< BU SAYFA YAPIM AŞAMASINDADIR >

YAZILAR & HABERLER

Ağız ve diş sağlığı hakkında detaylı yazılarımıza göz atabilirsiniz.


sut-dis-karisik-dislenme-e1486241032239.jpg

Nisan 17, 2024 331

Düşmemiş Süt Dişleri

Süt dişleri çocukluk döneminde 6 aylıkken ağızda yerini alır ve son süt dişinin düşmesi 11-12 yaşlarına denk gelir. İlk sürekli diş ise 6 yaşında çıkan 1. büyük azı dişidir. 6-12 yaşları arasında ağızda hem sürekli hem de süt dişleri vardır. Bu döneme karışık dişlenme dönemi denir.
karışık dişlenme dönemi
Karışık dişlenme dönemindeki bir çocuğun röntgen görüntüsü. Hem süt hem sürekli dişler hem de düşmemiş süt dişler ağızda görülüyor.

Süt Dişleri Neden Dökülmez ?

Süt dişlerinin düşme mekanizması, alttan gelen sürekli diş varlığında çalışmaktadır. Sürekli diş alttan büyüdükçe süt dişinin kökleri erir ve sonunda düşer. Bu mekanizmayı bozacak bir durum varsa süt dişi düşmeyecektir.
Süt dişinin düşmemesine sebep olabilecek şeyler arasında;
* Süt dişine gelecek bir travma,
* Süt dişindeki aşırı çürük,
* Altında sürekli diş olmayan süt dişi,
* Sürekli dişin süt dişinin altında değil başka yerde olması,
* Sürekli dişin gelişmesini veya sürmesini engelleyen faktörler sayılabilir.
düşmemiş süt dişi
Düşmemiş süt dişleri estetik problemlere yol açabilir.

Süt Dişleri Dökülmezse Ne Olur ? Yetişkinlerde Süt Dişi Varlığı

Süt dişleri yukarıda yüzeysel olarak değindiğim sebepler yüzünden düşmezse yetişkinlik döneminde ağızda süt dişleri görülebilir. Sorunsuz süt dişleri ağızda bırakılabilir ancak yapıları gereği sürekli dişler kadar sağlam olmayan bu dişler kısa zamanda çürürler ve tedavileri kök yapıları gereği genellikle mümkün olmaz. Bazen de süt dişi sağlam olur ancak estetik olarak problem oluşturabilir.
Ağızda sorunlu süt dişleri olması durumda izlenecek bazı yollar vardır. Kısaca bahsedecek olursak;
1- Düşmemiş süt dişi çekilip, alttaki sürekli diş olması gereken yere getirilebilir. Bu işlem için ortodontik bir tedavi yaklaşımı yani diş teli gereklidir.
2- Düşmemiş süt dişi sağlamsa, kök yapısı ağız içi kuvvetleri dengeleyebilecek kadar iyiyse (ki genelde iyi olmaz) dişi ağızda tutmak çözüm olabilir. Dişin formu estetik olarak uygun değilse, estetik kompozit dolgular, kaplamalar, lamineler v.s. ile doğal bir görüntü sağlanabilir.
3- Süt dişi çürük yada sallanıyor ve altta diş yok ise, süt dişi çekilip boşluk yere implant yapılabilir. İmplanta müsait bir yer yoksa yine ortodonti yani diş teli ile boşluk kapatılabilir ya da implant yapılabilecek kadar açılabilir.
4- Hem süt dişi hem sürekli diş ağızdaysa, yani süt dişi düşmediği için sürekli diş olması gerektiği yerde ve şekilde çıkmamışsa, süt dişi çekilerek ortodonti ile sürekli diş yerine getirilebilir.
düşmemiş süt dişi tedavisi
Sağ üstteki fotoğrafta görülen üst çenedeki süt dişi çekilmiş ve ortodonti ile gömük olan köpek dişi yerine getirilmiş.

Düşmemiş Süt Dişleri Ne Zaman Çekilmeli ?

Normal süreçte, diş hekimleri olarak karışık dişlenme dönemindeki çocukları 3-4 ayda bir görmek isteriz. Bu sayede olası problemler çok hızlı ve basit şekilde çözülebilir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda aileler çocuklarının dişlerinde bir problem olduğunu hissettikleri anda hemen bir diş hekimine başvurmalıdırlar.
Zamanla düzelir düşüncesi son derece yanlış ve ileride düzeltilmesi çok zor durumlara sebep olabilecek bir yaklaşımdır.
Yetişkinlerdeki düşmemiş süt dişleri içinse ise en kısa zamanda müdahale planlanmalıdır.
Erken yaşlarda işlemler daha hızlı, daha sağlıklı ve geri dönüşümü daha az olacak şekilde yapılabilir. 19 yaşındaki bir kişinin kemik ve çene yapısıyla 30 yaşındaki birinin yapısı aynı olmayacağı için ne kadar erken tedavi edilirse o kadar iyi olur.

Süt Dişinin Arkasından Diş Çıkması

 Ebeveynleri en çok diş hekimine getiren durumlardan biri de süt dişi düşmeden arkasından yeni diş çıkmasıdır. Özellikle alt süt dişlerinin arkasından dil tarafından sürekli dişlerin çıkması şeklinde görülür. Aileleri endişelendiren bu durum basit bir diş hekimi muayenesiyle çözülebilmektedir.
 Diş gelişim durumuna göre diş hekimi arkadan çıkan sürekli dişlerin yerine gelmesi için bu süt dişlerin çekimine karar verebilir yada ağızda bir süre daha durmasını isteyebilir. Çoğu zaman ön süt dişleri düşünce alttan gelen sürekli dişler hızlıca yerlerine kayarlar.
 Yer darlığı ve çapraşıklık söz konusuysa o zaman süt dişleri önceden çekilerek sürekli dişlerin yerine gelmesi sağlanabilir.
süt-disi-arkasında
Normal yerinde çıkmayan dişler diş hekimi kontrolünde düzeltilebilir.

***

Merak ettiklerinizi yorumlardan bana yöneltebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Şunlara da göz atın;

* Süt Dişleri, Sorunlar ve Tedavileri

* İmplant Nasıl Yapılır ?

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Özel Osmaniye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği
Bakırköy – İstanbul
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

sut-dis-karisik-dislenme-e1486241032239.jpg

Nisan 16, 2024 142

 Süt Dişleri ve Tedavileri

sut-dis-panoramik-rontgen
Karışık dişlenme dönemindeki çocuğun panoramik röntgen görüntüsü.
Süt dişleri eskiden nasılsa düşecek mantığıyla tedavi edilmez, çok ağrıyınca da çekilirlerdi. Son yıllarda bunun yanlış bir tutum olduğunun anlaşılmasıyla, ebeveynler artık çocuklarının dişlerine daha dikkat eder hale geldiler. Yine de hala süt dişlerinin, yetişkinlik dönemindeki kalıcı dişler için ne kadar önemli olduğu tam olarak anlaşılabilmiş değil.
Süt dişlerini alttan gelecek olan daimi dişlere rehberlik ederler bu yüzden mümkün olduğunca çekmemek gerekir. Ayrıca çekilen süt dişlerinin yerini diğer dişler kayarak kapatacağı için yine alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklıklar görülebilir. Tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi, temizliklerine özen göstermek ve çürük, ağrı gibi şikayetlerde tedavi yoluna gitmek şart.
Bu yazımızda süt dişleri ve tedavileri hakkındaki ana başlıklarda detaylı bilgiler bulabilirsiniz.
Merak ettiğiniz soruları yorumlardan bizlere sorabilirsiniz, iyi okumalar.

Süt Dişleri Sürme ve Düşme Zamanları

İlk süt dişleri bebek 6 aylıkken iki adet olmak üzere alt çenede çıkar. 2,5 – 3 yaşında son süt dişinin de ağızda yerini almasıyla alt ve üst çenede 10 ‘ar olmak üzere toplam 20 tane süt dişi tamamlanmış olur.
Bazı çocuklarda diş sürme zamanları gecikebilir. Sürme gecikmesi 1 yaşına kadar normal kabul edilir ancak 1 yaşına gelmiş çocukta hala dişler sürmemişse bir diş hekimine muayene olmak gerekir.
Süt dişlerinin düşmesi de aynı şekilde değerlendirilir. Düşme zamanından 1 yıl sonra hala sallanmayan süt dişleri varsa yine bir hekime müracaat etmek gerekir.
Aşağıdaki görselde tüm süt dişlerinin çıkma ve düşme zamanları görülmektedir.
süt-dislerin-surme-vedusme-zamanlari
Süt dişlerinin sürme ve düşme zamanları.

Bebeğin Dişli Doğması

“Natal Teeth” adı verilen bu durum 2000-3000 bebekte bir görülme oranına sahiptir. Bu dişler genellikle alt çenede ve iki tane olurlar. Çok zayıf, sallanan ve köksüz olurlar dişleri hemen çekmek gerekir. Aksi halde bebeğin emmesi zorlaşır, dilini ve dudağını ısırabilir. Doğum anında doktor tarafından fark edilirse hemen çekilebilir, daha sonra diş hekimi tarafından da çekim yapılabilir.
bebegin-disli-dogmasi-bebek-dis
Yeni doğanda süt dişleri.

#Göz atabilirsiniz;

>Hamilelikte Diş Sağlığı ve Tedavileri

Süt Dişlerinde Tedavi Yöntemleri

Süt dişleri, alttan gelecek olan daimi dişlere rehberlik ederler bu yüzden mümkün olduğunca çekmemek gerekir. Ayrıca çekilen süt dişlerinin yerini diğer dişler kayarak kapatacağı için yine alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklıklar görülebilir. Tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi, temizliklerine özen göstermek ve çürük, ağrı gibi şikayetlerde tedavi yoluna gitmek şarttır.
Süt dişlerinde görülen rahatsızlıklar ve tadavilerine kısaca göz atalım;
* Fissür Örtücü; diş hekimi muayenesi sonucunda, çürüğe eğilimli olduğu anlaşılan süt veya sürekli dişlerin çiğneyici yüzeylerinde, çürük oluşmaması için uygulanan koruyucu bir tedavidir.
sut-disi-fissur-ortucu
Solda çürüğe eğilimli bir diş ve solda fissür örtücü uygulanarak korunması.
* Çekim;  bazı süt dişleri tedavi edilemeyecek kadar çürük olurlar ve çekmekten başka seçenek kalmayabilir. Bu durumda eğer alttan gelen daimi dişin sürmesine vakit varsa diğer dişlerin kaymasını engellemek için bir yer tutucu uygulamak gerekebilir. Farklı yet tutucu tipleri vardır.
sut-dis-cekim-yer-tutucu
Solda, çekim boşluğuna doğru devrilen dişler gösterilmiş. Sağda ise yer tutucu uygulanmış bir çekim boşluğu görülüyor.
* Dolgu; süt dişindeki çürük ilerlemeden fark edilip hemen dolgu yapılabilir. Böylece diş canlı bir şekilde düşeceği güne kadar ağız içinde durabilir. Önemli olan, çürük dişi fazla harap etmeden tedavi etmektir.
* Amputasyon; yetişkinlerdeki kanal tedavisine benzer bir tedavi şeklidir. Dişin sinirlerine kadar inmiş olan bir çürük varlığında uygulanır. Çürük doku dişin sinirlerinin bir kısmıyla birlikte temizlenir ve sızdırmaz bir dolgu yapılır. Süt dişlerine en çok uygulanan tedavi yöntemi amputasyondur çünkü süt dişlerinde çürük hızlı ilerler ve yüzeye yakın olan, dişin sinirlerinin olduğu pulpa dokusuna hızlıca ulaşır.
süt-diş-amputasyon
Süt dişi amputasyonunda, kanal tedavisinden farklı olarak dişin kökleri dolgu maddesiyle doldurulmaz.

#Göz atabilirsiniz;

>Kanal Tedavisi Hakkında Her Şey

Süt Dişinin Arkasından Diş Çıkması

 Ebeveynleri en çok diş hekimine getiren durumlardan biridir. Özellikle alt süt dişlerinin arkasından dil tarafından sürekli dişlerin çıkması şeklinde görülür. Aileleri endişelendiren bu durum basit bir diş hekimi muayenesiyle çözülebilmektedir.
 Diş gelişim durumuna göre diş hekimi arkadan çıkan sürekli dişlerin yerine gelmesi için bu süt dişlerin çekimine karar verebilir yada ağızda bir süre daha durmasını isteyebilir. Çoğu zaman ön süt dişleri düşünce alttan gelen sürekli dişler hızlıca yerlerine kayarlar.
 Yer darlığı ve çapraşıklık söz konusuysa o zaman süt dişleri önceden çekilerek sürekli dişlerin yerine gelmesi sağlanabilir.
süt-disi-arkasında
Normal yerinde çıkmayan dişler diş hekimi kontrolünde düzeltilebilir.

 Süt Dişinin Düşmemesi

Süt dişinin düşmemesi durumu daha çok canlılığını yitirmiş ve bu yüzden fizyolojik olarak kökleri erimeyen dişlerde görülür. Eğer st dişinin düşme zamanı geldiyse ve hala düşmediyse bir diş hekimine muayene olmakta fayda vardır çünkü alttan gelecek olan sürekli diş için bu bir engel teşkil edebilir.
Çürük süt dişleri de düşmeden diş etine yapışık biçimde kalabilmektedir. Bu durumda sürekli dişler arasında diş ve kök parçaları görülüp ciddi diş dizisi bozuklukları ortaya çıkabilmektedir.
Düşmemiş olan süt dişlerini, sürekli diş dizisinde sorunlara yol açmaması adına en kısa zamanda çektirmek gerekir.
Bazen süt  dişinin düşmemesi durumu altta daimi bir diş olmadığı durumlarda da görülür. Alttan daimi diş gelmeyince süt dişinin fizyolojik kök erimesi başlamaz ve çürüksüz sağlam biçimde uzun yıllar ağızda kalabilir.

