlemi öncesinde iyi olmayan ağız hijyeninin, sonrasında mükemmel bir seviyede olması gerekiyor. İşin en zor kısmı budur. Kişiye yıllardır sahip olmadığı bir alışkanlığı kazandırmak gerçekten çok zordur.

İşlemden önce kişinin aşırı çay, kahve, kola, sigara, alkol gibi alışkanlıkları varsa beyazlatma sonrasında bunları minimize etmek gerekiyor. Aksi halde etkili süre kısalıyor ve 1 yıl içerisinde tekrar eski haline dönüyor.

“Benim dişlerim hiç beyazlamadı.” diye yorum yapanların hepsinde yukarıda saydığım kriterlerlerde eksikler vardır. Hekim işi önemsememiş olabilir, hasta hiç bir şeye dikkat etmemiş olabilir. Açıkçası bu işlemlerde hekim hatası çok düşüktür. Genellikle sorunlar hasta kaynaklıdır.

Aşağıdaki fotoğrafta diş beyazlatma (bleaching) işlemi öncesi ve sonrası halini görebilirsiniz.

diş beyazlatma önce sonra
Diş beyazlatma öncesi ve sonrası.

 

Diş Beyazlatmada Ağrı ve Sızlama

Diş beyazlatma yaptıranların yorumlarında en çok duyduğumuz şey sızlama ve ağrı meselesidir.

Nasıl bir sızlama derseniz, dondurma yiyormuş gibi, soğuk bir şeyler içerken oluşan hassasiyet gibi bir şey..

diş beyazlatma sonrası ağrı
Diş beyazlatma sonrası, bünyeden bünyeye değişen şekilde hafif şiddette, geçici sızlamalar olabilir.

Açıkçası bu ağrı ve sızlama durumu bünyeden bünyeye değişiklik göstermektedir. Bazı kişilerde hiç sızlama şikayeti olmaz. Ne işlem sırasında ne  de sonrasında çoğu kişi  sızlama ya da ağrı şikayetiyle gelmez. Kimisi ise aşırı sızlama oldu der.

Peki sızlamanın çaresi var mı ?
Elbette.

Uygun teknik, kaliteli bir jel ve hekimin tavsiyelerine uymak şartıyla sızlama ya da ağrı hiç olmaz. Hadi hiç olmaz demeyelim de minimum olabilir diyelim.

Kalıcı Diş Beyazlatma

Yine diş beyazlatma yaptıranların daha doğrusu yaptırmayı düşünenlerin en çok merak ettikleri şey kalıcı diş beyazlatma konusudur.

Dişler ömür boyu beyaz kalabilir mi ? Ömür boyu.. Çok uzun zaman.
Peki maksimum ne kadar beyazlığı koruyabilir ?
Teorik olarak kalıcı olması mümkün ama nasıl ?

kalıcı diş beyazlatma
Tecrübeli bir hekim tarafından, bilinçli bir kişiye yapılan diş beyazlatma kalıcı olabilir.

Diş beyazlatma ofis ve ev tipi olarak 2 farklı şekilde uygulanır. Ofis tipi ve ev tipi. Ofis tipi hekim tarafından klinik ortamında uygulanırken; ev tipi kişiye özel üretilmiş plaklarla kişinin kendi kendine yaptığı uygulamadır.

İyi bir ofis tipi beyazlatmanın ardından, tekniğe uygun olarak ev tipi ile desteklenirse kalıcı beyazlatma mümkündür.

Ev tipi beyazlatma, ofis tipinden sonra, kişiye özel üretilen şeffaf plaklarla, kişinin kendi kendine, ilk 2 hafta her gün günde 4 saat, sonrasında ise 4-6 ayda bir 2-3 gün süreyle günde 4 saat uyguladığı beyazlatmadır.

Ofis ve ev tipi beyazlatmalar hakkında detaylı bilgiler için buraya tıklayarak ilgili yazıya gidebilirsiniz.

Diş Beyazlatma Zararlı mı ?

Diş beyazlatma ile ilgili yorumlarda beyazlatmanın zararlı olduğu, “mineyi incelttiği” söyleniyor. Bu doğru mu ?

Hem evet hem hayır. Nasıl mı ?

Diş beyazlatma zararsızdır; tecrübeli hekim, doğru teknik iyi malzeme ile.
Diş beyazlatma zararlıdır; tekniğe uygun olmayan, bilinçsizce yapılırsa.
Bunu biraz açıklayalım;

Bu işlemler basit gibi görünse de ciddi teknik bilgi ve işlem öncesinde detaylı muayene gerektiren bir uygulamadır.

Hastanın yaşı, ağız hijyeni, alışkanlıklar, diş eti durumu gibi etkenlerin tedaviye uygun olması gerekir. Yaş 16 ‘dan büyük, ağız hijyeni iyi, diş eti sağlıklı, aşırı çay,kahve, alkol alışkanlığı olmayan kişilere yapılabilir. Zararsız ve güvenlidir.

Özellikle kullanılan jellerin uygun şartlarda depolanmış, bilinen ve güvenilir markalar olması başarıyı önemli derecede etkileyen bir faktördür.

Ağız hijyeni kötü, küçük yaşta, aşırı alışkanlıkları olan, diş eti sağlıksız bir kişiye yapılmamalıdır. Yapılamaz da zaten.

Evde Diş Beyazlatma Yorumları

Net olarak söylüyorum. Evde diş  beyazlatma mümkün değildir.

Bu konuda yapılan tavsiyeler ve yorumlar evde diş beyazlatma teknikleri diye verilen tarifler çoğunlukla yanlış hatta zararlıdır.