Süt Dişi Çıkarma Belirtileri

Süt dişleri 6-8 aylıkken alt çene ön bölgeden çıkmaya başlar. Süt dişi çıkarmaya başlayan bebeklerde bu dönemde huzursuzluk, tükürük artışı, ateş, damakta kaşınma ve kızarıklık gibi belirtiler görülür.
Süt dişlerin süreceği bölgede diş eti kırmızı mor renkte olur.
Rahat beslenme için eczanelerden basit merhemler alınıp diş etine sürülebilir.
Bu dönem bazı bebekler için sıkıntılı geçebilmektedir. Sürekli kaşınan damağı yüzünden ne bulursa ağzına sokmaya çalışır. Bu da enfeksiyonlara davetiye çıkaran bir durumdur.
Süt dişlerinin sürme döneminde damak kaşıntısını giderici yiyecekler verilebilir. Örneğin kraker, elma, salatalık v.b.
Uykusunda rahat etmesi için uyuduğu ortamı loş ve mümkün mertebe eşyasız hale getirmeye çalışın. Uyku öncesi hafif ağrı kesiciler gece uyanmasını da engelleyebilir.

***

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Özel Osmaniye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği
Bakırköy – İstanbul

05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

kanal-tedavisi-iyilesme.jpg

Nisan 14, 2024 66

blankKanal Tedavisi Nedir ?

Kanal tedavisi, çürük, travma gibi sebeplerle dişin enfekte olması yada damar sinir ağının zedelenmesi/kopması durumunda uygulanan bir tedavi şeklidir.
Peki bu ne demektir ?
Daha anlaşılır şekilde tarif edecek olursak, ender görülen kanal tedavisi gerekliliklerini hariç tutmak şartıyla;
bir diş çürüğü ilerleyip dişin içindeki damar-sinir dokusuna ulaştığı zaman, çürük doku içindeki mikroplar bu damar-sinir dokusuna sızarak vücut içine girmeye başlarlar. Vücut ise bu mikroplara karşı bir tepki gösterir. Bu tepki en basit haliyle şiddetli bir ağrıyken, en ileri derecede ise iltihaplı bir şişlik şeklinde ortaya çıkar.
İşte bu durumu düzeltmek için, çürük doku ve çürükten etkilenmiş damar-sinir ağı tamamen temizlenmelidir.
Bu işleme ise kanal tedavisi denir.
* https://tr.wikipedia.org/wiki/Kanal_tedavisi

Kanal Tedavisi Neden Yapılır ?

Çürük dişler, diş çürüğü dişin sinirlerine yaklaştıkça ağrımaya başlarlar. Bu ağrıyı geçirmenin iki yolu var; ya dişi çekmek ya da kanal tedavisi ile ağızda tutmak. Diş çekimi artık mecbur olmadıkça yapmadığımız bir işlem. Dişleri iyi kanal tedavileriyle uzun süre boyunca ağızda tutmak mümkün. Bu nedenle modern diş hekimliğinde dişleri çekmek yerine kanal tedavisi ile ağızda tutmak daha mantıklı bir yaklaşımdır.
Kanal tedavisinin en büyük gerekçesi, dişin canlılığını yitirmiş yada yitiriyor olmasıdır. Hastanın şikayeti, röntgen görüntüsü, enfeksiyon varlığı, dişin ağız içindeki durumu, şişlik olması gibi haller hekime bir kanal tedavisi yapmak gerektiği fikrini verir. Hiç bir diş hekimi, gerekmedikçe kanal tedavisi yapmaz çünkü diş hekimliğinde önemli olan, dişi mümkün olduğunca sağlam bir şekilde ağızda tutmaya çalışmaktır.

Kanal Tedavisi Nasıl Yapılır ?

Öncelikle ilgili dişin olduğu bölgeye lokal anestezi yapılır. Diş tamamen uyuştuktan sonra, çürük tamamen temizlenir. Devamında diş kökünün içindeki, dişin sinir-ve damar ağı olan pulpa dokusu temizlenerek yıkanır. Bu aşamadan sonra duruma göre bir kaç gün/bir kaç hafta beklenir yada hemen o seans kök kanalı dolgusu işlemine geçilir. Yani, içi boşaltılıp temizlenen kök, tekrardan sızdırmaz bir şekilde doldurulur. Böylece dişin köküyle olan işlem bitmiş olur. Temel olarak kanal tedavisi işlemi budur. Geriye üst yapıyı oluşturmak kalır. Duruma göre bu üst yapı küçük bir dolgu olabileceği gibi, bir kaplama yani kuron restorasyonu da olabilir.

Kanal Tedavisi Acıtır mı ?

Kesinlikle söylenebilir ki hayır, acılı ağrılı bir işlem değildir.
Kanal tedavisinin çoğu seansları anestezi altında yapıldığı için hastalar ağrı veya acı hissetmezler. Eğer anestezi yapılmamış yada bazı durumlarda olduğu gibi anestezi yapıldığı halde uyuşmamışsa, o zaman işlem elbette ağrılı ve acılıdır. Bu durumda hekiminiz işlemi en acısız olacak şekilde yapmaya gayret eder ya da belli ilaçları mevcut durum biraz toparlanana kadar reçete edebilir.
İnsanlar arasında kanal tedavisinin yapılırken çok ağrılı bir işlem olduğuna dair bir inanış var. Bu daha çok, hiç kanal tedavisi yaptırmamış kişilerden duyduğumuz bir söylem. Kişiye kanal tedavisi yapılması gerekir dediğimiz anda, “o zaman çekelim çünkü kanal tedavisi çok acıtır” tepkisiyle karşılaşıyoruz.
Bunun sebebi, kanal tedavisini iyi bir anestezi altında yaptıramamış kişilerin haklı olarak çevresindekilere “kanal tedavisi acılı bir işlemdir” şeklinde telkinlerde bulunmasıdır. Oysa artık yeni nesil anestezilerle ve aletlerle kanal tedavisi rutin olarak yapılan basit bir işlem haline gelmiştir.

Anestezisiz İğnesiz Kanal Tedavisi Mümkün mü ?

Saçlarımızda sinirler bulunmadığı için, saç kestirirken anestezi yapılmaz. Dişler için de durum tam olarak böyledir. Eğer ilgili diş, canlılığını yitirmişse anestezi yapılmadan kanal tedavisi yapılabilir. Apseli şişmiş bir diş cansız olduğundan anesteziye gerek olmaz.
Tam tersine dişin tamamı veya bir kısmı hala canlıysa, kesinlikle anestezisiz işlem yapılamaz.
Bazı durumlarda dişin içine belli ilaçlar koymak için de anesteziye ihtiyaç olmaz. Çok kısa süren bu işleme, dayanılmaz olmayan hafif bir sızlama eşlik eder.
Çok seanslı kanal tedavisi uygulamalarında, kök dolgusu yapılacağı zaman anestezi yapmakta fayda vardır çünkü diş her ne kadar cansızsa da, kök ucu ve çevresi çok hassas olduğundan, rahat bir seans geçirmek adına uyuşuk olması tercih edilir.
Yeni çıkan elektronik anestezi cihazları sayesinde iğne yapılırken duyulan o hafif sızlama da minimuma indirilebilmektedir. Ancak bu cihazlar çok da verimli olmadığından pek kullanım alanları yoktur.
İğne yapılırken hissedilen ağrı birazda kişinin o anki psikolojik durumuyla ilgilidir. Eğer kişi panikte ve korkuyorsa vücudun ağrı eşiği çok düşecek böylece ağrı hissedilecektir. Eğer hekiminize güvenir ve rahat olursanız iğne neredeyse hiç acısız bir şekilde yapılabilmektedir.

Kanal Tedavisi Kaç Gün & Ne Kadar Sürer ?

İlgili dişin durumuna göre yarım saatte bitebileceği gibi aylarca da sürebilir.
Kanal tedavisinin kaç gün süreceği tamamen total işlem süresi ile ilgilidir. Basit tek köklü dişler tek seansta bitirilebilir. Çok köklü ve dolgusu zor dişler için bir kaç seans ayırmak hem hekim hem de hasta için daha avantajlı ve rahattır. İnatçı enfeksiyonlara sahip dişler için ise uzun zaman pansumanlar gerektiğinden haftalar hatta aylar sürebilmektedir. İşlemin ne kadar süreceği daha çok hekimin kararına bağlıyken, duruma göre hasta ile birlikte de karar verilebilir. Mesela hasta ağzını uzun süre açık tutamıyor olabilir. Bu durumda tedaviyi bir kaç seansa bölerek ilerlemek daha efdaldir.
Örnek vermek gerekirse, ön bölgedeki tek köklü enfeksiyonu olmayan bir diş tek seansta bitebilir. Bunun yanında enfeksiyon odağı olan bir azı dişinin iyileşmesi için defalarca pansuman yapmak, ilaçlar kullanmak gerekebileceği için tedavi süresi doğal olarak uzar. Önemli olan ağrı ve şikayet olmadan bu tedaviyi sürdürmektir.
Çoğu kanal tedavisi uygulamaları 30-40 dakikadan oluşan 1-3 seansta bitirilir. Yukarıda örneği verilen durumlar işin sınırlarını belirtmek amacıyla verilmiştir.

Kanal Tedavisi Sonrasında Ağrı

Kanal tedavisi sonrasında genellikle ağrı olmaz.
Tedavi sonrası hafif bir ağrı, uyuşukluk geçtikten sonra, dişin damar ve sinirleri koparıldığı ve kök çevresi yaralı olduğu için yaralı olan kök ucu ve çevresi 1-2 gün hafifçe sızlayabilir ki bu da küçük dozda ağrı kesicilerle basitçe çözülür.
Hafif ağrıların yukarıda dediğim gibi 1-2 günde geçmesi beklenir. Maksimum 1 haftada tedavi edilmiş diş tamamen ağrısız ve rahat yemek yenebilecek bir şekilde iyileşmiş olmalıdır.
Bazen kanal tedavisi sonrası ağrı oluşan durumlarda beklemek gerekir. İşlem sırasında ister istemez kanal içerisindeki enfekte dokular kök dışına itildiğinden vücut buna tepki verebilmektedir. Çok iyi yapılmış kanal tedavilerinde bile bazen ilk gün uyutmayacak kadar ağrı olabilir ama bu çok nadiren görülür. Artık yeni tekniklerle bu komplikasyonlar minimuma indirilmiştir.
Kanal tedavisi sonrasında aşırı ağrınız varsa;
Bu küçük yada büyük bir sorun olduğunu gösterir. En kısa zamanda hekiminize tekrar uğramalısınız. Enfeksiyon başlangıcı olabilir, tedavi ile ilgili gözden kaçmış bir şey olabilir v.b. Duruma göre ilaçlarla ağrı geçirilebilir. Eğer kanal tedavisi ile ilgili bir sorun varsa hemen tekrar tedavi (retreatment) yapılabilir.

Kanal Tedavisi Sonrası Hangi Ağrı Kesici ?

Kanal tedavisi sonrasında görülen hafif ağrılar için bir çok ağrı kesici ilaç kullanılabilir.
Eğer çok şiddetli, zonklayıcı şekilde tedavi sonrası bir ağrı varsa mutlaka diş hekimine tekrar gidilmelidir.
Onun dışında hekim bir ilaç tavsiye etmediği müddetçe ve ilaç kullanmaya bir engel yoksa;
Arveles, Apranax Fort, Majezik, Cataflam, Advil, Nurofen, Dolorex Voltaren v.b. ilaçlar kullanılabilir.
Tavsiyem daha çok apranax ve cataflam üzerinedir. Ama evde mevcutta diğerleri varsa bunlar da kullanılabilir.
Ağrı kesiciye rağmen geçmeyen, hafiflemeyen bir ağrı varsa mutlaka tekrar diş hekimine gidilmelidir.
Kanal tedavisi sonrasında ağrı kesici kullanırken mümkünse hekiminize danışarak kullanmak daha etkili olacaktır. Eğer hekime bir şekilde ulaşamıyorsanız mutlaka prospektüse bakmak ve ona göre kullanmak asla aşırıya kaçmamak gerekir.

Kanal Tedavisi Sonrası Uyuşukluk ve Yemek

Uyuşukluk bünyeye ve yapılan anestezik maddenin cinsi ve dozuna bağlı olmakla birlikte 2-4 saat arasında tamamen geçer.
Kanal tedavisi ya da başka bir dental müdahale sonrasında uyuşukluk geçene kadar yemek yememek gerekir çünkü uyuşuk bölge kontrol edilemeyeceğinden genellikle ısırılır ve çok ciddi yaralanmalar oluşur.
Uyuşukluk geçene kadar hiçbir şey yemeyin. Aşırı sıcak soğuk olmaksızın sıvı şeyler içebilirsiniz.
Uyuşukluk geçtikten sonra diş hekiminiz aksini söylemedikçe yemek yiyip içmekte bir sakınca yoktur. Tabiki hafif ağrı olabilir. Bunu yukarıda ve aşağıda iki ayrı başlık halinde anlattım.

Antibiyotik Dişi İyileştirir mi ?

Hayır. Diş hekimliğinde antibiyotik kullanım alanı oldukça dardır. Çoğu durumda antibiyotik vermek gerekmez ancak maalesef ülkemizde bunun aksi bir tutum vardır. Hem hekimler hem de toplum antibiyotik sevmektedir. Son yıllarda yapılan antibiyotik kullanımı ile ilgili bilinçlendirme çalışmaları bu konuda olumlu gelişmeler göstermektedir.
Basit düşünecek olursak, ilgili dişi ağrıtan şişiren şey oradaki enfeksiyon varlığıdır. Kaynak kurutulmadan antibiyotik vermek hastayı bir süre rahatlatacak ancak enfeksiyon kaynağı ortadan kaldırılmadığı için şikayetler asla geçmeyecektir.
Başta belirttiğimiz gibi, çok nadiren antibiyotik kullanımı gerekirse, önce ilgili diş kaba tabiriyle “temizlenmeli” sonra antibiyotik verilmelidir.
Bir çok kanal tedavisi olgusunda hiç antibiyotik kullanmaya gerek kalmaz. En sorunlu, hatta çoğu zaman apseli dişler bile iyi bir “temizleme” ile çok hızlı sürede iyileşir. Önemli olan mümkün olduğunca erken sürede bir diş hekimine muayene olmaktır.
kanal tedavisi ile iyileşmenin röntgen görüntüsü
Soldaki görüntü enfeksiyonlu bir dişin röntgen görüntüsüdür. En sağda ise kanal tedavisi sonrası ilgili bölgenin tamamen iyileştiği görülmektedir.

Kanal Tedavisi Sonrasında Karşılaşılan Durumlar

Kanal Tedavili Diş Ağrır mı ?

Kanal tedavisi gören bir diş canlı olmadığı genellikle için ağrımaz. Mükemmele yakın bir kanal tedavili diş uzun yıllar ağızda sorunsuz hizmet verebilmektedir ancak diş veya hekime bağlı aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçı mevcutsa o zaman dişte ağrı olabilir. Kanal tedavili bir dişin ağrımasına sebep olan etkenlerin en çok görülenleri şunlardır;
  • Eksik bir tedavi protokolü,
  • Gözden kaçan bir kanal varlığı,
  • Dezenfeksiyon işlemleri iyi yapılmamış olması,
  • Dolgu veya kök dolgusu sızdırması,
  • Yüksek bir dolgu yada kuron restorasyonu
  • Dişin başka bir bölgeden çürümesi v.s.
Kanal tedavili dişlerde “retreatment” denen, tedaviyi yenileme işlemi çoğunlukla işe yarar. İşlem basitçe, sorunlu dişin kök kanal dolgusunu sökerek yerine daha iyi bir kök kanal dolgusu ve üst dolgusu yapmak olarak anlatılabilir. Her kanal tedavisi görmüş dişe maalesef bu işlem uygulanamayabilir. Hekim var olan duruma bakarak “retreatment” kararını verir.

Kanal Tedavili Diş Çürür mü ?

Sızdırmaz bir dolgu olduğu sürece kanal tedavili diş çürümemelidir.
Eğer sızdırıyorsa, yani kök kanalı dolgusu ve üst dolgu sızdırmaz bir şekilde yapılmadığı için ağız içindeki tükürük ve mikroorganizmalar bir şekilde dişin içine sızıyorsa, ağız içindeki mikroorganizmalar dolgu altında birikerek dolguyu alttan çürütebilir.
Bazı durumlarda ise, örneğin kanal tedavili bir azı dişinin dolgu olmayan tarafında bir çürük başlangıcı olabilir. Bu özellikle ağız hijyeni iyi olmayan bireylerde sıkça görülen bir durumdur. Aşağıdaki çizimde bu durum anlatılmıştır.
Kanal tedavili dişte çürük varlığında duruma göre yeni bir dolgu yapılabilir, eski dolgu sökülüp tekrarlanabilir, diş çok harap vaziyetteyse ve kök kanal tedavisi sağlam ve sorunsuzsa bir porselen kaplama ile estetik ve sağlam sonuçlar alınabilir.
kanal-tedavili-dis-curur-mu
Resimde, kanal tedavili dişin farklı bir yerinden çürüdüğü gösterilmiştir.

Kanal Tedavili Dişte Renk Değişikliği ve Kararma

Özellikle ön bölge dişlerde insanların en çok şikayet ettiği konulardan biridir, dişin renk değiştirmesi. Bu durumun ortaya çıkmasına sebep olan bir kaç faktör vardır.
kanal tedavisi renk değişikliği kararma
Yukarıdaki fotoğrafta renk değişikliği göstermiş bir diş görülmektedir.

 

Birincisi, kök kanal dolgusunun iyi uyumlandırılmaması, daha doğrusu kök kanal dolgu maddesinin dişin kökü içinde bitirilmemesidir. Kanal tedavilerinde dişler, gutapercha adı verilen kök kanal maddesiyle doldurulur. Eğer bu kök dolgu maddesi diş eti seviyesinden yukarıda kesilirse, zamanla dişe kırmızı-turuncu bir renk verecektir. Bu da kanal tedavili dişin renginin değişmesi olarak görülür. Bunu engellemek için kök kanal dolgusu en az diş eti seviyesinde bitirilmeli ve artıklar iyice temizlenmelidir.Aşağıdaki görsel daha iyi anlamaya yardımcı olacaktır.
kanal tedavili dişte renk değişikliği
Solda diş eti seviyesinde bitirilmiş kök kanal dolgusu. Sağda ise renkleşmeye sebep olabilecek fazla kök kanal dolgusu.

 

kanal tedavisi
Fotoğrafta, azı dişinin içindeki kök kanal dolgu maddesi olan, “gutapercha” görülmektedir.

 

İkinci olarak, kanal tedavili bir dişte renk değişikliğinin sebebi alttaki çürüğün iyi temizlenememiş olması veya dolgunun sızdırarak yeni bir çürük oluşturması olabilir.
Bir başka sebep ise, tedavi ile bağlantılı olmayan, dişin yapısıyla ilgili olan durumdur. Kanal tedavisi yapılmış bir dişin damar ve sinirleri alındığı için kısmen canlılığını yitirir. Bunun sonucunda canlı dişelden daha opak ve koyu renkli görünebilir.
Kanal tedavili dişlerdeki renk değişikliğinin birden fazla çözüm yolu vardır. İlgili dişe bir porselen protez yapmak, eski dolguyu değiştirmek yada sadece o dişi beyazlatmak sorunu basitçe çözmek için sıkça kullanılan yöntemlerdir.
*Diş beyazlatma ile ilgili olarak “Tüm Yönleriyle Diş Beyazlatma” yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

 

kanal tedavisi dişte renk değişikliği
Kanal tedavisi sonrası renk değişikliği görülen dişte beyazlatma işlemi. Beyazlatma sadece ilgili dişte yapılmıştır.

Kanal Tedavili Dişte Bastırınca Ağrı

Tedavinin başlarında ya da tedaviden sonraki ilk zamanlarda, kök ucu yaralı olduğu için bastırınca hassasiyet normal olarak karşılanabilir. Yemek yerken yani dişe baskı gelince ya da dişler birbirine değince hafif bir ağrı oluşur. Bu durum eğer iyi bir kanal tedavisi yapıldıysa çoğu zaman geçicidir.
Tedavi süresince, hemen sonunda ya da bir süre sonra ne zaman olursa olsun, dişinize bastırınca ağrıyorsa bir diş hekimine danışmakta fayda vardır. Çünkü diş hekimi duruma göre eğer çok şiddetli bir şikayet varsa kanal tedavisini yenileme yoluna gidebilir. Kanal tedavili dişe bastırınca oluşan ağrı hekim gözünde kabul edilebilir gibiyse, biraz da ağrı kesici ilaç takviyesiyle durum geçene kadar beklenebilir.
Bazen sinüzit varlığında da özellikle üst dişler azılar bölgesinde genel bir ağrı, sızlama ve hassasiyet olabilir.
Ağrının sebebi bazen gözden kaçmış bir dolgu yüksekliği de olabilir. Geçici ya da kalıcı dolguda yükseklik varsa, o diş diğer dişlere göre daha erken temas edecek ve kök ucuna fazla kuvvet gittiği için ağrıyacaktır. Yine bu durumda da diş hekimi kontrolünde ilgili dolgu hafifçe aşındırılarak çok basit olarak rahatlama sağlanabilir.

Kanal Tedavili Dişin Şişmesi

Kanal tedavili diş şiştiyse hemen bir diş hekimine gitmek gerekir.
Kanal tedavisi yapılan dişlerde şişlik bir kaç durumda ortaya çıkmaktadır;
* Kronik Enfeksiyon Varlığı ; bazen kronik enfeksiyon olan dişlerde kanal tedavisine başlanması o bölgedeki enfeksiyonu alevlendirebilir ve şişlik oluşur. Korkulacak bir şey değildir. Diş hekimi hemen bölgeye pansuman yaparak şişliğin inmesine yardımcı olur.
* Enfeksiyon Kaynağının Kök Dışına İtilmesi; kanal tedavisi sırasında dişin kökünü enfekte maddelerden temizlerken bazen bu maddeler dişin kökünden dışarıya yani diş kökünün ötesine taşabilir. Genellikle iyi yıkanmayan, acele ile yapılan kanal tedavilerinde bu durum ortaya çıkar. Vücut bu maddelere karşı hızlıca şişlikle birlikte tepki gösterir. Bu şişlik de geçicidir. Yine pansumanla basitçe çözülebilir.
* Kanal Tedavisinden Sonra Şişlik Oluşması; bu tablo diğerlerine göre ciddidir. Kanal tedavisi bittiği halde şişlik oluştuysa bu ortamda enfeksiyon kaynağının tamamen temizlenmediğinin göstergesidir. Kanal tedavisi iyi yapılmamış olabilir, üst dolgu iyi yapılmamış olabilir, işlemler sırasında diş ve çevresinde dezenfeksiyon sağlanamamış olabilir.. Bir çok sebep saymak mümkün. Sonuç olarak kanal tedavili diş şiştiyse orada enfeksiyon vardır ve tekrar müdahale gereklidir.

Kanal tedavisinden bağımsız bir şişliğiniz varsa Yüz & Yanak Şişmesi adlı yazımı okuyabilirsiniz.

Hamilelikte ve Kronik Hastalık Durumlarında Kanal Tedavisi

  • Kalp Hastalarında; kanal tedavisi çekime göre daha az travmatik olduğundan her zaman tercih edilir. Doktor kontrolünde ve gerekli önlemler alınarak güvenle yapılabilir.
  • Diyabet ( Şeker Hastalığı) ; kesinlikle kanal tedavisine engel değildir. Hekimler bir çok hastalıkta olduğu gibi, diyabetik hastalar için de özel anestezik maddeler ve ilaçlar kullanırlar.
  • Lösemi ve Diğer Kanserler ; yine çekime göre daha az travmatik olduğundan doktor kontrolünde kanal tedavisi tercih edilir.
  • Hamilelik; genellikle hamileliğin ilk ve son 3 aylarında dental müdahaleler yapılmaz. Orta trimestır doktor kontrolü ile birlikte güvenli kabul edilir. Eğer hastanın acil bir durumu varsa yine doktor kontrolünde olmak şartıyla müdahale edilebilir.
    Hamilelikte Diş Tedavisi ve İlaç Kullanımı başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.
  • Romatizmal Ateş; antibiyotik koruması altında kanal tedavisini çekime tercih etmek tercih edilir.

Hangi Durumlarda Kanal Tedavisi Yapılmaz

  • Diş etrafında veya kök çevresinde ileri derecede kemik ve doku kaybı kaybı
  • Kök kanalını temizleme işlemlerinin yapılamıyor olması
  • Restore edilemeyecek dişler (kök dolgusu yapılsa dahi üst dolgusu yapılamayacak dişler)
  • Dikey kırıklar
  • Kontrol altına alınamayan eksuda (iltihap) akışı
  • Kötü ağız hijyeni
durumları olan dişlerde kanal tedavisi uygulamak uygun değildir.

Özel Polikliniklerde Kanal Tedavisi Fiyatları

2024 yılı için özelde bir kanal tedavisi ücreti, üzerindeki dolgu ile birlikte genellikle 3500-6000 tl arası değişmektedir. Elbette bu fiyat asla bağlayıcı değildir. 4000 tl ye çok iyi kanal tedavisi yapan hekim de olabilir, 7000 tl ye ortalama bir performans sergileyen hekim de olabilir. Şehirden şehire hatta semtlerde bile farklı fiyatlar olabilir.
Örneğin; İstanbul için Nişantaşı ve Esenler deki kanal tedavisi ücretleri aynı değildir. Benim çalıştığım Bakırköy semtinde bile bizim yarı fiyatımıza kanal tedavisi yapan yerler var.
Ya da o klinikte örneğin kanal tedavisi ücreti 4000 tl dir ama sizin dişiniz çok uğraştıracak çok seans ve emek harcanacak bir dişse yine farklı tarife uygulanabilir.
Sonuçta bu iş biraz da hizmet sektörüdür ve her kliniğin fiyatı bir diğerinden farklı olabilir.