Karbonat, limon, sirke, diş pastası gibi şeyler dişleri beyazlatmaz aksine çok zarar verir.

Karbonat ve limonla dişleri fırçalamada, limon diş minesini yumuşatır ve karbonat dişleri aşındırır böylece beyaz görüntü sağlanır ama kısa sürede eskisinden daha kötü bir hale gelir. Çürükler ve hassasiyetler başlar çünkü dişin en sağlam yapısı olan mine ortadan kalkmıştır.

evde diş beyazlatma
Evde diş beyazlatma diye verilen tariflerin neredeyse hepsi faydasız ve çoğu zararlıdır.

Çeşitli internet sitelerinde bu konuyla ilgili çok yazı ve video var. Çok güvenilir popüler insanların bile evde anında diş beyazlatma gibi tavsiyeleri var. Bunlara asla aldırış etmeyiniz.

Beyazlatıcı Diş Macunu Tavsiyesi

Beyazlatıcı diş macunu tavsiyelerinin de maalesef tamamı yanlıştır.

Bununla ilgili youtube da inceleme videoları bile var.Altlarında yüzlerce yorumlar..
İnsanlar neye inceleme videosu çekeceğine şaşırmış. Dişlerini fırçalıyor ve beyazladı diyor 🙂

Diş macunları dişleri beyazlatmaz.

Diş beyazlatıcı maddeler profesyonel şekilde, diş eti ve dile temas etmeyecek şekilde kullanılmalıdır.

Beyazlatıcı diş macunlarının içinde az miktarda beyazlatıcı etken maddeleri bulunur çünkü fazla konsantrasyonda jelin dokulara temas etmesi son derece zararlıdır. İşte bu yüzden çok az konstantrasyonda aktif madde içeren diş macunu dişleri beyazlatmaz.

Beyazlatıcı diş macunları, tıpkı ev tipi beyazlatmaki gibi var olan beyazlığın korunması için kullanılabilir.

Özellikle koyu renkli satılan beyazlatıcı macunlar bir illüzyona sebep olmaktadır. Dişlerinizi fırçalarken gördüğünüz ve gözlerinizin alıştığı koyu renkli alan, dişlerinizi durulayınca birden bembeyaz görünür.

Bir de internetten satılan pek duyulmadık beyazlatıcı diş macunu markaları vardır. Bunların içerisinde yukarıda bahsettiğim mineye zararlı ve aşındırıcı maddeler olabilir. Tavsiye etmiyorum.

beyazlatıcı diş macunu
Beyazlatma özellikli diş macunları dişleri beyazlatmaz ancak beyazlatma işleminden sonra koruyucu özellik gösterebilir.

Diş Beyazlatma Kanser Yapar mı ?

Diş beyazlatmada kullanılan beyazlatıcı jellerin dokuda kanserojen etkiler ortaya çıkarabildiği bilinmektedir. Bu nedenle işlemin bir hekim tarafından yapılması şarttır.

Diş beyazlatma işlemiyle ilgili de her şeyde olduğu gibi kanser yapar gibi yorumlar okuyoruz ama bu çok bilinçli yapılan şeyler değil.

Ofis tipi diş beyazlatmada, beyazlatma jelinin diş etine temas etmesini engelleyen koruyucu bariyerler ve hasta tarafından yutulmaması içinde sürekli çalışan emiciler kullanılır. Böylece jelin olası zararlı etkileri ortadan kaldırılmış olur.

Dişin içerisine nüfus edip etki gösteren beyazlatma jelinin ise vücuda bir etkisi olmadığı bilimsel çalışmalarda belirtilmiştir. Beyazlatma jeli diş içerisine girdikten sonra yapısı değişir ve zaten bu mekanizmayla beyazlatır. Yapısı değişip kararlı hale gelen jel zararlı değildir.

Lazerle Diş Beyazlatma ( Mavi Işık ) Yorumları

Lazerle diş beyazlatma diye bir şey aslında var ama bizim bildiğimiz gibi değil ve dünya çapında neredeyse hiç uygulanmıyor.

Peki bizim lazerle diş beyazlatma diye bildiğimiz (mavi ışık) nedir ?

lazerle diş beyazlatma
Lazer olmayan mavi ışıkla diş beyazlatma artık güncel olmayan bir tekniktir.

Sadece mavi bir ışıktır. Lazer değildir.

Eski jenerasyon diş beyazlatma jellerinde kullanılan mavi ışık ve ısı sayesinde jelin aktivitesi artmakta ve böylece daha kısa sürede beyazlatma tamamlanmaktaydı.

Yeni nesil jellerde ise artık mavi ışık kullanılmamaktadır zira bu ışık evet işlemi kısa sürede bitirmekte ancak buna bağlı olarak rengin geri dönüş zamanı da kısalmakta ve işlemden sonra sızlama ve ağrı artmaktadır.

Peki neden hala mavi ışık kullanılıyor ve hala lazerle beyazlatma reklamları yapılıyor.

Reklam ve algı. Hepsi bu.

Sonuçta halk arasında lazer diye ilgi çeken bir kelime yer etmiş durumda ve bu kullanılıyor.

Lazerle dolgu, lazerle implant, lazerle saç ekimi, lazerle estetik ameliyat vs. vs.

Diş Beyazlatma Kaç Gün Sürer ?

3 gün.

Şöyle ki; diş beyazlatma seansları arasında 48 saat olmalıdır çünkü dişlere uygulanan jelin etkisi, dişler yıkanıp temizlendiği halde klinikten ayrıldıktan sonra da devam eder.

Biz hastalarımızın 2. randevusunu 2-3 gün sonraya veriyoruz.

İlk gün ev tipi beyazlatma için plak ölçülerini de alıp, 2. randevuda plakları da teslim ediyor ve işlemi bitiriyoruz.

Ancak;

Eğer kişide diş eti problemleri, diş taşları ve lekeler varsa işlem uzuyor. Önce bunları tamamen ortadan kaldırmak gerekiyor.

Aşırı diş taşı ve diş eti rahatsızlığı durumunda, diş beyazlatmayı işini bir süre erteliyoruz.

Az diş taşı ve lekelerde ise bazen aynı seans bazen de 2 gün sonra işleme başlıyoruz.

ev tipi diş beyazlatma
Ev tipi diş beyazlatma, kazanılan rengin daha kalıcı ve doygun olmasını sağlar.

Diş Beyazlatmadan Sonra Sigara ve Yemek

Diş beyazlatmadan ne kadar sonra yemek yenebilir ya da maalesef ne kadar zaman sonra sigara içilir gibi soruları da çokça duyuyoruz.

Diş beyazlatmadan hemen sonra yemek yenilebilir, bir şeyler içilebilir ancak burada dikkat etmek gereken, dişleri renklendirecek şeylerden uzak durmaktır.

Vişne suyu, portakal suyu gibi meyve suları, kola, sigara, kahve, demli çay, şarap, alkollü içecekler, aşırı baharatlı yiyeceklerden mümkünse 1 hafta ya da en azından 2 gün uzak durmak gerekir.

Nasıl Diş Beyazlatma Yapıyorum ?

Diş beyazlatma isteği ile gelen hastamızın öncelikle başlangıç fotoğraflarını çekiyorum.

2. aşamada varsa diş taşları ve lekeleri temizliyorum.

Eğer diş taşı temizliği sırasında çok kanama olmadıysa hemen o seans bir de ofis tipi beyazlatma yapıyorum. Kanama fazlaysa işlemi 3-5 gün erteliyorum.

İlk seans, 20 şer dakikadan toplam 40 dakika yani aslında 2 seans oluyor.

İlk seanstan sonra sonucu görmek ve karşılaştırma yapmak için bir daha fotoğraf çekiyorum. Bu fotoğraflar öyle profesyonel ekipmanlarla değil, hastanın oturduğu yerden çekilen basit karelerdir.

Yine 1. seansta ev tipi için ölçüler alıyorum ve ilk seans bitmiş oluyor.

En erken 3 gün sonra 2. seans beyazlatmayı da yapıp, hastamıza ev tipi plakları ve jelleri teslim ediyorum. Son bir fotoğraf daha çekip kendisini uğurluyorum.

Böylece diş beyazlatma (bleaching) işlemimiz bitmiş oluyor.

Hastalarımızdan 2-3 ayda bir kontrole gelmelerini istiyoruz. Durumu kontrol altında tutmak, kişinin ağız hijyeni alışkanlığında bir değişiklik varsa bunu motive ederek eski haline getirmek, sorun olan ya da olabilecek dişleri muayene etmek gibi şeyleri kontrollerde hallediyoruz.

diş beyazlatma

İlgili Diğer Yazılar

> Diş Beyazlatma Hakkında Her Şey

> Diş Beyazlatma Yöntemleri

> Diş Beyazlatma Fiyatları

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

cene-eklemi-e1487948031327.jpg

Aralık 11, 2018 291

Çene Eklemi Rahatsızlıkları

çene eklemi ses gelmesi
Çene eklemi hareket kabiliyeti açısından vücudumuzdaki en özel eklemdir.

Giriş

Çeneden ses gelmesi, ve dişleri gıcırdatma stresli şehir hayatıyla birlikte artık bir çok kişinin hayatlarının bir döneminde yaşadığı bir sorun haline gelmiştir. Bazı durumlarda çok hafif seyredip hızlıca düzelen bu durum, bazı kişilerde günlük hayatı olumsuz etkileyecek kadar ileri boyutlarda olabilir.
Çene eklemi, vücudumuzdaki eklemler içerisinde 3 yönde hareket edebilen tek eklem olması nedeniyle çok özeldir. Çene eklemi içerisindeki dokuların bir sebeple bozulması, eklem içerisinde düzensizliklere sebep olur ve böylece şikayetler başlar.
Bu yazıda, çene eklemi rahatsızlıklarından en sık görülenlerini ve tedavi metodlarını basitçe anlatmaya çalışacağım.

Eklem Şikayetlerinin Sebepleri

Modern çağdaki en önemli sebeplerden biri strestir. Büyük şehirde yaşayıp eklem şikayeti çekmeyen yok gibidir. Strese bağlı diş sıkma ve diş gıcırdatma çene eklemi ve kasları üzerinde aşırı baskıya sebep olup şikayetleri ortaya çıkartır.
Strese bağlı olmayan diş sıkma ve diş gıcırdatma. Altında çoğunlukla psikolojik bir sebep yatar. Örneğin küçük kardeşini kıskanan bir çocuk gece uyurken dişlerini sıkabilir ve gıcırdatabilir. Yoğun sınav döneminde stres altında çalışan öğrencilerde de diş sıkma çokça görülür.
Kaza veya yaralanma sonucu eklem bölgesine gelen travmalar.
Gelişim bozuklukları ve bazı hastalıklar.
Diş dizisindeki düzensizlikler. Örneğin yüksek yapılmış dolgular ve porselenler, aşırı diş eksikliği v.b.
Sürekli olarak tek taraflı çiğneme eklem ve kasların bir tarafta aşırı çalışıp diğer tarafta çalışmamasına sebep olacağı için eklem rahatsızlığına davetiye çıkarır.