Kanal Tedavisinin Yeniden Yapılması ( Retreatment )

Kanal tedavisi görmüş dişlerde bir şekilde sorun varsa, o dişe tekrar kanal tedavisi yapılması yoluna gidilebilir. Bu ikinci hatta üçüncü kez yapılan kanal tedavisine retreatment denir.
Kanal tedavisinde başarının en önemli kriteri, tüm kanalların sızdırmaz bir şekilde kök ucuna kadar dolduruması ve üzerine de yine sızdırmaz bir şekilde dolgu yapılmasıdır. Bu zor bir iştir. Tedavi aşamalarından biri ya da bir kaçı eksik yapılmışsa ilgili dişte yakın zamanda ya da ileride sorunlar olabilmektedir. İşte bu yüzden şikayetleri geçirmek ve dişi ağızda tutabilmek adına yeniden kanal tedavisi yani retreatment yapmak mantıklı olabilir.
Retreatment görece yeni bir tedavi şeklidir. Genellikle hekimler kanal tedavisi ile iyileşmeyen yada bir süre sonra sorun çıkaran dişleri çekme yoluna gitmektedirler. Son tedavi protokolleri ve teknoloji ile birlikte artık bu yaklaşımdan gittikçe uzaklaşılmaktadır ve sorunlu dişlere yeniden kanal tedavisi uygulanabilmektedir.
Retreatment bilgi, beceri ve teknik donanım gerektiren bir prosedürdür. Eski kanal tedavisinin sökülmesi, yeni bir kanal tedavisi yapmaktan çoğuz zaman daha zordur. Sadece tecrübe ile hallolmayan bu iş için bazı aletler de gereklidir. Eğer hekim bunlara sahipse ancak retreatment yapabilir.
Yeniden kanal tedavisi yapılan dişlerin iyileşme oranları, hekimin becerisine bağlı olarak değişse de, bu tedavi sonuç olarak bir denemeden öteye geçememektedir. Yani retreatment denenerek yeniden kanal tedavisi yapılır diş iyileşirse ne ala, işlem başarılı olmuş olur. İyileşme gerçekleşmezse çekim veya apikal rezeksiyon uygulanır.
Aşağıdaki fotoğraflarda kanal tedavisi yeniden yapılmış ve iyileşmiş dişlere ait röntgen görüntülerini inceleyebilirsiniz.
retreatment
Soldaki fotoğrafta, bir porselen köprüye dayanak olan dişin kötü yapılmış kanal tedavisi yenilenmiş ve sağ fotoğraftaki gibi diş iyileşmiştir.

 

 

retreatment
Yine soldaki fotoğrafta kötü ve eksik yapılmış bir kanal tedavisi yenilenerek kök ucuna kadar doldurulmuş ve sağlam bir kanal tedavisi yapılmıştır.

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Özel Osmaniye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği
Bakırköy – İstanbul

05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici


Nisan 4, 2024 9

 Diş Beyazlatma Hakkında Her Şey

diş beyazlatma önce sonra
Diş beyazlatma yapılan kişinin, işlem öncesi ve sonrası aynı ışık koşullarında çekilmiş fotoğrafı.

Diş beyazlatma (tooth bleaching), son yıllarda değişen yaşam şartlarıyle birlikte, sağlıklı dişler yanında iyi bir gülümsemeye de sahip olmak isteyen insanların ilgi odağındaki kozmetik bir tedavidir. Bu da iyice artan estetik diş hekimliği konseptine eklenince, diş beyazlatma daha da popüler hale gelmiştir. İnternette konuyla ilgili pek çok yazı, video ve içerik var ancak çoğu ticari amaçlı olduğundan hastaları tatmin edecek yeteri kadar bilgi verilemiyor.

İşte bu yazı, diş beyazlatma hakkında her şeyi bulabileceğiniz, tüm merak ettiğiniz detayların cevaplarına ulaşıp, sorularınızı yorumlar kısmından sorabileceğiniz bir içerik formundadır.

İyi okumalar.

Not : Birçok ünlü sitede gördüğünüz limon, sirke, karbonat ile diş beyazlatma tamamen yanlış ve sağlıksız bir yöntemdir. Limondan gelen asit diş minesini yumuşatır ve karbonat da yumuşamış mineyi aşındırır. Mekanizma budur ancak bu çok zararlıdır. İleride çürük ve hassasiyetlere sebep olur.

Örneğin onedio.com ‘da verilen yazıdaki tekniklerin bazıları çok yanlıştır.

Diş Beyazlatma Hakkında Genel Bilgiler

Diş beyazlatma, 100 yıldan fazla süredir uygulanan ve hala geliştirilmeye devam edilen bir tekniğe dayanan, belirli kimyasal maddeleri kullanılarak, dişin renginde rol oynayan dentin ve mine tabakalarını, güvenli ve sağlıklı bir şekilde beyazlatma amacı taşıyan bir işlemdir.

Beyazlatmada kullanılan, karbamit peroksit ve hidrojen peroksit maddeleri temelde benzer mekanizmalarla etki göstermelerine karşın, markalara göre içerikte bu iki maddeden biri tercih edilmektedir. Genel olarak ofis tipi denilen, diş hekiminin klinikte uyguladığı yöntemde hidrojen peroksit kullanılırken, ev tipi uygulamalarda karbamit peroksit tercih edilir. Tabi bu kesin bir kural değildir.

Karbamit peroksit ve hidrojen peroksit maddelerinin diş yüzeyine nasıl etki ettikleri, çok ilginç bir şekilde halen tam olarak bilinmemektedir. İki ayrı teoriden daha güçlü olanı, bu maddelerin, sarı görüntüye sebep olan molekülleri daha küçük parçalara ayırarak ışığı daha iyi yansıtmayı sağlayarak beyazlattığı yönündedir.

 Diş Beyazlatma (Bleaching) Nasıl Yapılır ?

Diş beyazlatma belirli aşamaları olan, dikkat edilmesi gereken bir tedavi daha doğrusu bir kozmetik işlemdir. Sonucun mümkün olduğunca tatminkar olması adına, işlem öncesinde pek çok değerlendirme kriterine göre muayene etmek gerekir.

Bunları detaylı şekilde anlatmaya çalışalım.

1) Detaylı Muayene

Diş hekimine dişlerini beyazlatmak için başvuran hasta, aşağıdaki basamaklardan oluşan detaylı bir muayeneden geçirilir. Burada anlatacağımız beyazlatma,ofis tipi beyazlatma” olarak bilinen, klinik ortamında uygulanan tekniktir.

  • Hastanın Beklentisi  Genel şikayet, rahatsızlık nedir ? Ne kadar beyazlama istenmektedir? Kişiyi rahatsız eden şey gerçekten renk mi, dişeti rahatsızlığı mı, gülüşündeki bozukluk mu, yoksa dişlerin düzensiz formu mu ? gibi soruların cevapları hekim tarafından dikkatlice dinlenerek esas şikayet belirlenir.
  • Hekimin Hastaya Sunduğu – Hekim, tedaviyle nasıl bir sonuca varılacağını, tedavi aşamalarını, yapılacak işlemleri ve hastanın işlem sonrasında dikkat etmesi gerekenleri basit ve anlaşılır bir dille hastasına anlatır. Aksi halde hastanın hayalindeki beyazlık ve sonuç arasında fark olabilir çünkü genellikle insanlar reklam afişlerindeki, gerçekte pek mümkün olmayan beyazlığı hayal ederler.
  • Hastanın Günlük Alışkanlıklarının Değerlendirilmesi – sigara, alkol, aşırı çay kahve tüketimi, eksik ağız hijyeni gibi durumlar, beyazlatma sonrası tedavinin etkin süresini kısaltacağı için bunları kontrol altına almak gerekir. Örneğin, aşırı kahve tüketiminin dişler üzerinde sarartıcı etki yaptığı bilinmektedir, bu durumda aşırı kahve içen birinin dişlerini beyazlattıktan sonra bu alışkanlığına devam etmesi durumunda dişer tekrar sararacaktır. Bu kaçınılmazdır, o yüzden bu etkenleri minimuma indirmek gerekir.
  • Diş Eti Sağlığı ve Oral Hijyen – Bütün estetik diş hekimiği uygulamalarında olduğu gibi, diş beyazlatma işleminde de öncelikle diş eti sağlığının mükemmel olması istenir. Elbette bu, ağız hijyeninin üst seviyede olmasıyla mümkündür. Değilse, öncelikle diş etini sağlıklı bir hale getirip, hastanın ağız bakım alışkanlığını iyileştirdikten sonra işleme devam etmek hekimlerin genel tercihidir.
  • Eski Restorasyonların (dolgu, porselen v.s. ) Değerlendirilmesi – Diş beyazlatma işlemi ile yalnızca dişler beyazlar. Geri kalan her şey eski renginde kalır. Bu ne demektir ? Örneğin hastanın ön dişinde, dişiyle aynı renkte estetik bir dolgu varsa, beyazlatmadan sonra dolgunun rengi sarı olarak orada sırıtacaktır. Aynı şekilde yine gülme hattı içinde bir porselen kaplama varsa yine beyazlatmadan sonra orada belli olacaktır. Bu durumda yapılacak şey şudur; öncelikle beyazlatma yapılır, yaklaşık 2 hafta sonra eski restorasyonlar değiştirilir. Çünkü beyazlatma ajanının etkisi işlemden 10-12 gün sonraya kadar devam edebilmektedir.
  • Çürük, Kırık ve Çatlak Dişlerin Tespiti – Diş beyazlatma ile ilgili insanların en çok şikayet ettiği durum işlem sırasında veya sonrasında hissedilen hassasiyettir. Çok hafif bir sızlamadan, uykudan uyandıracak bir ağrıya kadar geniş yelpazede hissedilen bu hassasiyetin belki de en önemli sebebi dişlerdeki çatlaklardır. Bir kırık yada çatlak varlığında, beyazlatma ajanı o çatlaktan içeriye hızla yayılır ve henüz seans bitmeden aşırı bir hassasiyet oluşur. Bunun önüne geçmek için, işleme başlamadan önce ilgili dişler incelenip, varsa öncelikle çatlak veya kırığın tedavisi yapılmalıdır.

    çatlak diş - diş beyazlatma - tooth bleaching
    Ön dişte çatlak varlığı. Bu durumda önce çatlağın durumu kontrol edilip eğer sorun teşkil etmiyorsa işleme devam edilir.

2) Beyazlatma İşleminin Aşamaları

Detaylı muayene sonrasında diş beyazlatma işlemine geçilir. Beyazlatmada anestezi uygulanmaz. Acısız bir işlemdir. İşlem şu basamaklardan oluşur;

  • Polisaj – Diş yüzeyinin yemek artıklarından, küçük yüzeysel lekelerden temizlenmesi işlemidir. Özel macun kıvamında maddeler diş yüzeyine sürülerek dişler, ucunda fırça olan bir aletle fırçalanır.

    diş beyazlatma - polisaj
    Beyazlatma öncesi polisaj işlemi.
  • Başlangıç Renginin Kaydedilmesi – Polisaj işleminden önce yada sonra dişlerin başlangıç renkleri kaydedilir. Böylece aradaki fark kolayca görülür hem de ilerdeki zamanlarda bir renk değişikliği olursa bunun derecesi daha iyi anlaşılır.

    diş beyazlatma - renk seçimi
    Renk cetveli ile başlangıç renginin kaydedilmesi.
  • Dil ve Dudakların Dişlerden Uzaklaştırılması – Beyazlatma maddeleri, yanak, dudak, dil ve diş eti gibi yumuşak dokular üzerinde hasar verici etkiye sahiptir. Bu yüzden bu bölgelere temas etmemelidir. Bunun için yapılmış apareyler işlem öncesinde uygulanarak, kolaylıkla yumuşak dokuların dişlerden uzaklaştırılması sağlanır.

    diş beyazlatma - tooth bleaching
    Dil ve dudakların “ekartör” ile uzaklaştırılması.
  • Diş Eti Bariyeri – Beyazlatıcı ajanların olası diş etine sızmasını, temas etmesini önlemek için diş etlerine ışıkla sertleşen sıvı formda bir bariyer uygulanır. Bariyerin başarılı uygulanması çok önemlidir aksi halde diş etleri de geçici olarak beyazlar. Durum geçicidir ancak hastaları ürküten bir tablodur.
    diş beyazlatma - diş eti bariyeri - tooth bleaching
    Diş eti bariyeri, sıvı halde enjekte edilip ışınla sertleştirilince sızdırmaz bir hale geçen bir maddedir.

    diş beyazlatma - tooth bleaching - diş eti beyalaması - diş eti yanması
    Diş eti bariyerinin hatalı uygulanması sonucunda diş etinin de beyazlaması. Bu geçicidir ancak istenmeyen bir durumdur.
  • Beyazlatıcı Ajanın Uygulanması – Dil ve dudaklar uzaklaştırılıp, sağlam bir diş eti bariyeri uygulanıp dişler kurutulduktan sonra artık güvenle beyazlatma ajanı uygulamasına geçilebilir. Aslında işin en basit basamağı budur. Beyazlatıcı madde dişlerin üzerine sürülerek beklenir. Üretici firmanın tavsiyesine göre değişmekle birlikte, bu süre seans başına yaklaşık 20 dakikadır. Süre boyunca hekim hastanın yanından ayrılmaz; işlemi sürekli takip eder, dil ve dudakları kontrol eder, olası bir aşırı hassasiyet durumuna bağlı olarak seansı sonlandırabilir. Bazı markalarda, beyazlatma ajanının daha hızlı etki etmesi için bir ısı kaynağı gerekir. Bu ısı genellikle bir ışık kaynağından sağlanır. Ancak son araştırmalara göre, ışıkla beyazlatmanın ışıksız beyazlatmaya göre bir farkı bulunmamıştır. Toplumdaki genel kanı, mavi ışığın lazerle beyazlatma olduğu yönündedir ki bu son derece yanlıştır. Etkili olması için dalga boyu ayarlanmış bu yüzden mavi olan normal bir ışıktır. Lazer değildir. Gerçek lazerle beyazlatma ise, rutin olarak kullanılmayan bir işlemdir.
diş beyazlatma - beyazlatma ajanı uygulaması
Beyazlatma ajanının diş yüzeyine uygulanması. Görüldüğü üzere, ekartör dil ve dudakları ortamdan uzaklaştırırken, diş eti bariyeri diş etini korumaktadır. Renkler markaya göre değişebilir.
diş beyazlatma - bleaching - lazer
Beyazlatma ajanını aktive etmek için ışık uygulaması. Bu ışık lazer değildir
  • Temizleme ve Kontrol – Seans bitiminde, dişler su ile yıkanır, gerekli görülürse duruma göre yeni bir seans hemen yada bir kaç gün sonra tekrarlanabilir. Diş yapısı ve istenilen beyazlık derecesine göre çoğunlukla 2-6 seans uygulama yapılabilir. İşlemler bitince bitiş rengi de kaydedilir. Dişlere hassasiyeti minimuma indirmek için flor jel uygulanabilir, bu daha çok hekim tercihidir. Diş etleri için de E vitamini uygulanabilir.  Sonraki saatlerde hassasiyet olma ihtimali varsa ağrı kesici reçete edilebilir. Hastaya dikkat etmesi gereken şeyler, örneğin bir süre kahve içmemesi söylenir. Ev tipi beyazlatma uygulanacaksa, o şekilde tedavi devam eder. Uygulanmayacaksa, beyazlatma işlemi bitmiş olur ve hekim hastasını sonraki haftalarda kontrole çağırır.