Çeneden Ses Gelmesi

Çene eklemi şikayeti olan hastaları diş hekimine getiren en büyük sebep çeneden ses gelmesidir. Yemek yerken çeneden ses gelmesi, konuşurken, esnerken, açma kapama gerektiren çene eklemi fonksiyonları sırasında duyulan bir çıtırdama sesi hastaların şikayeti olur.
Aşağıdaki videoda çene eklemi hareketini bir animasyonla izleyebilirsiniz.
Kişilerin şikayeti ise en çok yemek yerken ses gelmesi etrafında toplanır. Çünkü özellikle yemek yerken çenenin fonksiyonel hareketleri yapılmış olur ve böylece sesler farkedilir hale gelir.
Tıbbi literatürde “klik” diye adlandırılan bu ses bir eklem problemi olduğunun kesin tanılarından biridir.
Klik sesi, eklem içerisindeki bozukluktan kaynaklanır. Açma kapama sırasında, yemek yerken, esnerken çene eklemi yerinden çıkarken yada yerine oturmaya çalışırken klik sesi duyulur.
Çene ekleminden ses gelmesi genellikle beraberinde başka şikayetlerle seyreder. Açıp kapatmada ağrı, çenede yorgunluk hissi, sabahları yanak bölgesinde ağrı ve çene açmada zorluk gibi şikayetler çene eklemi rahatsızlıklarında sıkça görülür.
Eklemden klik sesi gelmesi çoğunluka redüksiyonlu disk deplasmanı adıyla tıbbi olarak isimlendirilir. Redüksiyonlu disk deplasmanında ağız açılıp kapatılırken klik sesi ile birlikte çenenin sağa ya da sola kayması görülebilir.
Eklemden bir zaman ses gelmiş ama sonra ses kesilmiş ve açıp kapamada çenede sağa sola devrilme oluyorsa bu da yine çoğunlukla redüksiyonsuz disk deplasmanı olarak adlandırılır.
Bu tıbbi terimleri detaylı olarak açıklama gereği duymuyorum.
blank
Çeneden gelen sesin kaynağı, yapısı bir şekilde bozulmuş olan eklemin kapsülü içindeki hareketidir.

Eklem Rahatsızlığı Nasıl Anlaşılır ?

Aşağıdaki durumlarda bir çene eklemi rahatsızlığından şüphelenerek diş hekimine başvurmak gerekir.
* Eklem ve Kaslarda Ağrı: Çeneyi açıp kapatırken kulak hizasında ve/veya yanak bölgesinde ağrı. Bu ağrı daha çok bir ağırlık şeklinde hissedilir.
Bir de çenenin açıp kapatılırken hissedilen daha keskin tarzda bir ağrısı vardır. Örneğin yemek yerken duyulan sese bir de ağrı eşlik eder. Keskin olan ağrı daha çok ileri durumlarda görülür.
* Kaslarda Yorgunluk Hissi: Özellikle sabahları yanaklarda yorgunluk hissi, kulak hizasından yanaklara doğru masaj ve bastırma isteği.
* Çene Ekleminden Ses Gelmesi: Açıp kapatma hareketleri sırasında çıtırtı, gıcırdama veya klik sesleri duyulması. Yemek yerken çeneden ses gelmesi, esnerken aniden “tak” diye bir ses duyulması.
* Çenenin Kilitlenmesi veya Zorlanması: Çenenin kapanmaması, açılmaması veya olduğu pozisyonda kilitlenmesi. Çenenin belli bir oranda açılıp daha fazla açılmaması ve/veya belli düzeyde kapanıp daha fazla kapanmaması.
* Çenenin Bir Tarafa Kayması: Ağız açma sırasında bir taraftaki eklemin düzgün çalışmaması sonucu çenede açılıp kapanırken kayma görülür. Buna deviasyon denir.
* Kulak Şikayetleri: Kulakta ağrı, tıkanma hissi, çınlama, rahatsızlık.. Çene eklemi şikayeti olan hastalar genellikle önce K.B.B ye giderler çünkü çene eklemi neredeyse kulağın içindedir ve öyle hissedilir. K.B.B muayenesinde sorun çıkmayan hastalar diş hekimine yönlendirilirler.
* Boyun Ağrıları: Çene kaslarının boyun kaslarıyla olan bağlantıları sebebiyle bu bölgede oluşacak rahatsızlıklar çoğunlukla boyun ağrılarını da tetiklerler.
* Yakınlarınızın Söylemleri: Örneğin eşinizin “geceleri dişlerini gıcırdatıyorsun” demesi. İş arkadaşınızın “çenenden ses geliyor” demesi gibi şeyler.

Çene Eklemi Tedavi Edilmezse

Eklem rahatsızlığı tedavi edilmediği taktirde, eklem içindeki bozukluk ve hasar artacağı için tablo kötüye doğru ilerler.
Önemli : Eklem rahatsızlıklarında ilerleyen zamanlarda eklemden gelen ses kesilir ve bazı hastalar iyileştiklerini düşünürler oysa bu yanlıştır.
Sesin bir tedavi olmadan kesilmesi eklemin artık yuvasına oturmadığını gösterir. Bu hastalarda “deviasyon” adı verilen, çeneyi açıp kapatırken bir tarafa doğru çenede kayma görülür.
Eklem rahatsızlıkları huzursuzluk, diş gıcırdatmaya bağlı diş problemleri, diş kırıkları v.s. sonuçlarını doğurabilir.
İlerlemiş durumlarda çene kilitlenmeleri yaşanabilir.
Her rahatsızlık gibi eklem şikayetlerininde erken müdahalesi ile daha etkili ve hızlı sonuçlar elde edilir.

Çene Ekleminin Tedavisi

Çene eklemi problemlerine sebep olan bir çok faktör vardır.
Stres, diş dizisi bozuklukları, yanlış yapılmış dolgu ve porselen restorasyonları, travma gibi faktörler eklem şikayetlerini ortaya çıkarabilir. Tedavi için öncelikle bu faktörleri tek tek gözden geçirmek gerekir.
Diş hekiminin eklemi tedavi edebilmesi için öncelikle kesin olarak tanı koymalıdır. Kesin tanı koyulamayan vakalarda bir üniversiteye ya da uzmana yönlendirmek daha uygundur.
Kesin tanısı konulabilen eklem şikayetleri çok hızlı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.
Eklem rahatsızlıklarının en güncel ve etkili tedavileri splint uygulamalarıdır.
Aşağıda splint ile ilgili detaylı açıklamalar bulabilirsiniz.
Hafif şikayetlerle seyreden eklem rahatsızlıkları ilaç desteği ve egzersizlerle düzeltilebilmektedir. Makalenin devamında bu egzersizleri bulabilirsiniz.
Diş dizisindeki bozukluklara bağlı şikayetler sorunlu bölgenin tedavisiyle basitçe çözülebilir.
Her iki taraftaki çene eklemi arasındaki dengesizlik de eklem şikayetine yol açar. Örneğin bir tarafta yüksek yapılmış bir dolgu yada porselen kaplama varsa, çene kapatılırken tek tarafta daha fazla basınç olacak ve dolayısıyla eklem şikayetleri baş gösterecektir.
Eğer bir dolgu,porselen v.s. bu düzensizliğe yol açıyorsa, ağız içinde yapılacak düzenlemeler eklem şikayetlerinin geçmesini sağlayabilir.
Strese bağlı diş sıkma günümüzde eklem şikayetlerini doğuran en büyük etkenlerdendir.
Çene eklemi tedavilerinde başarıya ulaşamamanın en büyük sebebi de zaten stresi ortadan kaldıramıyor olmaktır.

Egzersizler ve Fizik Tedavi

Özellikle ilerlememiş durumlarda, örneğin yemek yerken çenesinde ses duyup hemen diş hekimine gelmiş bir hastada çoğunlukla egzersizler işi çözmede başarılı olurlar.
Çene eklemi rahatsızlıkları için verilen egzersizler kişinin kendisi tarafından yapabileceği gibi bir fizyoterapist yardımıyla da uygulanabilir.
Egzersizlerin amacı daha çok kasları gevşetmek ve güçlendirmektir.
Egzersizlerin başarılı olmasının tek şartı doğru ve düzenli bir şekilde yapılmasıdır.
Aşağıda çene eklemi için tavsiye edilen temel egzersizlere ait bir görsel bulabilirsiniz.

Hasta Eğitimi

Çene eklemi tedavilerindeki en önemli basamak budur. Çok önemsenmeyecek gibi görünür ama kişinin farkındalığı tüm rahatsızlıklarda olduğu gibi burada da önemlidir.
Hasta yapılan tedavinin bilincinde olmalı, direktiflere dikkat etmeli, varsa ilaçlarını düzenli kullanmalı, egzersizleri aksatmamalı, kontrollere gitmelidir.
Her şey olması gerektiği gibi yapılmış ama hasta koordine olmamışsa kesinlikle tedavi başarıya ulaşmaz diyebiliriz.

Splint Uygulaması

Hastanın şikayetleri ilaç, egzersiz v.s. ile geçmeyecek durumdaysa, çene eklemi tedavisi için “splint” uygulaması yapılır.
Redüksiyonlu disk deplasmanı, redüksiyonsuz disk deplasmanı, bruksizm (diş sıkma) ve myofasial ağrı gibi rahatsızlıklarda diş hekimleri muayenehane ortamında rahatlıkla splint tedavisi uygulayabilirler.
Splint, alt yada üst çeneden birindeki dişlerin üzerine oturtulan ve hasta tarafından takılıp çıkartılabilen, ince şeffaf bir plaktır. Alınan ölçüye göre dışarıda hazırlanır ve hastaya nasıl kullanması gerektiği anlatılarak teslim edilir.
Splintin tedavi mekanizması çeneyi ideal pozisyonda kapanmaya zorlaması, çiğneme kaslarını rahatlatması ve psikolojik alışma şeklide çalışır.
Splint
Splint, dişler üzerine oturan sert şeffaf bir apareydir.
Splint tedavisi uzun süren ve hasta iş birliğinin önemli olduğu bir süreçtir. Tedavi boyunca hasta hekimin tavsiyelerine uymalı ve kontrollerinin aksatmamalıdır.
Tedavi kontrolleri, ilk hafta, 2. hafta, 1. ay, 3. ay ve 6. ay şeklinde yapılır.
Her kontrolde splint üzerinde gerekiyorsa düzenlemeler yapılır.
Tedavi bitirilmek istendiğinde splint aniden bırakılmaz. Bir gün kullanılıp bir gün kullanmayacak şekilde yavaş yavaş bırakılır. Tamamen bırakılınca şikayetler nüksediyorsa tedavi devam eder.
Splintler mümkünse tüm gün ve uyurken kullanılmalıdır.
Ağız içi bir aparey olan splintler dişler üzerine tam olarak oturur. Hasta tarafından basitçe çıkarılıp takılabilir.
Diş eti, damak, dil gibi çevre yapılara zarar vermez. Rahatsızlık oluşturmaz. Uykuya dalmayı engellemez.
İlk haftadan itibaren önemli derecede etkinlik göstererek ağrıları ve şikayetleri azaltmaya yardımcı olur.