Ev Tipi Diş Beyazlatma

Ev tipi diş beyazlatmanın amacı, ofis tipi beyazlatma ile elde edilen rengin daha doygun ve daha uzun süreli olmasını sağlamaktır.

Yani, 6 ayda bir 2-3 gün süreyle günde 4 saat ev tipi beyazlatma kullanılması halinde dişlerin rengi geriye dönmeyecektir denilebilir.

Ev tipi beyazlatma ilk 2 hafta hergün günde 3n az 4 saat uygulanmalı sonrasında ise 6 ayda bir uygulanmalı. Bu protokol hekimin kullandığı markaya göre değişebilir ama genellikle böyledir.

Ofis tipinden farklı olarak, ev tipi beyazlatma çok daha basit bir işlemdir. Tüm aşamaları hastanın kendisi uygular. Dişlere uyumlu şeffaf plakların içine beyazlatıcı ajanlar sürülerek belli süre tutulur. Genellikle yemek yiyilmediği için gece uyurken tercih edilir.

Eğer ev tipi beyazlatma, ofis tipini takiben yapılıyorsa zaten hekim, hastasına gerekli her şeyi anlatacaktır.

Ancak burada çok önemli olan bir detay vardır. Ev tipi beyazlatmayı internetten alıp uygulamak son derece yanlıştır. Öncelikle bir diş hekimine muayene olup, yazıda belirttiğimiz kriterler hekime danışıldıktan sonra ev tipi beyazlatma uygulanabilir. Aksi taktirde yine yukarıda saydığımız diş etinin de beyazlaması, diş etinin yanması, aşırı hassasiyet gibi şikayetlerin görülmesi kaçınılmaz olur.

diş beyazlatma - ev tipi beyazlatma
Ev tipi beyazlatmada, kişiye özel hazırlanan şeffaf plaklar içerisine beyazlatma ajanları sıkılarak dişlere uygulanır.

Endo Bleaching ( Kanal Tedavili Dişlerin Beyazlatılması )

Kanal tedavisi uygulanmış dişlerde belli sebeplere bağlı olarak zamanla renkleşmeler görülebilmektedir. Özellikle ön bölge dişlerinde bu durum estetik olarak büyük bir sorun yaratmaktadır. Bu gibi durumlarda sadece sorunlu dişe beyazlatma yapılarak sorun çok basit bir şekilde çözülebilir.

* Kanal tedavili dişlerin neden renkleştiğiyle ilgili detaylı bilgileri “Kanal Tedavisi Hakkında Her Şey” adlı yazımızda öğrenebilirsiniz

kanal tedavili dişte beyazlatma - endo bleaching
Kanal tedavili ön bölge dişleri içlerine enjekte edilen beyazlatma ajanları ile hızlıca beyazlatılabilir.

İşlem, kanal tedavili dişin içerisine 1-2 hafta süreyle duracak şekilde beyazlatma ajanı uygulanması şeklinde gerçekleşir. Daha sonra dişin içi beyazlatma ajanından temizlenerek kalıcı dolgusu yapılır.

kaanl tedavili dişte beyazlatma - endo bleaching
Tek dişe uygulanan beyazlatmanın öncesi ve sonrası.
***

Diş Beyazlatma Hakkında Merak Edilenler

* Ağrısız Acısız Beyazlatma Mümkün mü ? 

Evet mümkün.

Hatta işlemler yukarıda detaylıca belirtilen şekilde yapılırsa hemen hemen tamamen acısız geçmektedir. Bazı hastalarda ağrı kesici kullanmayı bile gerektirmeyecek çok hafif bir sızlama olabilir, o da istenmezse bir ağrı kesici (minoset, apranax, catafalam, asprin v.b. ) ile şikayetler minimuma indirilir.

Ben kendime de yaptırdığımda hiç sızlamam olmadı. Bu biraz da sanırım bünye ile alakalı bir durum. Geçen yaz bir hastam ikinci seansı yaptıramamıştı. O kadar sızlamıştı. Genellikle çoğu kişide beyazlatmada sızlama olmaz.

* Beyazlatma Dişlere Zarar Verir mi ?

Hidrojen peroksit ‘in dişin sert dokuları olan mine ve dentinde mineral ve kalsiyum kaybına sebep olabileceği bazı araştırmalarda belirtilmiştir. Fakat bazı araştırmacılar da bunun bir kaç hafta içinde geri dönebilir ve klinik açıdan önemsiz bir kayıp olduğunu belirtmişleridir.

Uygun teknik ve malzemelerle yapılan beyazlatma zarar vermez.

Diş beyazlatmanın zararı ancak uygun olmayan tekniklerle yapıldığında mümkün olabilir.

Mesela; işlemden sonra en az 24 saat renkli şeyler yiyip içmemeye dikkat edilmelidir. Hekim bu işte yeterli bilgi sahibi olmalı ve tekniği kusursuz uygulamalıdır.

* Evde Diş Beyazlatma Yöntemleri Nelerdir ?

Malesef bu konuda iyi şeyler söylenemez. Haber sitelerinden, dergilere kadar her yerde o kadar çok kulaktan dolma bilgi var ki bunların neredeyse tamamı yanlış hatta diş sağlığına zararlı bilgilerden oluşmaktadır.

Tuz ruhu, karbonat, limon, beyazlatma pastası v.b. gibi teknikler faydadan çok zarar vermektedir. Örneğin limon sıkılmış karbonat diş yüzeyini ileri derecede aşındırarak beyaz görüntü verebilir ancak sonrasında yapısı bozulan mine tabakası hızla renkleşecek ve hatta parlaklığını yitirecektir.

Beyazlatma ile ilgili en doğru yöntem bir diş hekimine danışmaktır.

* Kalıcı Diş Beyazlatma Mümkün mü ?

Kalıcı diş beyazlatma kullanılan teknik ve hasta ile ilgilidir.

Teknik olarak benim uyguladığım ve en güncel olan işlem şu şekildedir;

Diş taşı temizliği, polisaj, 4 seans ofis tipi, ev tipi beyazlatma uygulaması.

Bu şekilde bir beyazlatma yapılır ve hasta da dikkat ederse diş beyazlatma, 4-6 ayda bir ev tipi uygulandığı müddetçe kalıcı olacaktır.

İşlemlerinden sonra şayet hastanın aşırı çay, kahve, sigara, alkol gibi alışkanlıkları varsa yada  ağız hijyeni iyi değilse yaklaşık bir yıl içinde beyazlama etkisi yok olabilir.

Kalıcı diş beyazlığı teorik olarak ev tipi beyazlatma ile mümkündür.

Kişinin aşırı çay, kehve, alkol gibi alışkanlıkları yoksa ve diş hekimi kontrolü altında ise hekim gerekli yerlerde ev tipi beyazlatmayla da takviye ederek kalıcı bir beyazlık sağlanabilir.

Bazı hastaların alışkanlıkları o kadar iyi ve diş yapısı o kadar uygun olur ki, sonraki süreçte başka hiç bir işleme gerek kalmadan kalıcı beyazlık devam eder.

* Lazerle Diş Beyazlatma Nasıl Yapılır ?

Yukarıda “beyazlatıcı ajanın uygulanması” başlığında belirttiğim gibi, insanların lazer sandığı mavi ışık aslında normal bir ışıktır ve beyazlatıcı maddenin ısısını artırmak suretiyle daha hızlı etki etmesini sağlamak haricinde bir işlevi yoktur.

Yani o mavi ışık olmadan da aynı etki sağlanabilmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, mavi ışığın herhangi bir etkisinin bulunmadığını, bunun daha çok bir pazarlama tekniği olduğunu belirtmişlerdir. Elbette bu araştırmalara güvenmeyen hekimler de vardır ancak genel kanı bu yöndedir.

Gerçek lazerle beyazlatma ise pek kullanılmayan ama var olan bir yöntemdir, onun detaylarına girmiyoruz.

* Beyazlatıcı Macunlar İşe Yarar mı ?

Bazı macunların içeriğindeki az miktarda karbamid peroksit/hidrojen peroksit maddeleri ve lekeleri gidermeye yardımcı olan aşındırıcı partiküller bir nebze beyazlatmaya yardımcı olabilir ama yine de pek işe yaramaz. Bu da bir pazarlama stratejisidir. Hele koyu renkli beyazlatma macunları tam bir yalandır, şöyle ki; fırçalarken görünen koyu renge göz alışır ve su ile çalkalayınca kişi dişlerinin beyazladığını düşünür oysa beyazlama yoktur. Hatta kusularında dahi bir süre sonra etkinin geçtiği yazar ki bu da zaten gözün alışma süresidir.

* Diş Beyazlatma Kanser Yapar mı ?

Kullanılan karbamid peroksit ve hidrojen peroksit maddelerinin, kansere sebep olan serbest radikalleri ortaya çıkarabildikleri bilimsel olarak kanıtlanmıştır ancak diş beyazlatma sırasında kullanılan maddeler hem kana yani vücuda karışmadığından hem de kansere sebep olacak kadar yoğun konsantrasyonda olmadığından güvenle kullanılmaktadır.

* Hamilelerde Diş Beyazlatma Yapılır mı ?

Hamile veya emziren bayanlarda işlem önerilmemektedir. Bunun sebebi zararlı olması değil, zararsız olduğunun hamilelerde test edilemiyor olmasındandır. Bu yüzden kaçınmak en garanti yoldur.

Diş Beyazlatma Fiyatları

Diş beyazlatma fiyatları klinikten kliniğe çok farklılık gösteriyor. Peki bu fiyat farkının sebebi nedir ? Marka mı, yöntem mi, seans sayısı mı, muhit mi, hekim tecrübesi mi, neye göre karar verelim ? Bu konu, bu başlığa sığmayacak kadar uzun olduğu için, yeni bir yazı ile diş beyazlatma fiyatları hakkında bilgi veriyorum.

İlgili yazı için aşağıdaki linke tıklayarak diş beyazlatma fiyatları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Diş Beyazlatma Fiyatları

Diş Beyazlatma Yöntemleri

Birden fazla diş beyazlatma yöntemi mevcut. Bu başlık da başka bir yazının konusu.

Diş beyazlatma yöntemleri için aşağıdaki linke tıklayarak ilgili yazımı okuyabilirsiniz.

Diş Beyazlatma Yöntemleri

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Özel Osmaniye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği
Bakırköy – İstanbul
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

agiz-yarasi.jpg

Eylül 14, 2022 0

ağız yarası

Ağız Yarası “Aft”

İnsanların %25 ‘ine yakın bir kısmı ağız yarası adı verilen oral aft durumundan şikayetçidir. Kişiyi yemek yerken hatta bazen su içerken bile zorlayan bu küçük yaralar, bazı insanlarda bir dönem görülüp geçerken bazılarında ise sürekli tekrarlayan formda olabilir.
Ağız yaraları içi beyaz, kenarları kırmızı, yuvarlak hatlı, 2-3 m genişliğinde, ağrılı yaralardır. Dilde, damakta, yanak içinde ve dudaklarda görülebilirler.
Ağız yarasının neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Stres, ağız hijyeni eksikliği, sigara, vitamin eksikliği, bağışıklık sisteminin zayıflaması, grip gibi dönemsel hastalıklar ağız yarası oluşumunda etkili faktörlerdendir.
Stres, ağız yarası oluşumunda en sık görülen etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle son yıllarda büyük şehirlerde yaşayan ağız hijyeni yüksek kişilerde sık sık ağız yaraları görülmektedir.

Ağız Yarası Nasıl Geçer ?