Cerrahi Tedavi

Aşırı ilerlemiş bazı eklem rahatsızlıkları ancak cerrahi müdahale ile çözülebilmektedir.
Aşırı ilerlemiş bu vakaların tedavileri zordur. Durumun bu denli ağırlaşmasının en büyük sebebi ise kişinin rahatsızlığını ihmal etmesidir.
Cerrahi olarak müdahalede eklem içerisindeki düzensizlikler giderilir, çene fonksiyonlarını engelleyen durumlar varsa düzeltilir.

Bruksizm ( Diş Sıkma ) Tedavisi

Bruksizm (diş sıkma), modern çağla birlikte hayatımızda daha fazla yer etmiş olan bir durumdur. Toplumda çoğu kişinin hayatında en az bir dönem bu rahatsılık ortaya görülmektedir.
bruksizm nedir
Bruksizm toplumun büyük kısmını etkileyen, dişlerde aşınma, kırılma, çevre dokularda ise ağrıya sebep olan, diş sıkma ve gıcırdatma rahatsızlığıdır.
Bruksizm, diş sıkma ve gıcırdatmayala sonuçlanan bir beyin aktivitesidir.
Yani, bruksizm aslında bir çene eklemi problemi değildir. Daha çok strese bağlı oluşan aşırı beyin aktivitesinin yansımasıdır. Çene eklemi problemi ise bruksizme bağlı olarak oluşabilir.
Özellikle geceleri diş sıkıyor ya da gıcırdatıyor olmamızın sebebi, gün içinde bilinçaltımıza atılan şeylerin gece uyurken ortaya çıkmasıdır.
ve, uykudayken kişinin sıktığı sadece çenesi değil aslında bütün vücududur.
bruksizm tedavisi
Bruksizm tedavisi, nörolog, psikiyatrist ve diş hekimlerinin ortak çalıştığı zor bir tedavidir.
Bruksizmden muzdarip kişilerin sadede çeneleri değil bütün vücutları ağrılı ve yorgundur.
Bruksizmin tedavisi diş hekimleri tarafından yapılamaz. Psikiyatrik, nörolojik ve ortopedik bir durumdur. Peki diş hekimleri ne yapıyor ?
Diş hekimleri, bruksizme bağlı etkileri ortadan kaldırmak yani diş ve çevre dokuları korumak, ağrıları hafifletmek için uygulamalar yaparlar.
Dişlerini sıkan kişilerde, diş aşınmaları, gıcırdatmaya bağlı diş kırılmaları, çene eklemi şikayetleri, yüz, boyun, omuz ağrıları görülür.
Diş hekimi bu durumları hafifletmek için yine toplumda gece plağı diye bilinen splint uygulaması yapar. Tıpkı çene eklemi rahatsızlıklarında olduğu gibi, bruksizm vakalarında da yukarıda bahsettiğim gibi koruyucu amaçla splint yapılır.

Erken Dönemde Yapılabilecekler

Eğer ilerlemiş bir durumunuz varsa, örneğin ağız açıp kapanırken çeneniz bir tarafa kayıyorsa, yemek yerken çeneden gelen ve sizi rahatsız edecek kadar sesler duyuyorsanız aşağıdaki tavsiyeler işe yaramayacaktır. En kısa zamanda bir diş hekimine muayene olmanız gerekir.

Çeneden ses gelmesi şikayetiyle ortaya çıkan çene eklemi rahatsızlıkları bazen kişinin kendi kendine yapabileceği şeylerle geçebilmektedir. Bunlar basitçe travmadan kaçınmak, kas gevşeticiler, sıcak uygulama ve egzersiz uygulamalarıdır.
* Travmadan Kaçınmak ; kabuklu kuruyemişleri ön dişlerle kırmak (ay çekirdeği, fıstık, fındık v.b.) çene eklemine ani ve yoğun bir kuvvet uygulayıp bir travma etkisi yaratabilir. Eğer böyle bir alışkanlığınız varsa çene eklemi rahatsızlığına sebebi olabilir.
Ön dişlerle ısırma hareketi de çeneye aşırı yük bindirir. Örneğin elma, ayva, havuç gibi besinler ısırılmadan mümkünse küçük lokmalar halinde yenmelidir.
Esnerken ağız çok açılmamalı mümkünse elle desteklenmelidir.
* Kas Gevşeticiler; kas spazmlarına bağlı şikayetlerde kas gevşetici ilaçlar kullanmak, bölgedeki kasları bir nebze rahatlatacağı için iyi gelebilir.
* Sıcak Uygulama; çene ile ilgili şikayetlerde sıcak uygulaması kasları gevşetici etki yapması açısından ilaçlarla birlikte tavsiye edilmektedir.
* İki Taraflı Çiğneme; çene eklemleri arasındaki yük dağılımını eşitleyeceği için rahatlama sağlar.
* Egzersiz; kas ağrılarıyla beraber seyreden çene eklemi rahatsızlıklarında egzersizler kasları güçlendirdiği için genellikle tavsiye edilir. Aşağıdaki çizimlerde gösterilen egzersizleri yapmak, bayağı rahatlatıcı etkiler gösterecektir.
* Düzenli Bir Uyku; stresi azaltıp, çiğneme kasları üzerinde gevşetici etki yapacağı için çene eklemi şikayetlerini azaltır. Gerçi yazması kolay ama düzenli uykuyu keşke uyuyabilsek 🙂
Görsel; http://turanuslu.net/cene-eklemi-icin-egzersiz/ adresinden alınmıştır.

blank

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

horlama-protezi.jpg

Aralık 9, 2018 5
horlama protezi
Horlama protezleri, cerrahiye gerek kalmadan, hızlı, etkili bir horlama çözümüdür.

Horlama Protezi (Apareyi) Tedavisi

Horlama protezi, bilinen diğer adıyla horlama apareyi, kişiye özel üretilen, uyku sırasında daralan ya da tamamen kapanan hava yolunu açık tutarak horlamayı engelleyen ve uzun dönemde iyileştirici etkileri olan bir ağız içi apareydir.

Bu yazıda horlamanın ne olduğundan, zararlarından ve tedavi yöntemlerinden kısaca bahsettikten sonra, ana konumuz olan horlama protezler ile ilgili detaylı bilgiler vermeye çalışacağım.

Horlama Nedir ? Nasıl Gerçekleşir ?

Horlama, uykuda nefes alıp verme esnasında daralan hava yolundan geçen havanın çevredeki yumuşak dokulara çarparak titreşimle oluşturduğu sestir.
Horlamanın en basit tanımı budur.

Kilo, alkol, sigara, stres, antidepresan gibi ilaçlar horlamaya ve uyku apnesine yol açabilir.

Genetik yatkınlık da horlama da etkilidir.

Horlama bir hastalıktır. Tedavisi ise uyku apnesi ile ilişkilidir. Şöyle ki;
Eğer kişinin horlaması çevreyi ve kendisini rahatsız etmiyorsa, örneğin eşi ya da aile bireyleri bundan rahatsız değil ve kişide bir rahatsızlığa da yol açmıyorsa tedavisi yapılmayabilir.

Ancak;

Uykuda horlayanların %75 ‘i ne uyku apnesi eşlik eder.

Uyku apnesi, uyku esnasında nefesin tamamen kesilmesi olarak tarif edilen bir hastalık olarak değerlendirilir ve tedavi edilmelidir.

Tedavi edilmeyen uyku apnesi kişide, sürekli yorgunluk, asabiyet, konsantrasyon eksikliği, kilo alımı, tansiyon ve kalp rahatsızlıklarına sebep olabilir.

Horlama ve dolayısıyla uyku apnesi, cerrahi olmayan tedavilerle çözülebilmektedir.

Horlama Nasıl Tedavi Edilir ?

Horlamanın temel olarak 3 farklı tedavi yöntemi vardır.

Birincisi cerrahi olarak, kbb uzmanlarının uyguladığı bir yöntem olup tıkanıklığı, daralmayı oluşturan bölgeleri genişletmeye ve rahatlatmaya yönelik cerrahi müdahalelerdir.

İkinci yöntem, bir çeşit maskeyle boğaza basınçlı hava vermeye dayalı olan pek tercih edilmeyen ve konforsuz olan tekniktir. Bu bir maskeden çok bir makinedir. Sesli çalışır.

Üçüncü ve yazımızın konusu olan yöntem ise bir ağız içi apareyle sorunu hızlı, etkili, cerrahi olmayan ve ucuz bir şekilde çözmektir. Bu yöntem horlama protezi ya da başka bir adıyla horlama apareyidir.

Horlama şikayeti olan kişilerin diş hekiminden önce mutlaka KBB uzmanına muayene olmaları gerekir. 

Horlama Apareyi (Protezi) Nedir ?

Horlama apareyi kişiden alınan ölçüler yardımıyla, özel olarak laboratuvarda, şeffaf sert akrilik malzemeden yapılan bir ağız içi protezdir.

horlama apareyi nedir
Horlama protezleri kişiye özel olarak sert şeffaf malzemeden üretilen ağız içi apareylerdir.

Prensip olarak basitçe, alt çeneyi önde ve bir miktar açıklık olacak şekilde konumlandırır.

Bu açıklık dudakların kapanmasına engel değildir ve çenenin önde konumlanması belli oranlarda uygulandığı için kişiyi rahatsız etmez. Çenede zorlanmaya, herhangi bir deformasyona ya da ağrıya sebep olmaz.

Bu şekilde tasarlanan horlama protezi hem hava yolunu açık tutar, hem de uyku sırasında gevşeyen kasları güçlendirerek iyileşmeye katkı sağlar.

Aparey sadece uyurken kullanılır, diş ve çevre dokulara zarar vermez. Bulantı hissi oluşturmaz.

Uykuya dalmayı engellemez.

horlama protezinin etkinliği
Horlama protezleri alt çeneyi bir miktar öne alarak tıkanan hava yolunu açarak horlamayı engeller.

Horlama Protezinin Avantajları

* Kullanıldığı andan itibaren etkisini gösterir. Bazı kişilerde ilk 1-2 gün alışmak zor olabilir ama alışamayanların yüzdesi çok düşüktür. Uykuya dalmaya engel değildir.

* Cerrahi müdahalelere gerek kalmadan etkili bir çözüm sunar. Uyku apnesinin cerrahi müdahaleleri bazı kişiler tarafından istenmeyebilir. ayrıca cerrahi teknik içerisinde iyileşme süresini de barındıran görece pahalı bir uygulamadır.

* Bilimsel olarak kanıtlanmış tedavi edici etkisi vardır. 6 ay süresince kullanımda, horlamaya sebep olan kas yapıları gerginleşmekte ve bu da tedavi olarak kabul edilmektedir.

* Ucuz ve hızlı bir yöntemdir. 1-2 gün içerisinde teslim edilebilir.

* %95 ‘ e varan bir başarı oranına sahiptir. Kişiye özel hazırlanan horlama apareyleri ilk günden itibaren horlamayı keser ve uzun dönemde ise tedavi sağlar.