Ağız yaraları 1 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşirler. 1 hafta içinde iyileşmeyen ağız yaraları için bir diş hekimine muayene olmak gerekir.
Ağız yarasının hızlıca iyileşmesi için;
* Ağız hijyeni iyi durumda olmalı,
* Yarayı tahriş edici baharatlı, salçalı yiyeceklerden kaçınılmalı,
* Kola gibi gazlı içeceklerden uzak durulmalı,
* Mümkünse ağız gargaraları veya tuzlu su kullanılmalı.

Ağız Yarası İçin Hangi İlaç ?

Ağız yaraları için genellikle ilaç kullanmak gerekmez. Ağız hijyeni iyi durumda olursa 1 hafta içinde kendiliğinden iyileşecektir.
Eğer hasta yemek yiyemeyecek kadar acı çekiyorsa, yara yüzeyini uyuşturan spreyler kullanılabilir.
Özellikle tedavi edici olarak yara üzerine sürülen “kenacort-A” isimli pomad kullanılabilir. Bir doktor arkadaşımdan duyup hastalarıma verdiğim bu ilaç çoğu durumda işe yaramakta ve yaralı bölgeyi hızlıca iyileştirmekte. Ancak ilerlemiş vakalarda pek işe yaramaz. Mutlaka bir hekime danışmak gerekir.

***

Şunlara da göz atabilirsiniz;

* En Etkili Diş Fırçalama Tekniği

* Diş Fırçası Seçimi

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

dis-eti-saglikli.jpg

Nisan 12, 2022 7

Diş Eti Hastalıkları ve Tedavileri

Giriş

Diş eti, ağız ve diş sağlığının en önemli göstergelerinden biridir. Sağlıklı diş etine sahip bireyler çoğunlukla sorunsuz dişlere de sahip olurlar çünkü kötü ağız hijyeninden ilk etkilenen ve alarm veren doku diş etidir. Diş etindeki rahatsızlıklar, ağız içinde yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunun habercisidir.
Bu yazımızda fazla detaylara girmeden, temel hatlarıyla diş etinin rahatsızlıkları ve tedavileri hakkında bilgiler vermeye çalışacağım.
Not; Diş etiyle ilgilenen diş hekimliği dalı “periodontoloji” dir ve bu konuda uzmanlaşmış hekimlere de periodontolog adı verilir.

Diş Eti Sağlığı Neden Önemlidir ?

Bütün vücudumuzda geçerli olan bir kural vardır; yumuşak doku sert dokuyu sarar. Yani, bir kemik varsa etrafında deri, kas, diş eti gibi onu saran bir yumuşak doku vardır.
Dişlerimiz çene kemiklerimizin içine gömülmüş haldedir. Çene kemiği ise diş etiyle sarılmıştır. İşte tam burada, diş eti bir sebeple hasar görürse altındaki kemik hemen eriyerek duruma tepki gösterecektir. Bu bir savunma mekanizmasıdır. Dişleri saran kemik eridiği zaman da temeli sağlam olmayan dişler yer değiştirmeye, sallanmaya ve hatta dökülmeye başlayacaktır.
Diş eti rahatsızlıklarını vücudun mikroplara karşı verdiği bir savunma mekanizması olarak düşünebiliriz.
İşte diş etinin sağlığı bu yüzden çok önemlidir.

Sağlıklı Diş Eti Özellikleri

Sağlıklı diş etinin özellikleri sşunlardır;
* Mat pembe renktedir. Bazı kişilerde ten rengine bağlı olarak kırmızımsı olabilir.
* Sıkı ve yoğun bir kıvamdadır.
* Üzeri pürüzlü, portakal kabuğu görünümündedir.
* Fırçalarken kanamaz.
* Dişi sıkıca sarar.
dis eti hastalıkları ve tedaviler
Sağlıklı diş etinin görüntüsü. Portakal kabuğu görünümünde, mat pembe renkli, kanamasız ve sıkı kıvamlıdır.

Sağlıksız Diş Eti Özellikleri

Sağlıksız bir diş etinin en önemli ve ilk göstergesi kanamadır. Bir kişi dişlerini fırçaladığında kanıyorsa mutlaka bir diş eti sorunu vardır denebilir. Diş etinin kanaması asla ihmal edilmemesi gereken bir tablodur.
Diş eti rahatsızlıklarının en temel sebebi eksik ağız hijyeni yani diş fırçalamamaktır. Onun dışında diş etiyle ilgili rahatsızlıklara davetiye çıkaran durumlar genetik, sigara, alkol, uyuşturucu, kötü beslenme, bazı ilaçlar, diyabet, bazı sistemik hastalıklar olarak sayılabilir. Ancak bunların hiç biri kötü ağız hijyeni kadar etkili değildir.
Sağlıksız diş etinin görüntüsü şu şekildedir;
* Kanama,
* Kırmızı ve parlak yapı,
* Ödemli şiş görüntü,
* Diş etinin çekilmesi ve diş etinin gevşek durması.
diş eti hastalıkları ve tedavileri
Sağlıksız diş etinin görüntüsü. Ödemli, kanamalı, parlak kırmızı renkte. Sebebi kötü ağız hijyeni.

Diş Eti Hastalıkları Nasıl Oluşur ?

Basitçe diş eti hastalığı, diş etinin kenarı ve altına yerleşen mikroorganizmaların oluşturduğu bir enfeksiyondur. Diş eti hastalıklarının bir çok faktörü vardır.
Diş eti hastalıklarını önlemede ağız hijyeni, mikroorganizmaları uzaklaştırması ve beslenmelerini engellemek açısından önemlidir.

Gingivitis

Diş eti hastalıklarının en basit olanı gibi düşünülebilen gingivitis, plak birikimine bağlı bir hastalıktır. Genellikle ağrısızdır ve yavaş ilerler.
Ağız hijyeni eksikliğine bağlı olarak, diş etinin kenarında biriken plak ve mikroorganizmalar diş etine zarar vermeye ve enflamasyona sebep olurlar.
Gingivitiste diş etinin görüntüsü, kanamalı, parlak ve ödemli bir haldedir. Dişler arasındaki papiller formunu kaybetmiş ve yuvarlaklaşmış şekildedir. Gingivitis sadece diş etinin seviyesinde bir hastalık olup kemik hasarı gözlenmez.
Gingivitis, cerrahi olmayan diş taşı temizliği ve ağız hijyeninin iyileştirilmesiyle kolayca tedavi edilebilir. 
Not; bazı özel durumlarda da diş etinde gingivitis belirtileri olabilir. Bunlar hamilelik, gelişme çağı, ilaç kullanımı, lösemi gibi durumlardır.
diş eti hastalıkları ve tedavileri
Gingivitis görüntüsü.

Periodontitis

Periodontitis, basit olarak çene kemiğini de etkileyen diş eti hastalığıdır. Durum gingivitise göre ciddileşmiş, enflamasyon çene kemiğini eritmeye başlamıştır. Diş etinde kanama, şişlikle beraber dişlerde sallanma, ağrı, iltihap akışı da görülür.
Periodontitis, teorik olarak karışık bir durumdur. Burada bilimsel detaylarına girmeye gerek yok. Önemli olan ileri derecede bir diş eti hastalığı olduğunu anlamaktır.
Periodontitis tedavisinde, işin içine cerrahi müdahale de gerekebilmektedir. Diş etinin altındaki dokuları ve diş kök yüzeylerini temizlemek için anestezi altında cerrahi müdahale yapılır.
Periodontitis tedavisinde, diğer tüm diş eti hastalıklarında olduğu gibi ağız hijyeni çok önemlidir. 
diş eti hastalıkları ve tedavileri
İleri derecede bir periodontitis vakası. Dişlerin etrafındaki diş ve kemik dokusu çekilmiş.

Sonuç

Diş etinin sağlığı ağız ve diş sağlığını sağlamada önemli bir karakterdir. Diş etinde kanama, ödem, sızlama hisseden kişiler acilen bir diş hekimine muayene olmalı ve sorun henüz büyümeden basit tedavilerle sağlıklı diş etlerine kavuşmalıdır.
Tüm yazıda tekrar tekrar ağız hijyeni teriminden bahsettim. Sağlıklı diş ve diş etlerine sahip olmak için ağız hijyenini sağlamak adına dişlerimizi etkili bir teknik ve iyi bir diş fırçasıyla fırçalamak gerekiyor. Bu konuyla ilgili “En Etkili Diş Fırçalama Tekniği” ve  “Diş Fırçası Seçimi” yazılarına göz atmanızı tavsiye eder,
Sağlıklı günler dilerim..

***

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

porselen-lamina-dis-tedavisi.jpg

Ekim 2, 2020 0
porselen lamina diş tedavisi nasıl yapılır
Porselen lamina dişlerle, diş dokusu maksimum seviyede korunarak yeni bir gülüş kazanılabilir.

Porselen Lamina Diş Tedavisi

Halk arasında lamina yada lamine diye isimlendirilen porselen lamina diş uygulamaları gün geçtikçe daha popüler hale gelmektedir. Uygulamayı yapabilen hekim ve laboratuvar sayısının artması, hastaların estetik beklentisi ve gelişen teknoloji laminalari daha kolay uygulanabilir hale getirmiştir.

Estetik Porselen Lamina Diş Nedir ?

Porselen laminalar, estetik veya tedavi amaçlı uygulanan çok ince porselen esaslı kaplamalardır. Ölçüye göre laboratuvarda üretilip dişler üzerine yapıştırılırlar.

Lamina uygulamasında dişlerin sadece ön yüzeyi mine seviyesinde çok az aşındırılır hatta bazı durumlarda hiç aşındırmaya gerek kalmaz.

Tedavi amaçlı uygulamalarda örneğin kırık bir diş yada arayüz çürüğü bulunan dişler laminalarla tedavi edilebilirler.

Peki bu kadar ince bir şey nasıl sağlam olabiliyor ?

Lamina dişler özel reçine esaslı yapıştırıcılarla yapıştırılırlar. Diş yüzeyine birebir uyumla olan laminalar bu güçlü yapıştırıcılarla birleşince diş yüzeyinden ayrılmaz hale gelecek kadar sağlamlaşmaktadır.

Porselen Lamina Kimlere Yapılır, Kimlere Yapılmaz ?

Bu son derece hassas tedavinin uygulanabilirliği için çok fazla kriter vardır. Ağız hijyeni, diş eti sağlığı, çapraşıklık, diş sıkma (bruksizm), yaş gibi faktörler tedavi uygulanabilirliğini ciddi derecede etkilemektedir.

Şimdi bu kriterleri tek tek incelemeye çalışalım.

Ağız Hijyeni

Tüm diş hekimliği uygulamalarında, özellikle estetik uygulamalarda çok iyi bir ağız hijyeni şarttır.

Ağız hijyeni iyi olmayan kişilere estetik tedaviler yapmak yanlış olur. Çoğu hekim bunu tercih etmez. Öncelikle ağız hijyenini iyi seviyeye getirecek tedaviler yapılıp daha sonra estetik uygulamalara geçilir.

Örneğin düzenli bir diş fırçalama alışkanlığı olmayan, aşırı sigara, alkol, kahve tüketimi olan kişilerde öncelikle bu konularda bir düzelme sağlanmalıdır. İyi bir fırçalama alışkanlığı kazandırılırken; kötü alışkanlıklar da mümkün olduğunca azaltılmalıdır.

Diş Dizisindeki Bozukluklar

Lamina uygulamalarıyla dişlerdeki hafif çapraşıklık ve bozukluklar düzeltilebilir ancak bu bir dereceye kadar mümkün olmaktadır.

Ortodontik tedavi gerekecek kadar çapraşıklık olan bir kişiye porselen laminalar yapmaya çalışmak yanlıştır. Hastalar genellikle tel taktırmak istemeyip bu tür uygulamaları talep ederler ancak hekim bu konuda hastayı aydınlatmalı ve sağlık açısından en doğru olanı tercih etmesine yardımcı olmalıdır.

Zaten çok çapraşıklığı olan bir kişide lamina uygulamasıyla istenen sonuç elde edilemez. Lamina prensip olarak dişi çok az aşındırmayı amaçlarken aşırı çapraşık dişlerde düzeltmek için çok aşındırma yapmak gerekir. Bu durumda dişe lamina değil kaplama yapmak gerekir.

Aşırı çapraşıklıklarda en doğru çözüm ortodontidir.

Diş Sıkma & Diş Gıcırdama

Tıbbi adıyla bruksizm, çoğu diş tedavisinde olduğu gibi estetik porselen lamina uygulamalarında da tedavi basamaklarını etkileyen bir rahatsızlıktır.

Diş sıkma alışkanlığı olan kişilerde dişin sadece bir tarafına yapılan ince laminalar diş sıkma ve gıcırdatma sırasında kırılabilir. 

Eğer hastada geceleri veya gün içinde diş sıkma, gıcırdatma problemi varsa öncelikle bunu tedavi edecek bir yaklaşım daha uygun olacaktır çünkü lamina uygulaması son derece hassas bir işlem olduğundan bruksizmli hastalarda uygulamak bazen sorun çıkarabilir.

> Bruksizm(diş sıkma) tedavisi hakkındaki detaylı yazıyı okumak için buraya tıklayınız.

Yaş

Estetik porselen laminaların uygulaması için diş gelişiminin tamamlanması gerekmektedir.

Tedavi için istenen en erken yaş 18-19 dur.

Bu yaştan daha genç bireylerde estetik lamina diş tedavileri çene gelişimi tamamlanmadığı için ileride sorun ihtimali artmaktadır çünkü gelişimi tamamlanmamış çene ve dişler gelişim aşamasında yer değiştirebilir, şekil değiştirebilir.

Porselen Lamina Dişlerin Avantajları

* Son derece estetiktir. İyi yapılmış laminaları doğal dişten ayırt etmek neredeyse imkansızdır. Bir diş hekimi dikkatle bakmadığı sürece kimse dişleriniz üzerinde yapay bir şey olduğunu anlayamaz.

* Sağlıklıdır. Laminalar mümkün olduğunca diş dokusunu koruyacak şekilde yapılırlar. Kaplamalar gibi dişi çepeçevre aşındırıp küçültmek gerekmez. Sadece dişin dış yüzeyi çok hafifçe aşındırılıp laminalar yapıştırılır. Bazen aşındırmaya bile gerek kalmaz.

Aşındırmalar minimum olduğu için; hassasiyet, diş eti sorunları, kanama gibi problemler ortaya çıkmaz.

Diş eti ve dişin çevre dokularına neredeyse hiç temas olmadığı için diş eti çekilmesi, diş eti kanaması, hassasiyet gibi problemler de ortaya çıkmaz.

* Sağlamdır. Porselen laminalar çok ince ve hassas yapıda olmalarına rağmen, dişlere yapıştırıldıktan sonra yerlerinden çıkmazlar. Hatta diş hekimleri bile laminayı kesmeden yerinden sökemezler. Bunun sebebi çok güçlü yapıştırma ajanları kullanılması ve laminanın dişle bir bütün olacak şekilde üretilmesidir.

* Tedavi seansları rahat ve acısızdır. Ara seanslarda ağrı ve sızlama şikayetleri olmaz. Aşındırma işlemleri sırasında anestezi yapmaya gerek olmayabilir ama çoğu zaman hekim ve hasta konforu için ilk seansta küçük anesteziler yapılması daha uygun olur.

Lamina ile Porselen Kaplama Arasındaki Fark

lamina diş ile porselen kaplama arasında ne fark var ?
Lamina dişler porselen kuronlara göre daha az aşındırma yapılarak hazırlanır.

Yukarıdaki görselde lamina dişler ile porselen kaplamalar arasındaki en önemli fark görülmektedir.

Lamina uygulamalarında dişlerin sadece dış yüzeyleri yaklaşık 0.5 mm aşındırılır;
porselen kaplamalarda ise diş çepeçevre 1.5 mm kadar aşındırılır.

Laminalarda sağlıklı diş dokusu neredeyse tamamen korunur,
porselen kaplamalarda dişin en güçlü tabakası olan mine tamamen aşındırılır.

Laminalar çok ince yapılar olduğu için estetik olarak mükemmel performans gösterirler;
porselen kaplamalarda estetik ise materyalden dolayı farklılık gösterir. Metal altyapılı porselenlerden, lityum silikatlara kadar farklı seçenekler vardır.

Lamina dişler için yukarıda saydığımız bir çok kriter sağlanmak zorundayken;
porselen kaplamalar neredeyse her dişe yapılabilir.

Ortodontik tedavi istemeyen kişilerde laminalarla diş dizisi düzeltilemezken;
porselen kaplamalarda bir yere kadar düzeltme sağlanabilir.

Lamina Diş Fiyatları

Lamina diş tedavisinin ücreti 2019 yılı için TDB ( Türk Dişhekimleri Birliği) ‘nin fiyat tarifesinde her diş için 1555 TL dir.

TDB 2019 fiyat tarifesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Maalesef, özel diş kliniklerinde her zaman standart fiyatlar uygulanmamaktadır.

Hekim tecrübesi, kliniğin bulunduğu muhit, yapılacak işin büyüklüğü ve zorluğu gibi faktörler fiyatları etkileyebilmektedir.

En doğru tedavi fiyatları için bir diş hekimine muayene olmak gerekir çünkü çoğu zaman lamina diş yaptırmak istiyorum diye gelen kişilerde lamina yapılana kadar başka tedaviler de gerekiyor.

Estetik Porselen Lamina Diş Nasıl Yapılır?

1- Muayene : Tedavi yeda estetik bir amaçla diş hekimine başvuran hasta detaylı olarak muayene edilir. Alkol, sigara gibi alışkanlıklar değerlendirilir. Tedaviye engel diş çürükleri, dişe ti rahatsızlıkları tedavi edilir. Hastanın beklentisi ve tedavi sonucu sahip olacağı görüntü konuşulur. Başlangıç fotoğrafları ve gerekirse teşhis rötgenleri ve ölçüleri alınır. Tedavi planlaması yapılır.

2- Dişlerin Hazırlanması: Aşındırma miktarına göre anestezi altında veya anesteziye gerek kalmadan dişler laminalar için hazırlanır. Planlamaya göre dişlerin belli bölgelerinde düzenlemeler yapılır. Diş etine müdahale edilecekse diş eti operasyonları uygulanır. Gerekiyorsa geçici dişler yapıştırılır. Tüm bu işlemler son derece rahat ve acısızdır.

3- Ölçü: Diş etine müdahale edildiyse, iyileşme tamamlandıktan sonra hassas ölçü materyalleri yada bilgisayar destekli tarayıcılarla ölçü alınır. Ölçü safhasında anesteziye gerek olmadığı gibi herhangi bir acı ve ağrı hissedilmez.

4- Laminaların Yapıştırılması: Simantasyon adı verilen bu işlemde laminalar önce kontrol edilip sonra özel yapıştırıcı ajanlarla dişlere yapıştırılır ve böylece tedavi bitmiş olur. Yapıştırmadan belli bir süre geçmesine gerek kalmadan yeme içme yapılabilir.

5- Kontrol: İlk yapıştırmadan yaklaşık 1 hafta sonra laminalar kontrol edilir. Varsa olası gözden kaçmış detaylar ve hastanın şikayet ve istekleri değerlendirilir. İlk kontrol seansının ardından düzenli olarak belirli aralıklarla tekrar kontroller yapılır.

Aşağıdaki animasyonda lamina uygulaması aşamalarını izleyebilirsiniz.

***

 

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.

Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

agiz-gargaralari.jpg

Aralık 28, 2018 3
ağız gargaraları nasıl kullanılır - hangi ağız gargarasını seçmeliyim ?
Ağız gargaraları diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde temizliği amaçlar.

Ağız Gargaraları Rehberi

Ağız Gargarası Nedir ?

Ağız gargaraları, diş fırçalama sırasında diş fırçasının temas etmediği bölgelerde de temizlik sağlamak amacıyla üretilen, özel içeriklere sahip sıvılardır.
Sadece ağız gargarası kullanmak dişleri temizlemez.
İçerik olarak çok farklı tipte ağız gargaraları olsa da temelde hepsi aynıdır. Bazılarında diş eti için yazar, kimisinde florür yazar, kiminde tam koruma yazar. Bunlar tüketici için kafa karışıklığı oluşturmaktadır.
Ağız gargarası seçiminde en önemli olan kriter ne için kullanılacağıdır.
Çoğu gargaranın içerdiği etken maddeler hemen hemen aynı olsa da, bazıları ağız kokusuna, bazıları dişleri güçlendirmeye, bazıları diş etlerini iyileştirmeye yönelik özel formüller içerirler. Seçim yaparken de buna uygun özellikte bir ürün tercih etmek gerekiyor.
Market reyonlarındaki onlarca üründen hangisini seçeceğinize karar vermekte zorlanıyorsanız diş hekiminize danışarak tavsiye alabilirsiniz.
Alkole dikkat !
Ağız gargarası içeriğinde alkol ihtiva etmesi son yıllarda tartışılan bir konudur. Çoğu gargaranın içinde alkol vardır ancak artık alkollü içerikler tavsiye edilmemektedir.
Çocuklu ailelerde, alkollü ağız gargarasının çocuk tarafından yanlışlıkla yutulması zarar verebilir.
Alkollü ağız gargaralarının aşırı kullanımında dişlerde lekelenmeler oluştuğuna yönelik görüşler mevcut. Hassas bünyelerde alkol içeriği ağızda yanma hissi oluşturabilir.
Tavsiyem, alkollü gargaraların kullanılmaması yönündedir. Neredeyse tüm markaların alkolsüz gargaraları var. Alkolsüz olanları tercih etmek gerekir.
ağız gargaraları seçimi nasıl yapılır
Ağız gargaraları seçiminde kararsızsanız hekiminize danışabilirsiniz.

Ağız Gargarası Kullanmak Şart mı ?

Bu konuda da değişik görüşler var.
Kimisi günlük kullanımın gerekli olduğunu, fırçanın ve diş ipinin değmediği dişler arsında kalan ara yüzeyler ile diş eti, damak, dil ve boğaz bölgelerinin ancak ağız gargarasıyla temizlenebileceğini savunuyor. Evet, bu doğru.
Kimisi flor eksikliği bulunan yani flora besinlerle, süt ile, su ile her neyse bir şekilde ulaşamayan ve özellikle de diş çürüğüne meyilli çocuk ve gençlerde ağız gargarası kullanımının şart olduğunu savunuyor. Flor sayesinde diş yapısı güçleniyor ve haliyle çürüklere karşı da daha güçlü oluyor. Evet, bu da doğru.
Kimisi de ağız gargaralarının gerekli olmadığını en azından şart olmadığını savunuyor. Dişlerini düzenli fırçalayan, düzenli diş ipi kullanan, beslenmesine dikkat eden ve rutin diş hekimi kontrollerine giden bireylerde ağız gargaralarının pek de gerekli olmadığını söylüyorlar. Evet, bu da doğru.
Hepsine doğru dedik. Ağız gargarası kullanalım mı kullanmayalım mı ?
Ağız kokunuz var mı ? Dişleriniz çürüğe meyilli mi ? Diş etleriniz genelde hassas ve zayıf mı ?
Bunlardan biri veya bir kaçı varsa evet ağız gargarası kullanmak iyi olabilir.
Dişlerinizi düzenli ve doğru teknikle fırçalıyor, diş ipi kullanıyor ve düzenli diş hekimi kontrollerine gidiyorsanız ve bunların yanında ağız kokusu gibi şikayetiniz yoksa ağız gargarası şart değildir.
ağız gargarası nasılkullanılır ? - hangi ağız gargarasını almalıyız ?
Ağız gargarası ancak doğru teknikle kullanılırsa faydalı olabilmektedir.

Hangi Ağız Gargarasını Almalıyız ?

Piyasadaki iki büyük ve meşhur marka olan Listerine ve Oral- B ağız gargaraları üzerinden örnek vermeye çalışayım;
Her iki markanın da beyazlatıcı, hassasiyet giderici, alkolsüz ve total bakım adı altında en çok satan 4 ürünü var. Bunlardan hangisini seçelim ?
Ağız gargaraları dişleri beyazlatmaz. Diş beyazlatma işi macunla fırçalamayla olacak iş değil. Diş hekimi tarafından ofis ortamında uygulama yapılması gerekir.
Diş beyazlatma ile ilgili detaylı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Hassasiyet giderici özellikler daha çok diş macunlarıyla çözülebilen bir sorundur ki hassasiyet şikayeti olan kişilerin öncelikle bir diş hekimine uğraması en doğru olandır.
Geriye total bakım ve alkolsüz kaldı. Yukarıda bahsetmiştik sebepleriyle birlikte alkolsüz tercih etmek gerekir demiştik.
O zaman geriye kalan; alkolsüz ağız gargarası seçmeliyiz. 
Peki hangi marka ? Hiç farketmez. Ucuz olan hangisiyse o.
Hangisi ucuzsa o ama Listerine, Oral-B ye nazaran ağız gargarası işinde daha yoğun çalışıyor gibi görünüyor. Oral-B ise neredeyse piyasanın en eskisi ve en büyüğü. Dediğim gibi fiyata bakınız 🙂

Ağız Gargarası Nasıl Kullanılır ?

Ağız gargarası şu şekilde kullanılır;
* Dişleri fırçalayıp, diş ipi ile arayüz temizliği yaptıktan sonra,
* Üreticinin belirttiği kadar ağız gargarasını (genellikle kapağı ile),
* Yutmamaya özen göstererek, mümkünse aşağıya bakacak olacak şekilde,
* 30-40 sn çalkalayınız ve 2-3 kere tükürünüz,
* Ağzınızı durulamayınız. 
* Mümkünse en az 30 dk bir şey yiyip içmemeye dikkat ediniz.

Aşağıdaki videoda nasıl kullanıldığını izleyebilirsiniz.

>> Şunlara da göz atın;

Diş Fırçası ve Diş Macunu Rehberi

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici

hamile-dis-tedavi.jpg

Aralık 27, 2018 47
hamile ve emzirenlerde diş tedavileri - gebelikte diş için antibiyotik kullanımı
Hamilelik ve emzirme dönemlerinde diş tedavileri için farklı protokoller uygulanmaktadır.