* Hastaların alışması ve kabullenmesi zor değildir. Dişlere ve çevre dokulara baskı yapmayan, zarar vermeyen, çeneyi zorlamayan bir yapısı vardır.

Horlama Protezi Nasıl Yapılır ?

Öncelikle detaylı bir muayene gerekir. Kişinin şikayetleri, genel sağlık durumu, ağız hijyeni gibi konular değerlendirilir.

Horlama apareyi için büyük bir engel yoksa, hekim tarafından ağız içinde bazı ölçüm ve fotoğraflamalar yapılır. Bunlar üretim esnasında teknisyene fikir verir ve olası hataların önüne geçilmiş olur.

Alt ve üst çeneden ölçü alınır. Bu işlem yaklaşık 10 dakika sürer.

Bu ölçüye ve ölçümlere uygun olarak, horlama protezi konusunda yetkin bir teknisyene aparey yaptırılır.

İkinci seansta hekim horlama apareyinin nasıl kullanılacağını, nasıl temizleneceğini hastaya anlatır ve apareyi saklama kutusuyla teslim eder.

Kontrol seansları 1. hafta, 2. hafta, 4. hafta, 3. ay ve 6. ay şeklindedir.

İlk 4 haftalık süreçte hekim ve hasta tarafından pozitif geri dönüşler alınmalıdır aksi halde tedavi başarısız olmuştur denilebilir.

Horlama Apareyi Nasıl Temizlenir ?

Bu protezlerin temizliği sıvı sabun ve diş fırçasıyla yapılır. Diş macunu aşınmaya ve yapıda bozulmaya sebep olabileceği için tavsiye edilmemektedir.

Temizleme her kullanımdan sonra yapılmalıdır.

Temizlenip durulandıktan sonra kendi kutusunda muhafaza edilmelidir.

Horlama apareyi nedir
Horlama apareyleri sadece geceleri kullanılır ve onun haricinde kutusunda saklanmalıdır.

Horlama Protezi Hakkında Merak Edilenler

Hazır Protezler Etkili mi ?

Hazır satılan horlama apareyleri kişiye özgün olmadığından tam sonuç vermeyebilir ki alışveriş sitelerindeki yorumların neredeyse yarısı olumsuzdur. Oysa kişiye özel üretilen horlama protezlerindeki başarı oranı %95 ‘lerdedir.

horlama protezi nasıl saklanmalı
Kişiye özel üretilmeyen hazır horlama protezleri maalesef çözüm sunmada yetersizdir.

 

Horlama Protezi için Yaş Sınırı Nedir ?

Horlama protezi kullanımı için yaş sınırı 18 ‘dir. Çene ve diş gelişiminin tamamlanmış olması gerekir. Zaten çocuklarda horlama problemi genellikle kbb uzmanları tarafından çözülmektedir. Bir çocuk aşırı horlamaya sahipse burunda sorun vardır diye düşünmek gerekir.

Horlama Apareyi Rahatsızlık Verir mi ?

Hayır. Dil, damak, diş eti gibi dokulara bir basınç ve baskı yapmadığı için kişiye bir rahatsızlık vermez aksine daha kaliteli bir uyku sağladığı için rahatlama sağlanır.

Sanıldığının aksine ağız açıklığına bağlı bir ağız kuruluğuna sebep vermez. Uyku esnasında ağız ve dudaklar kapanacak ve kuruluğa sebep olmayacaktır.

Horlama Apareyi Nasıl Kullanılır ?

Geceleri yani sadece uyurken kullanılırlar. Tedavi için uyku süresince ya da en az 6 saat kullanmak önerilmektedir. Uyku haricinde protezi kullanmaya gerek yoktur. Kendi kutusunda, temiz bir şekilde muhafaza edilebilir.

Takıp çıkarması çok kolaydır. Dişlerin üzerine geçtiği için gece ağızdan çıkmaz ve yerinden oynamaz. Çıkarırken de basitçe çıkarılabilir.

Aşırı Kilolularda Horlama Protezi Kullanımı

Kilolu kişilerde de horlama apareyleri etkili bir şekilde kullanılabilir ancak tedavinin etkinliği için mutlaka kilo verilmesi istenir. Horlama protezi kilolu kişilerde de etkili bir şekilde çalışır.

Horlama Protezi (Apareyi) Fiyatları

Horlama protezi fiyatları, kişiye özel ciddi bir laboratuvar çalışması ile yapıldığı için hazır satılanlarla kıyaslanamaz.

Kişiye özel üretilen protezlerin etkinlikleri ve çözüm sunmadaki başarı oranı göz önüne alındığında çok maliyetli değildir.

TDB ( Türk Dişhekimleri Birliği ) mevzuatı gereği internet ortamında horlama protezi fiyatını net olarak veremiyoruz.

Net fiyat bilgisi için 05538885444 numaralı telefondan bizi arayabilir, whatsapptan yazabilirsiniz.

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici





Acil Durumlar için

Bizi Arayın

Acil durumlar, şiddetli ağrılar gibi durumlarda bizi arayarak randevuya gerek kalmaksızın gelebilirsiniz. Yatalak hastalar için evde tedavi hizmetimiz mevcuttur.


ACİL DURUMLAR

Telefon
0553 888 54 44



EVDE TEDAVİ HİZMETİ

Telefon
0553 888 54 44



Bizi Takip Edin

Sosyal Medya Hesapları

Sosyal medya hesaplarımız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.



All rights reserved. © 2026
Özel Serdar Ekici Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri Ltd. Şti.
Webmaster

blank