Hamilelikte Diş Tedavileri

 Sağlıkla ilgili her alanda özel bir yeri olan hamileliğin diş sağlığı ve tedavileri açısından da özel bir yeri var. Bu yazımızda sadece hamilelik çerçevesinde bazı diş tedavilerinden ve ilaç kullanımından bahsedeceğiz.
 Öncelikle söylenmesi gereken, hamilelik düşünen bir bireyin önceden ağız ve diş sağlığı ile tedbirler alması yaklaşımıdır. Bir diş hekimine muayene olup, hamilelik boyunca sorun çıkartması muhtemel durumlar incelenip tedavi edilirse ağız ve diş sağlığı açısından rahat bir hamilelik geçirilir.
Hamilelik döneminde, dişlerle ilgili olan bütün işlemler kadın doğum uzmanı ile görüşülerek uygulanır. En basit müdahalelerde bile kadın doğum uzmanından onay almak gerekir. Diş hekimi yapacağı işlemleri imzalı bir kağıda yazarak kadın doğum uzmanına gönderir, karşılığında ise durumla ilgili değerlendirme yazısı alır. Buna “konsültasyon” denir.
“İlk 3 ay , son 3 ay önemli ! “
Genel olarak hamileliğin ilk ve son 3 ayında, acil olanlar hariç, dental müdahalelerden kaçınmak gerekir. Hamilelik sonrasına ertelenemeyecek tedavilerin, görece güvenli olan 3-6 ay arasında yapılması daha uygundur diye kabul edilir. Bu durumun istisnası kadın doğum uzmanının görüşüdür. Bazı hamilelerde tedaviler güvenle uygulanabilirken, bazılarına asla izin vermezler.

Hamilelerde Diş Tedavileri Nasıl Yapılır ?

Hamilelikte uygulanacak diş tedavilerinin özel olmasının iki sebebi vardır;
Birincisi kullanılacak ilaçlar,
*Anestezik Maddeler: Diş hekimlerinin kullandığı anestezik maddeler çoğunlukla adrenalin içerir. Adrenalin kullanımı bazı hamilelerde uygun olmayabilir. Ayrıca kullanılan etken anestezik madde de bebek üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Bu gibi durumlarda adrenalin içermeyen ve hamilelerde kullanılmasında bir sakınca olmayan özel anestezik maddeler kullanılır.
*Antibiyotik ve Ağrı Kesiciler: Bütün ilaçlar “gebelik kategorisi” denilen bir sınıflama ile değerler alırlar. A, B, C, D ve X olarak ayrılan bu ilaçlardan A kategorisindekiler hamileler üzerinde güvenle kullanılabilirken, X kategorisi asla kullanılmamalıdır.
Hamile annenin kullanacağı bazı antibiyotikler bebeğin dişlerinde renkleşmelere sebep olur. Bazı antibiyotikler ise güvenle kullanılabilir. Ağrı kesiciler için de aynı durum söz konusudur.
Bu yüzden jinekolog kontrolü olmadan asla ilaç alınmamalıdır.
hamilelikte ilaç kullanımına bağlı diş renkleşmesi
Bir antibiyotik olan tetrasiklin, hamilelik döneminde kullanılınca bebeğin dişlerinde renkleşmelere sebep olabilir. Tıpkı bu yetişkinin annesinin yaptığı gibi..
İkincisi ise röntgen çekilememesidir.
Röntgen diş hekimlerinin en büyük yardımcılarındandır. Dişin kök yapısı, komşu dişler, kök çevresinde enfeksiyon varlığı, çürük tespiti v.s. bir çok durumda röntgene başvurmak gerekir.
Kanal tedavisi ve bazı dişlerin çekimi işlemleri röntgen olmadan yapılamaz. Bu gibi işlerde acil müdahale uygulanıp, tedavinin devamı gebelik sonrasına bırakılabilir.
Örneğin; ağrılı ya da apseli bir diş için kanal tedavisi düşünülüyorsa, dişin çürüğü temizlenip kanal tedavisine başlanarak geçici bir dolgu yapılır. Röntgen gereken ikinci seans ise gebelik sonrasına ertelenebilir. Bu ideal olan tedavi değildir ancak hamilelerde en iyisi bu şekilde davranmaktır.

Kanal tedavisinin nasıl yapıldığını öğrenmek için buraya tıklayınız.

Hamilelerde ise, bebeğin ışına maruz kalmaması adına mümkün olduğunca röntgen çekmemek gerekir. İlle de çekmek gerekiyorsa kurşun önlük ile çekilebilir, çünkü kurşun önlük radyasyonu geçirmez ve bebeği korumuş olur.
hamile dis tedavisi kursun onluk
Hamilelerden röntgen çekerken kurşun önlük kullanılması bebeği röntgen ışınlarının zararlı etkilerinden korur.

Hamilelikte Diş Çekimi

Hamilelikte diş çekimi şu şekilde yapılmaktadır;
Diş hekimi muayenesi sonucunda çekim için karar verilen diş için öncelikle jinekolog (kadın doğum uzmanı) ile konsültasyon yapılır.
Konsültasyon, diş hekiminin jinekoloja yapılacak işlem hakkında bilgi vermesi, jinekologun da bu işlemin uygun olup olmadığını kontrol edip onay vermesidir. Konsültasyon kaşeli ve imzalı olmalıdır.
Eğer diş çekimi konusunda bir engel yoksa, ilgili dişin çekileceği bölge lokal anestezi ile uyuşturulur ve diş çekimi yapılır.
Diş çekiminden sonra hızlıca iyileşme sağlanmalıdır. Aksi halde ağrı kesici ve antibiyotik kullanımı ihtimali doğar ki bu hamilelerde istenmeyen bir durumdur. Bu yüzden hekimin çekim sonrası dikkat edilmesi gerekenler diyerek anlattıklarına harfiyen uymak gerekir.
Hamilelikte diş çekimi için yapılan uyuşturucu iğne (halk arasında morfin) bebeğe zarar vermez.
Kadın doğum uzmanı diş çekimine izin vermezse;
dişin durumuna göre ağrıyı geçirecek müdahaleler yapılabilir. İlgili bölgedeki çürüğü temizlemek, ağrı kesici ilaçlar vermek, dişleri fırçalamak gibi..
Diş çekimi doğumdan sonraya ertelenir.

Hamilelikte Diş Ağrısı

hamilelikte diş ağrısı ve çözümü
Hamilelikte diş ağrısının tek çözümü bir hekime danışmaktır.
Hamilelikte diş ağrısı yaşayan kişiler öncelikle en kısa zamanda bir diş hekimine muayene olmalıdır çünkü erken dönemde çözülmeyen geçiştirilen şikayetler sonra mutlaka daha fazla ağrıya sebep olacaktır.
Hamilelerin diş ağrısını geçirmek amacıyla doktora danışmadan ilaç kullanmaları son derece yanlış ve tehlikelidir.
Dişler üzerine kolonya, alkol, asprin gibi şeyler uygulamak doğru değildir.
Gebelikte en güvenli ilaçlar ağrı kesicilerden “parasetamol” etken maddeli, minoset,parol gibi ilaçlardır. Bunun dışında hiç  bir ilaç doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. 
Diş hekimine gidene kadar yapılacak şeyler maalesef kısıtlıdır.
Dişleri fırçalamak, tuzlu su ile gargara yapmak, soğuk kompress uygulamak gibi basit şeyler uygulanabilir.

Hamilelikte Diş Eti Rahatsızlığı

hamilelikte diş eti kanamaları şişmeleri
Hamilelikte değişen hormon seviyeleri ve yetersiz ağız hijyeni “gingivitis” rahatsızlığı olarak ortaya çıkar.
 Gebelik süresi boyunca değişen hormon seviyeleri, kusmalar ve mide bulantıları sebebiyle diş etlerinde “gingivitis”  adı verilen bir rahatsızlık görülür. Diş etleri şiş, kırmızı ve kanamalı bir haldedir. Zaten hamilelik öncesinde de ağız hijyeni iyi bir durumda değilse, hamilelik süresince daha fazla sorun çıkabilir. Bu yüzden hamilelikten önce ağız ve diş sağlığını iyi bir seviyeye getirmekte fayda vardır.
 Gebelik gingivitisinin tedavisi, varsa diş taşlarını uzaklaştırarak, hastanın dişlerini fırçalamasını sağlamaktan geçer. Eğer sabahları mide bulantısı sebebiyle fırçalama zor geliyorsa, ağız gargaraları kullanılabilir.

Hamilelikte Diş Çürüğü Artışı

 Hamilelikte dişlerin çürüdüğü, bunun sebebinin de bebeğin anneden kalsiyum çekiyor olduğu, toplumda yer etmiş yanlış bir bilgidir. Diş çürüğünün artmasının sebebi hamilelik değil kişinin şekerli beslenmesi, ağız hijyenini ihmal etmesi ve yukarıda anlattığımız diş eti şikayeti olunca kanamadan dolayı fırçalamadan çekinmesidir.
Ülkemizde hamilelik süresinde şekerli beslenme alışkanlığı vardır.
Şeker tüketiminin artması haliyle diş çürüğü riskini de artırmaktadır. Diğer yandan fırçalama eksikliği ve bir de fırçalarken mide bulantısı oluyorsa diş çürüğü ve diş eti rahatsızlığı kaçınılmaz olmaktadır.
Hamilelik sürecinde kusma da diş ve diş eti sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Kusma nöbetleri sırasında dişler aşırı asitli olan mide sıvısıyla karşılaşır ve diş minesi çözünür. Yumuşamış ve çözünmüş diş minesini korumak için mümkünse ağzı hemen çalkalamamak gerekir ki bu maalesef pek mümkün değildir.
Kusma atakları olan kişilere tavsiyemiz ağzı içindeki asitli ortamı dengeleyecek olan peynir ve yoğurt gibi bazik maddeleri tüketmeleri yönündedir.
 Gebelik öncesi diş hekimi kontrolü ve gebelik süresince de rutin kontroller iyi bir diş fırçalama alışkanlığı ile birleşince ağız ve diş sağlığı adına sorunsuz bir gebelik geçirilebilir.

Emzirenlerde Diş Tedavileri

Emziren kadınlardaki diş tedavileri hamilelere göre daha kolay olmaktadır.
Hamilelerde kullanılan ilaçlar, anestezikler, röntgenler v.s. önemliyken,
emziren kadınlarda önemli olan tek şey ilaçların süte geçip geçmeyeceği konusudur.
Bu bağlamda, emzirirken her türlü diş tedavisi yapılabilir. Diş çekimi, kanal tedavisi, dolgu, implant gibi işlemleri emzirme döneminde yaptırmakta bir sakınca yoktur.
Kişinin emzirme döneminde olduğunu diş hekimine belirtmesi gerekir çünkü kullanılacak ilaç ve anestezikler buna göre hekim tarafından seçilecektir.

Diş Tedavisinden Kaç Saat Sonra Emzirmeli ?

Genel olarak ben tedavilerimde, 2-3 saat sonra emzirilebileceğini hastalarıma söylüyorum. Diş hekimleri olarak bizim kullandığımız lokal anestezilerin çok az bir miktarı süte karışacak kadar metabolize olmaktadır. Bu haliyle bile bebeğe zarar vermeyecektir yine de garanti olsun diye 2-3- saat beklemek fazlasıyla yeterli olacaktır.
Emzirme öncesi bazı doktorlar sütün sağılması gerektiğini düşünürler. Bu kesin bir kural değildir. Sağılmasa da zarar vermez.
Emzirme döneminde yapılan diş tedavilerinde kaç saat sonra emzirilmelidir sorusuna cevaben,
genel olarak tedaviden 2-3 saat sonra emzirme öneriyoruz. Bazı hekimler ilk sütün sağılmasını önerirken, bazıları bunun gerekli olmadığını düşünürler.
Emzirme döneminde diş tedavileri yaptıran kişiler için en iyi yöntem şudur;
Diş tedavilerinden önce bebek emzirilmeli ve tedaviden 3 saat sonraya kadar emzirilmemelidir. İlk sütü sağmaya gerek yoktur zaten vücut tarafından lokal anestezik maddelerin büyük kısmı uygulandığı yerde yok edilmektedir. Kana karışan çok küçük bir miktarın da yine küçük bir kısmı ancak süte geçmektedir ki bu yok denecek kadar az bir miktardır.

Emzirirken İlaç Kullanımı

Diş ile ilgili tedavilerde kullanılan antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar emzirme döneminde tıpkı hamilelikteki gibi farklılık gösterirler.
Anne sütüne geçmeyen veya minimum düzeyde geçen ilaçlar tercih etmek gerekir. Diş hekimi zaten hastanın emzirdiğini belirtmesi durumunda uygun ilaçları reçete edecektir.
Önemli : Emzirme döneminde, diş hekiminize danışmadan ilaç almayınız.

EK

Hamilelikte ağız ve diş sağlığıyla ilgili olarak Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) ‘nin yayınladığı bilgilendirici broşüre aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.tdb.org.tr/tdb/v2/yayinlar/TADS_Brosur/hamile.pdf

Bize Ulaşın

Yorum, düşünce ve merak ettiklerinizi aşağıdaki yorumlardan bana iletebilirsiniz.
Hakkımda, iletişim, kampanyalar, tedavi fiyatları gibi sayfalara erişmek için ana sayfaya dönebilirsiniz.
Sağlıklı günler dilerim.

Osmaniye Diş Kliniği, Bakırköy
05538885444

Yorumlar 

Diş Hekimi Serdar Ekici





Acil Durumlar için

Bizi Arayın

Acil durumlar, şiddetli ağrılar gibi durumlarda bizi arayarak randevuya gerek kalmaksızın gelebilirsiniz. Yatalak hastalar için evde tedavi hizmetimiz mevcuttur.


ACİL DURUMLAR

Telefon
0553 888 54 44



EVDE TEDAVİ HİZMETİ

Telefon
0553 888 54 44



Bizi Takip Edin

Sosyal Medya Hesapları

Sosyal medya hesaplarımız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.



All rights reserved. © 2026
Özel Serdar Ekici Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri Ltd. Şti.
Webmaster

blank